İstanbul Indie Sahnesi # 2

Proudpilot Röportajı



Geçtiğimiz haftalarda sevgili Kim Ki O ile başladığımız İstanbul Indie Sahnesi serimize bu hafta, geçtiğimiz aylarda Peyote Müzik etiketi ile Monsters Exist isimli ilk albümleri yayınlanan Proudpilot ile devam ediyoruz. Proudpilot gerek deneysel müziğe getirdiği heyecan, gerekse çıkardığı albüm ile Türkiye’de bazı tabuların yıkılabileceğini kanıtlaması açısından İstanbul’daki bağımsız gruplar arasında önemli bir noktada duruyor.  Kendilerini İstabul’un çeşitli mekanlarında DJ setlerin başında da görebileceğimiz grup elamanları ile yaptığımız samimi röportajı sizler ile paylaşıyoruz.

Reset! Magazine: Peyote Müzik ile çıkardığınız Monsters Exist isimli albümün hikayesi nedir? Nasıl başladı her şey ve gelinen bu noktadan memnun musunuz?

Kaan: Çok da ilginç bir hikayesi yok aslında. Bizim hazır parçalarımız vardı ve artık kaydetmek istiyorduk ki tam o sırada Peyote’den albüm yapma teklifi geldi. Sevinerek kabul ettik.

RM: Stüdyo çalışmalarınız ve konserlerinizin emprovize geçtiğiniz biliyoruz. Bu serbestlik içinde Monsters Exist'i kaydetmeden bir gün önce milli piyangodan ikramiye kazandığınızı öğrenseydiniz, şu an elimizde tuttuğumuz albümün aynısını mı dinliyor olurduk? 

Pınar: Konserlerimiz emprovize geçmiyor, şarkı yapış sürecimiz emprovize ‘gelişiyor’ desek daha doğru olur. Piyango çıksaydı, zincirleme gelişen olaylar yüzünden belki daha farklı bir album olabilirdi Monsters Exist ama yapmak istediğimiz şey ve özünden bir şey kaybolmazdı diye düşünüyorum.

RM: Albüm çıktı, konserler devam ediyor. Proudpilot için bundan sonraki adım ne olacak?

Kaan: Canavarları öldürmek!
Ekin: Yola devam.

RM: Post-punk dönemini es geçmiş biri müziğinizi rahatça prograsif metal olarak tanımlayabilir. Metal müzik çevrelerinden yorum veya röportaj talebi aldığınız oluyor mu?

Kaan: Henüz öyle bir teklif almadık ve umarım kimse müziğimizi progresif metal olarak tanımlamaz. Herşeyden önce progresif kelimesinin özü olan değişimin müziğimizde çok fazla olduğuna inanmıyorum, daha çok kendini tekrar eden ve oldukça basit öğelerden oluşuyor bence.

RM: Stadyum grupları defterinin kapandığı daha minimal ve küçük kitleler tarafından beğenilen büyük isimlerin olduğu bir döneme doğru yönelim var. Bu durum müzik yaparken ki motivasyonunuzu nasıl etkiliyor?

Pınar: Yani müzik ve dinleyici arasındaki mesafelerin kısalmasını kastediyorsanız, iyi bir şekilde etkiliyor herhalde. Kendimizi ilk olarak ‘müzisyen’ şeklinde tanımlamadığımız için zaten motivasyonumuzun çıkış kaynağı müziği çok sevmekti. Hala da öyle, bu değişmiyor. Değişicek olursa büyü de bozulur herhalde.

RM: Son zamanlarda mekân sahiplerinin özellikle yerli müzisyenlere karşı keyfi tavırları kulaklara geliyor, siz İstanbul sahnesi, mekânlar ve işletmeleri hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Ekin: Ben açıkçası bu türden kimi ahlaksız tutumlara karşı kolektif bir tavır geliştirmek gerekliliğine inanıyorum. Bu yüzden herkese iş düşüyor.

Pınar: Her türlü ilişkide olduğu gibi burada da iyi niyet önemli. Aksi kendini er ya da geç belli ediyor zaten.

Kaan: Mekanlar “bunlar nasıl olsa bize muhtaç” şeklinde düşünüp bu rahatlıkla davrandığı sürece bu sorunlar devam edecektir. Keşke daha çok birbirine destek olan bir millet olabilseydik.

RM: İstanbul'da alternatif grupların sahne alabileceği bir iki mekan olmasının, müzisyenler açısından değerlendirildiğinde bir açmaza doğru gittiğini söyleyebilir miyiz?

Kaan: Korkarım söyleyebiliriz çünkü ne yazık ki insanların bir çoğu müzikten çok mekandan ve ortamdan dolayı orda olabiliyor. X mekana takılan biri hep ordaki gecelere gidip diğer mekanlara uğramayabiliyor mesela. Bu da bir çok iyi işin gözden kaçmasına sebep olabiliyor.

RM: Rock'n Coke performansı sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Pınar: Garip, eğlenceli, sıcak.
Ekin: Baştan sona hatırladığım tek konser.

RM: Hala insanların müziğinizi anladığı ve sevdiği düşüncesi size garip geliyor mu?

Pınar: Geliyor ya.

Kaan: Oldukça.

RM: Müziğiniz oldukça gürültülü, depresif ve karanlık. Günlük hayatlarınızda da mı bu şekildesiniz?  

Pınar: Öyle olduğumuz anlar da var diyelim.

Kaan: Ben çok fazla gürültülü olmamaya çalışırım ama parmak uçlarında yürümek yeterli olmuyor sanırım. Şaka bir yana o kadar da depresif ve karanlık karakterler değiliz bence ya da iyi olmak için müzik yapıyoruz. 

RM: Türkiye sınırlarında web üzerinden gelen bir patlamayla son yıllarda çok değişik ve güzel işler görsek de yine de müzikal açıdan insanı doyuracak kadar çok grup ve müzisyenin ortada olmadığını görüyoruz. Sizce “alternatif” kültür küçük bir topluluğun içine sıkışıp kalmış durumda mı? Ya da İstanbul için bir bağımsız müzik sahnesinden bahsedebilir miyiz? Yoksa daha erken mi?

Pınar: Bahsederiz bence niye bahsetmeyelim. İyi ya da kötü oluşu bir yana, en azından deneyen bir kitle var. Bir şekilde daha çok ve çeşitli müzik dinleniyor artık ve müzik yapmaya kalkan, bunu yapabileceğine inanan daha çok insan var. Kolektif halde orijinal ve heyecan verici şeyler için bir şey demek zor, yapılan şeyler çok dağınık. Bu gaza gelmenin getirdiği kafa karışıklığı kendini belli ediyor ama umutsuz da değil bence.

Kaan: İşte mesela bu konuda depresif ve karanlık olabiliyorum o yüzden de susuyorum.  

RM: Son dönemlerde çıkan onca albüm arasından kaliteli olanları bulup dinlemek gitgide zorlaştı. Bu hengame içinde müzik dinleme yönteminiz nedir?

Pınar: Referans ve okuma yoluyla müzik buluyorum ve bu yolla bulduğum müziklerden de genelde hoşnut kalıyorum. Her türlü formatla aram iyi olsa da genelde bilgisayar başında olduğumdan orada dinlenebilecek CD ve mp3 ağır basıyor.

Kaan: Ben de müzik bulmak ve dinlemek için aynı yöntemleri kullanıyorum ama hala plak ve cdlerden kopamadım. Kopmak da istemiyorum.

Ekin: Myspace’ten de keşifler yapıyorum ben hala.

RM: İstanbulun çeşitli mekanlarında sizi DJ setlerin başında görüyoruz. Nasıl bir motivasyon sizin için başkasının şarkılarını çalmak?

Pınar: Müzik dinlemek gibi işte. En sevdiğim şarkıları yüksek sesle dinlemek ve bakın bakın şimdi ne çalacağım harika bi şarkı demek gibi bişey.

Kaan: İnsanları ve duygularını harekete geçirmek oldukça güzel birşey bence.

RM: Son dönemlerde ilginiz çeken ve sıkca dinlediğiniz grup ve müzisyenler kimler?

Ekin: Ben bu aralar yine Selda dinliyorum. Yabancılardan da Emeralds'ın son albümü çok güzel, Pumice güzel.

Pınar:  Yenilerden The XX’in albümünden bikaç parçayı çok sevdim, Jeremy Jay tam bir minnoş. Sonra Talk Talk, Grouper, Roxy Music,

Kaan: Lost in Bazaar, Synthetic Mind Decay, Nadja, Grouper, Instra:mental…

RM: “Dumansız hava sahası” veya tabiri caizse sigara yasağı hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Pınar: Medeniyet zor bi müessese diyorum.
 Ekin: Sigara ruhsatını bekleyenlerdenim.




Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>

 

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010