Late Greats Röportajı
Merhabalar sevgili okuyucular. An itibariyle askere gitmek için önümde tam üç günüm var. Son aylardaki yoğunluktan ötürü beş aydır dergimizde yer veremediğimiz, bekletip durduğumuz, çok sevdiğim bir topluluk olan Late Greats ile yaptığımız röportajın Reset!’te yer alması ancak ben gittikten sonraya nasipmiş. Bu arada Late Greats röportajı yeni Reset! sayısının çıkmasına birkaç gün kala olacak ve belki önümüzdeki sayıda değil de, bir sonrakinde yer bulacak kendine. Orasını bilemiyorum... Öyle olsa dahi, en güzeli de o olabilir sanki. Yani, ben kim bilir nerelerde, neler yapıyorken yazımın buralardan okunuyor olması gayet hoş bir hissiyat veriyor bana. O yüzden arada sırada alacağım çarşı izinlerinde gittiğim ‘kafeteria’larda –hahah!- yine keşif yazılarıma devam etmek istiyorum. E, umarım şansım ve vaktim olabilir tabi de yazabilirim. Hele bir de elimde yapmam gereken Errors, The Author ve de cevaplarını beklediğim Foals röportajları varken askere gitmek cidden içimi burkuyor. Neyse, halledip geleceğim artık Ocak ayında. Hadi bakalım daha fazla tutmayayım da sizi buyrun artık Late Greats ile gerçekleştirdiğim sohbete.
Reset Magazine: Merhabalar. Öncelikle size birkaç haberim var; Late Greats olarak ‘Life Without Balloons’ adlı albümünüzle Reset!’in geçtiğimiz yılın en iyileri listesinde yer aldınız ve 2008’in Ağustos ayında da albümünüzün kritiğine de yer vermiştik derigimizde. Albüme de 8 koca puan vererek beğenimizi belli etmiştik.
Late Greats: Bu harika bir haber! Böylesine harika grupların ve görkemli albümlerin yanında bizimde adımızı geçirdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bu gerçekten bize çok şey ifade ediyor. Çok çok teşekkürler.
RM: Peki, ilk albümünüz hakkındaki diğer yorumlar nasıldı? Ben şahsen bu albümü çok seviyorum. Hatta favori parçalarımı da yazayım; Futures Gold, He’s Not It, Destroy My Brain, Gareth, Quick Fix, Stereo, Let It Happen. Sanırım tüm albümü saydım yahu! : )
LG: Life Without Balloons çok iyi yorumlar aldı ve bir albüm olarak biz de çok mutluluk duyuyoruz. Albümü yapmak için çok vakit harcadık, tüm bu sürece enerjimizi tümüyle döktük ve insanların memnun kalmalarından en çok biz memnuniyet duyarız. İngiltere genelinde çeşitli radyo istasyonlarında sürekli ve çokca parçalarımız çalındı umarız ki insanlar albümün daha çok tadına varacaklar. Belki şimdi, belki gelecek hafta belki de 10 yıl sonra…
RM: İkincisi için çok bekleyecek miyiz?
LG: Umarız yeni albüm için sizleri çok bekletmeyeceğiz, ama acele etmeye de gerek yok. İlk albüm Life Without Balloons’u biraraya getirmek için de oldukça uzun bir zaman harcadık ama sonuçu gerçekten çok tatmin edici oldu. İkinci albümümüzden de gururlanmayı istiyoruz aynı debümüzde olduğu gibi. Yani, ikinci albümün çıkması da alması gereken kadar uzunlukta bir zaman alacak diyebiliriz.
RM: Şunu sizlere de söylemeliyim ki; Late Greats ile Art Brut arasında ben birçok benzerlik buluyorum. Sizlerin daha çok The Cribs’e yakın durduğunuza dair yorumların daha fazla olduğunu da biliyorum ama benim düşüncem Cribs & Late Greats benzerliğindense Art Brut & Late Greats benzerliğinin daha fazla Quick Fix’ini dinlerken Late Greats vokalleri direkt Art Brut vokali Eddie Argos’u andırıyor… Ve tabii bu iki grubun da biraz daha punk içerikli bir ruhu olduğunu da düşündüğümü belirtmeliyim. Adı geçen bu iki grubu ve Late Greats’i de buna dahil etmeliyim, bu üç grubu da yermek adına değil bu sorum bu arada onu belirtmek isterim. Zaten bu üç isimden de aynı hazzı alıyorum ve gerçekten üç ismi de çok çok fazla sevmekteyim. Peki, siz bu konuda ne düşünürsünüz? Yani bence bu gibi başarılı isimlere benzetilmek güzel olmalı Belki de benim bile Late Greats’i bu kadar çok sevmemi sağlayan Cribs ve Art Brut’e olan benzerlikleri olabilir sizce de öyle değil mi?
LG: The Cribs’in ve Art Brut’ün bizler de çok büyük hayranlarıyız. Bu yüzden iki isimle de herhangi bir karşılaştırma bizim için çok büyük bir iltifattır. Dürüst olmak gerekirse, şu müzik yönlü “sounds like” benzetmelerinin tümünden pek hoşlandığımızı söyleyemeyiz aslında. Çünkü herkes illa ki birileri gibi tınılayacaktır kulaklara… Zaten bu da müzik hakkındaki en görkemli şey, diğerleri için etkileşim sağlar. Eğer bizim parçalarımızı da gerçketen daha derin kazarsanız, muhtemelen bizim de bir zamanlar beğendiğimiz tüm sanatçılardan ipuçları bulacaksınızdır.
RM: Bu arada hazır lafı geçmişken söyleyeyim; Art Brut yaklaşık 3 sene once buraya gelip bizlere unutulmaz bir gece yaşatıp harika da bir konser vermişti. Keşke siz de gelseniz bir konser patlatsanız. İstemez misiniz?
LG: Tabii ki! Çok isteriz gelmeyi. Sadece yeteri kadar koca bir evi olan ve bizi ‘evleyecek’ birinden davet bekliyoruz oradan o kadar. : )
RM: Bildiğim kadarıyla Eastbourne çıkışlısınız ve aslen de oralısınız. Ama Eastbourne çıkışlı isim yapmış gruplara pek rastladığımı söyleyemeyeceğim. Burada pek bilemiyoruz yani. Mesele Manchester, Londra, Leeds desek onlarca grup sayabiliriz ve tüm bu şehirlerin bilindik bir sahnesi var diyebilirim. Şu günlerde Leeds sahnesi desek aklıma ilk gelen isimler iForward Russia!, Grammatics olur mesela… Bu biraz Eastbourne için geçerli değil sanki?
LG: Eastbourne’ün müzikal sahnesi tam olarak gelişen diyebileceğimiz nitelikte değil. Bu buradaki yetenekli müzisyen eksiklikliğinden değil de, Eastbourne’de grupları misafir edecek derecede büyük bir mekan olmayışından kaynaklanıyor bize göre. Şehrimizi çok seviyoruz ve Eastbourne’lüyüz demekten de gurur duyuyoruz. Ve ülkenin büyük şehirlerinden çıkan gruplara göre biraz farklı arka plandan geliyoruz. Dolayısıyla hakkında yazmak için çok farkı deneyimlerimiz var.
RM: Bu durumda albümünüzün beklenenden çok daha uzun süre sonra çıkması ve geç albümlenen gruplardan biri olarak gösterilmeniz yaşadığınız yerin konumuyla da alakalı olabilir mi?
LG: Belki tembel bir kıyı kasabasından gelen bir grup olduğumuz için bir Londra, Manchester veya Leeds grubu kadar ‘gig’lemiş olamayabiliriz… Ama bu herhangi bir anlamda bizi dezavantajlı bir duruma koymaz.
RM: Eastbourne çıkışlı diğer gruplar peki? Aralarından birkaç isim vermenizi de istesem…
LG: Eastbourne birçok sanatçı ve grup çıkartmıştır aslında, bize göre pek farklı olan şeyler bir kaçına isim vermemiz gerekirse; Toploader, Easyworld ve David Ford diyebiliriz.
RM: Futures Gold gerçekten tam bir ‘kafa koparan’ açılış parçası. Harika da buluyorum o parçyı ama neden dinleyicilerinizi daha ilk şarkınızda “HEY! I’m pleased to meet you, and all your stupid faces” diyerek biraz değişik bir girişle selamlamayı tercih ettiğinizi öğrenebilir miyim? : )
LG: Biz aslında herkesle bu şekilde konuşuyoruz. ; )
RM: Son olarak Late Greats’e hakettiğini düşündüğüm başarıyı ve çok daha fazla popülariteyi dileyerek son vermek istiyorum röportajıma. Bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Lütfen burada sevenleriniz olduğunu da unutmayın. : )
LG: Biz teşekkür ederiz! Yakında oraya kadar uzanabilmeyi gerçekten çok umut ederiz.

Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>
|