James Murphy Röportajı

Bu sayıda yayınlanan DFA Records yazısını bahane ederek, DFA’nın kurucularından LCD Soundsystem’dan da çok iyi tanıdığımız, dans müziğin çılgın ismi James Murphy ile yapılmış olan bu söyleşiyi sizler için çevirdik. 2002 tarihli bu röportajı seçmemizdeki amaç ise, günümüzün en önemli indie label’larından biri olan DFA’nın, henüz 4 single yayınlamış ve yolun çok başında iken sarfettikleri cümlelerin tarihsel bir değeri olması.

Free Williamsburg: DFA’nın adını hala electroclash ile birlikte anılırken görüyoruz. Electroclash diyince benim aklıma Fischerspooner, Ladytron ve hatta Peaches gibi isimler geliyor. DFA’nın electroclash hareketinin bir parçası olduğunu düşünüyor musun?

James Murhy: Hayır. Öyle sanıyorum ki Fisherspooner gibi diğer bazı gruplar da kendilerini electroclash olarak tanımlamıyorlardır.

FW: Nedir gerçekten bu Electroclash? Herkesin farkı bir tanımı varmış gibi görünüyor bunun için.

JM: Sanırım Lary Tee tarafından ortaya atılmış ve tescillenmiş bir tanım. Asimetrik eyilimler üzerine kurulu bir diziden oluşmuş marka olarak tanımlanabilir.

FW: DFA nasıl bu kadar kısa sürede bir fenomene dönüştü? Şu ana kadar 4 single yayınlamış olmanıza rağmen geniş bir kitleniz var.

JM: Bir fenomen olup olmadığımızı bilmiyorum açıkcası. Sanırım olduğumuzdan daha meşhur görünüyoruz ki bunun tek nedeni müziğimizi seven dergilerin hakkımızda yazdıkları yazılar olsa gerek. Fakat bu tarz şeylerin geçici olduğunu düşünüyorum, önemli olan beraber çalıştığımız grupların sahip olduğu kalite.

FW: Kurucusu olduğun Plantain şu anda sanki ikinci sırada kalmış gibi duruyor?

JM:Tabiki değil. Plantain bir bina gibi, DFA ise sadece bu binadaki bir şey. Bu bir birliktelik gibi bazen sıkı sıkıya bağlı bazen ise biraz daha gevşek. Porjeye bağlı olarak değişen bir durum.

FW: Sanatçıları nasıl buluyorsunuz?

JM: Şu ana kadar arkadaş, arkadaşın arkadaşı şeklinde ilerledi. Sistem genelde Turnin Machine’den Justin Chearno üzerinden işliyor diyebiliriz. Kendisi rock dünyasında tanıdığım en bilgili kişilerden biri. Birileri ona New York’da müzik yapması için bir çek vermeli.

FW: İş dışında da sürekli beraber takılır mısınız, yoksa iş yerinde yeterince görüyor musunuz birbirinizi?

JM: Tim ile ben takıldığımızda tamami ile dağıtma eğiliminde oluyoruz, bu yüzden iş sonrası ayrı yerlere gitmek bizim için daha iyi. Bir bodrum katında 12-18 saat çalıştığımız oluyor, bunu kaldırabilmek için ise daha radikal uygulamalar gerekiyor.

FW: Medya, New York müzik sahnesinin yükselişi hakkında konuşmayı bırakmayacak gibi görünüyor. Sizce bu dönem içinde çıkan gruplar uzun soluklu olabilecekler mi ? Başka bir değişle beş yıl sonra hatırlanacaklar mı?

JM: Eminim ki iyi müzik yapan başarılı guruplar olacaktır ve bu süreç bitene kadar yenilikçi bir şekilde devam edeceklerdir. Diğerleri ise yıllar sonra, 2000’lerin başında New York sahnesinin çok başarılı olduğu atıp tuttulurken bir takım toplama albümlerde yer almaktan ileriye geçemeyecektir.

FW: DFA şarkıları internet üzerinden paylaşılıyor. Bu sizi kızdırıyor mu?

JM: Hiç de değil. Plak yerine mp3 dinlemek yeterli bir ceza değil mi zaten? Daha kötü bir ses elde etmeniz mümkün değil. Müziği gerçekten seven ve indiren, sonrasında beğendiği albümü satın alıp arkadaşlarını da bu konuda teşvik eden birine internetten müzik indirmek neden yasak olsunki. Mesela Radiohead’i etkiliyor mudur sizce şarkılarının indirilmesi, sanmam. İnternet üzerinden indirilebilen saçmalıklar, müzik endüstirsini hayatlarını devam ettirebilmeleri için daha yaratıcı olmaya yitiyor. Bu yaratıcılığın bir kısmı ise 20 $’a içi unutulmaya mahkum şarkılarla dolu, ucuz albüm kapağı ve içeriği olan albümler satmak yönünde kullanılıyor.

FW: DFA ismi nereden geliyor?

JM: Eğer sana bunu söylersem, seni öldürmem gerekecek. Yasal olarak bunun şaka olduğunu söylemek zorundayım ama ikimizde kötü şeylerin olmasını istemeyiz değil mi?

FW: Studyoda sigara içermisiniz?

JM: Hayır.

FW: Black Dice geçenlerde DFA bünyesinde yeni bir albüm çıkardı. Black Dice’ın sound’u diğer DFA grupları ile kıyaslandığında daha gürültülü ve karanlık. Çeşitliliği arttırmak için özellikle alınmış bir karar mıydı Black Dice ile çalışmak?

JM: Aslında hayır. Black Dice’ın müziğini gerçekten çok beğendik ve bizim için onları DFA’ya katmanın faydalı olacağını düşündük. Aslına bakarsınız DFA’da olmanın onlar içinde iyi olacağını düşünüyoruz.

FW: Genel olarak bakacak olursan, gerçekten berbatsınız demek istediğin birileri var mı?

JM: Tabiki hayır.

FW: Pekiya yine genel olarak bakacak olursan, her şeyi doğru yapıyorsunuz demek istediğin birileri?

JM: Le Tigre

FW: Müzikal etkileşimlerin neler? 70’ler sonu Manchester punk sahnesi ve Factory Records’dan etkilendin mi?

JM: Tim ve ben gerçekten farklı müziklerden hoşlanıyoruz. Factory ile birlikte büyüdük, etkilenmemek mümkün mü?

FW: Son zamanlarda okuduğun güzel bir şey var mı?

JM: Geçenlerde Plant Bar’da gerçekten tatlı bir yazı okudum

FW: Önümüzdeki aylarda DFA’dan neler beklemeliyiz?

Bir adet Rapture albümü. 12”’lik Juan Mclean albümü. Bir adet 7”’lik LCD Soundsystem single’ı. 12”’lik bir Black Dice ve tüm bu 12”’liklerden oluşan bir toplama.

www.freewilliamsburg.com, Ekim 2002, Çeviren; Gazali Görüryılmaz



Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>

 

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010