Ricky
Uçtu Uçtu Ricky Uçtu…
(Dikkat: Bu Yazı Filmle İlgili Bazı Sürprizleri Ele Vermektedir)
François Ozon'un merakla beklenen son filmi Ricky hem izleyicileri hem de eleştirmenleri ikiye böldükten sonra nihayet Türkiye semalarında. Ozon'da selefi olan diğer başarılı Avrupalı yönetmenler gibi yaşlandıkça daha naif daha ailevi değerlere odaklı filmler çekmeye başlamış görünüyor. Yıllar içinde dramdan komediye pek çok türü deneyen Ozon son filmiyle 2009 Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı için yarışmış ama eli boş evine dönmüştü. Bizdeki yolculuğu da İstanbul film festivalinde başlayan Ricky salonlarımızı yakında şenlendirecek.
Ozon'a hiç yakışmayan bayağı bir filmden tutunda dram soslu entelektüel fantezi yakıştırmaları da yapılan filme Avrupa’dan ve ABD'den gelen eleştiriler çeşitlilik arz ediyor. Film kaba hatlarıyla şöyle özetlenebilir; Katie küçük kızıyla yaşayan ve maddi sıkıntılarla boğuşan yalnız bir kadındır. Fabrikaya yeni gelen İspanyol asıllı işçi Paco'dan etkilenir ve beraber olmaya başlarlar. Katie bu ilişkiden hamile kalır.Ve sevimli bebeğimiz Ricky doğar. Ama Ricky'de bir sorun vardır. Sürekli ağlayan Ricky'in sırtında morluklar da oluşmaya başlamıştır. Buraya kadar sıradan bir dram gibi ilerleyen filmimiz Ricky'nin sırtında bir çift kanat oluşmaya başladığını anladığımız anda yön değiştirerek fanteziye, komediye hatta yer yer dini referanslar veren ilginç bir filme dönüşüyor.
Beklenmedik bu vites değişikliği bazı seyircilerde filmin hafifleştiği izlenimini yaratsa da dikkatli olanlar filmin başında sosyal hizmetler görevlisine ağlayarak bebeği Ricky'den kurtulmaya çalışan Katie'nin bu kilit sahnesiyle filmin geri kalanının değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Yani kanatlı bir melek gibi uçan, sevimli ve belki de kutsal Ricky aslında sadece Katie'nin bir rüyası ya da Ozon'un parçalanmış ailelere bakıp hüzünlü ve komik bir şekilde resmettiği garip bir masal. Hal böyle olunca Ricky'nin tüm kanat çırpışları, Paco'nun bebeğin uçtuğunu duyunca eve gelmesi ve yeniden aile olmaya başaran bu insanların hikâyesi damakta acı-tatlı garip bir tat bırakıyor.
Tersten okuyunca ise film bu noktada gerçekleri yüzümüze tokat gibi indiriyor. Mesela Ricky'nin sırtındaki sözüm ona kanat morlukları Paco'nun muhtemelen bebeğe uyguladığı darp izleri. Filmin sonundaki sevgi dolu aile tablosu da belli ki hiçbir zaman gerçekleşmemiş. Hatırlayalım, Katie gözyaşları içinde Paco’nun kendisini terk ettiğini ve aylardır onu göremediğini tekrarlıyordu. Bu şizofrenik bir şekilde ters çevrilerek kendi kendi yeniden kurgulamış bir gerçeklik. Belki de hem Katie'nin hem de duygusal seyircinin görmek istediği sevimli bir hikâye bu. Ama Fransa banliyölerinde gerçek hayat böyle sevimliliklere geçit vermiyor maalesef. Katie sadece böyle de olabilirdi demek istiyor belki, ya da kim bilir belki de Ozon yitip giden insani değerlerimize ağlayarak hikâyeyi yeni baştan kurguluyor.
Uzunca bir süredir hikâyelerinde insanların bilinç ve gerçekliği algılamaları meselelerini masaya yatırmaktan çekinmeyen Ozon Kumun altında ve Havuz filminde de şizofreniye, gerçeği çarpık bir şekilde algılayan insanlara ve ego meselesine uzatmıştı fenerini. Bu sefer de benzer bir meseleyi sevimli ve uçan bir bebek üzerinden son derece hafif bir şekilde anlatıyor yönetmenimiz. Tek fark bu sefer hikâyede ek olarak dini referanslarında devreye girmesi. Katie'nin filmin sonunda göle girerek bir nevi vaftiz olduğu an gökten Ricky'nin uçarak gelmesi buna bariz bir örnek. Hatta kısmen babasız bir şekilde büyüyen Ricky'de İsa, anne Katie de Meryem olarak algılanabilir.
İstinasız tüm oyuncuların tabiri caizse oyunculuklarıyla döktürdüğü filmde belki de en dikkat çeken evin talihsiz ve ilgiye muhtaç küçük kızı Lisa. Sezonun iyi filmlerinden biri olan Ricky sevimli ama buruk bir masal. İyi bir şeyler izlemek istiyorum diyenlere şiddetle önerilir.

sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|