Bondage Fairies-Cheap Italian Wine
İki peri varmış ormanda: Pfil ve Pamilia. Bu iki peri evladı ormanın huzurundan sorumluymuş. Pfil daha saf ve masumane gözüken melek iken, Pamilia cinsel olgun ve ilişkiye açık bir periymiş. Gelgelelim, Pfil saf gözükse de Pamilia’dan hiç bir zaman aşağı kalmaz imiş. Evet Türkiye’de gösterilseydi adının “Ormanın Zillileri” olmasının kuvvetle muhtemel olduğu bir erotik çizgi romandan, Bondage Fairies’den bahsediyorum efendiler.Teruo Kakuta adlı Japon çizerin hayat verdiği Amerika’da da 90-91 arası yayımlanan bir erotic comic’den…
90-91 senelerine bir flashback yaptım belleğimde. Turgut Özal’ın özelleştirme politikaları,ilk özel kanalların hayatlarımıza girmesi, Wagenhaus, Stumpf, 15 yaşında bir Sergen Yalçın , Nirvana ile Seattle’da grunge’ın doğuşu ile 80’lerin gerçekten bittiği kafasına dank edip deri pantolonlarını ne yapacaklarını şaşıran bir teenage komünü.Ve tabiî ki biz çocuklar için bilgisayar ve bilgisayar oyunları ile ilk yakın temas… Karşınızda Commodore 64 sayın seyirciler. .Bu 8-bit bilgisayarlarda oynadığımız oyunlar görüntü itibariyle gerçektende kare kare adamlardan öte geçemese de, çıkan “abidik gubidik” sesler ile oyunun dünyasına kendimizi bıraktığımızı anımsıyorum.
Belki 15 yaşında bir Sergen Yalçın’ı ve onun ilk Veliefendi tecrübesini benle birlikte hatırlamasalar da o yılları çok dolu dolu yaşamış olduklarına inandığım iki İsveçli’den bahsetmek isterim sizlere..Bondage Fairies’den..Yeeey ! ( Bu noktada aklıma Barfly filminden bir sahne geliyor ve “ To my friends ! Yeeeey!” diorum..)
İsveçli Bondage Fairies Stockholm’un batısındaki Bromma banliyösünün sokaklarını adı gibi bilen iki elemandan, Elvis Creep ve Deus Deceptor’dan oluşuyor. Yani en azından kendilerine böyle demeyi seçmişler ikindi namazını takiben. 2006’da What you didn’t know when you hired me adı altında bir albüm çıkaran grup, albümde He-man’in She-ra’ya serenatı, Indie kızlarına bir serzenişden sonra Alman plak şirketi Audiolith’le söz kesip boş mukaveleye imza atmışlar. Bu bağlamda Kölün olsun, Aziz başkan Pauli olsun, Bavyera yöresi olsun pek bir seviliyorlar Almanya’da. Zaten 2007’de yaptıkları Death by Penis Tour ile Alamanya’da baya bir göbek attırmışlar,”haydi sallayalım dünyayı durmadan dans edelim aşk için çiki çiki sallayalım kalçayı oooo oooo” dedirtmişler. Ondan sonra 2009’da da kanımca epey güzel olan bir albüm yapıvermişler, hoca altta kalıverir mi hiç ? yapıştırmış cevabı: Cheap İtalian Wine.
Öncelikle söylemeliyim ki, gerçekten janrlarını tanımladıkları punk/electro/indie’nin güzel bir sentezinin çıktığını düşünüyorum bu albümde. İlk albüme göre bu 3 janrın electro’su biraz daha ağır basmış, güzel de olmuş. Prodüktörlüğünü İsveç’de bir çok grupla çalışan Niklas Nelldal yapmış. Tüm albümü dinledikten sonra tanışıklıkları var mı bilmem ancak grubun Crystal Castles’ın beyni Ethan Kath’la yediklerinin içtiklerinin ayrı gitmediği hissine kapıldım. Bazı soundlar bana Kanadalı grubu çok anımsattı ki, hoşuma gitmediğini söyleyemem. Hele de albümde Girls are sick diye bir parça var ki Ethan ağabeyimiz bunu yeni albüme koysun herkes CC diye dinler diyorum başkada bir şey demiyorum. Albüme geri dönecek olursak kısa kısa toplam 16 şarkı var o yüzden total olarak bir albüm olarak da çok iyi dinlenebildiği kanısındayım. Eksi midir artı mıdır bilemedim fakat yine bu sebepten ötürü belli bir parçaya sıkı sıkıya tutunmakta güçlük çekiyoruz biz dinleyenler olarak. Rymd adlı introdan sonra gelen Zeta Reticule, yazımın başında bahsettiğim Japon çizer Teruo Kakuta’ya bir saygı duruşu niteliğinde olan Ska-Edeby, bazı indie gruplarına (umuyorum ki bazılarıdır Strokes’a,Libertines’e uzanan eller kırılır) bir gönderme olan Garbage İndie Bands ,albümün en gürültülü parçası Why I didn’t like August 93 ve Girls are sick benim için bir nebzede olsa öne çıkan parçalar oldu.
Grubun sahne maskeleri de enfes doğrusu. Transformers 2’nin görsel etkisi üstümden gitmemişken maskeleri görünce epey bir hoşuma gittiler. Özetle,bu İsveçliler bu aralar iyice “ Anam çoştu lan bunlar!” dedirtiyor yılbaşı spikeri kızımıza çıkan albümlerle.Mando Diao’nun albümü enfes doğrusu buda bana pek bir güzel geldi. Beğenmeniz dileğiyle.Esen kalın.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|