Cold War Kids Röportajı



Sıcak, çok sıcak bir Rock’n Coke günü. Güneşin altında adeta muhallebi gibi kaynıyoruz. Ama ismiyle müsemma Cold War Kids sahneye çıkınca tüm mızmız dede – nine tavırlarını bırakıp kendimizi müziğe bırakıyoruz. Konser bitiminde ise soluğu kuliste alıyor ve grup elemanlarından Jonnie Russell ve Matt Maust’u köşeye sıkıştırıyoruz. Bizden korktular mı? Sanmam. Peki hangi sırları verdiler? Buyurun...

Öncelikle hoş geldiniz. Az önce sahneden indiniz, konser nasıl geçti?

Matt: Biraz geç kaldık, oradan başlayayım. Teknik işlerimiz uzadığından alana konserden hemen önce vardık ve kendimizi sahnede bulduk. Hava oldukça sıcaktı ama terden ölmedik hani. Gerçekten eğlendiğimizi söyleyebilirim. Ama kalabalığı gördüğüm kadarıyla herkes sıcaktan perişan düşmüştü. Seyirciye gelince, bunca insanın şarkılarımızı ezbere söylemesi bizi çok şaşırttı.

Jonnie: Sahne önünde bir grup çocuk bize bağırıyor, şarkılarımıza olanca gücüyle eşlik ediyordu. Gerçekten çok tatlı görünüyorlardı. Burada oldukça sıcak karşılandık.

Daha önce hiç bu kadar uzak bir yere gelmediğinizi söylemişsiniz.

Matt: Bu taraflara gelmedik, doğru. Japonya’ya gittik, Avustralya’ya gittik ama nedense bize burası da uzak geliyor. Belki öyle düşündüğümüzdendir...

Dün festival alanında mıydınız?


Matt: Hayır, konser başlamadan kırk beş dakika kadar önce uçaktan inmiştik. Saat 13:15 gibi iniş yaptık ve on dakika kala ancak yetişebildik.

Peki festivalde yer alan isimler arasında görmek istedikleriniz var mı?

Matt: Olabilir. Santigold’un sahne alacağını duyduk mesela; kendisi harikadır. Eğer görürseniz bizden selam söyleyin. Nine Inch Nails da dün sahne almış. Işık gösterilerinin muhteşem olduğunu duymuştum, kıyas kabul etmiyormuş. Prodigy de efsanedir.

Yeni albümünüzle eski albümünüz arasında pek çok karşılaştırma yapıldı. Peki siz nasıl bir kıyaslama yapıyorsunuz?


Jonnie: Bence bu albümümüz ilk albüme nazaran daha oturaklı. İlk albüm çok kısa bir sürede kaydedilmişti, bir hafta falan. Ancak bu albümde daha itinayla çalıştık ve pastamızın üzerine kirazı koymayı başardık. İçimize çok daha fazla sindiğini söyleyebilirim.

Bir dergide ilk zamanlarda verdiğiniz bir röportajı okuduk. Orada turnelere yeni başladığınızı söylüyordunuz. O zamandan bu zamana ne değişti?

Jonnie: Hala zor ama alışıyoruz. Örneğin bugün turnemizin en tuhaf günlerinden birini geçirdik, ayağımızın tozuyla sahneye çıkmak zorunda kaldık. Ne ses kontrolü, ne de hazırlık yapabilmiştik. Ama böylesinin daha heyecanlı olduğunu fark ettim. Bence başımıza gelebilecek en kötü durum, sahnede sıkılmamız olacaktır.

Çoğu insan sizi Amerikalı gruplardan ziyade İngiliz gruplarına benzetiyor. Oraya yerleşmek veya kayıtlarınızı orada sürdürmek gibi planlarınız var mı?


Jonnie: Biz kendimizi İngiliz müziğine pek yakın görmüyoruz, o yüzden öyle bir planımız yok. İngiltere'yi severim aslında, daha önce turne kapsamında orada bulunduk. Ama sanırım alışık olduğumuz topraklarda kalmak bizim için en iyisi olacaktır.

Peki Amerika’daki siyasi durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Matt: Obama’dan umutluyum. Hepimiz ona oy verdik ve ülkenin çehresini bir parça da olsa değiştireceğine inanıyoruz.

Vincent Moon ile birlikte God Make Up Your Mind şarkısına klip çektiniz. Klip gerçekten oldukça sıradışı ve muhteşem; böyle bir fikir kimden çıktı?

Matt: Sanırım bir televizyon programından çıkmıştık ve Vincent dışarıda böyle bir video çekebileceğimizi söyledi. Parkta yürüyüp aklımıza ne gelirse yapalım deyince biz de kabul ettik. Sonra o otobüsü gördük, o sırada zaten kaydetmeye devam ediyorduk. Otobüse atladık, koltuklardaki çocukları gördük ve devamı geldi. Oradaki ana fikir, etrafta ne varsa kullanmaktan geçiyordu.

Jonnie: Kısacası köşeyi döndük, otobüsü gördük ve olaylar gelişti.

Ayrıca sahnede başka sanatçılarla ortak çalışmalar yürüttüğünüzü duyduk. Örneğin Animal Collective üyeleri... Bize biraz bundan bahseder misiniz?

Jonnie: Evet, onlarla sahnede takıldığımız zamanlar oldu. Animal Collective elemanlarının tamamıyla bir çalışma yapmadık ama Elvis Perkins, Dr. Dog gibi insanlarla birlikte çaldık ve ayrıca kendilerinin büyük hayranlarıyız.

Peki bu yönde planlarınız var mı?

Matt: Yakın zamanda böyle projeler düşünmüyoruz. Cold Kids diye bir hiphop grubu var ve onlarla birkaç şarkıda beraber çalıştık. Belki siz de tanıyorsunuzdur. Beraber konsere çıkmak çok eğlenceli olabilir.

Dün Howling Bells röportajında sizi çok beğendiklerini söylediler. Peki siz böyle genç grupları destekliyor musunuz?

Matt: Onları henüz dinlemedik ama teşekkür ediyoruz. Yeni müzisyenlerden örneğin Richard Swift’i çok beğeniyoruz. The National çok başarılı bir grup.

Peki tüm bu koşuşturma arasında, myspace postalarınızla kim ilgileniyor?

Matt: Ben ilgileniyorum. Fotoğraf yüklediğim de oluyor.

Jonnie: Genellikle arkadaşlarımızla veya hayranlarımızla yüz yüze iletişimi tercih ediyoruz.

Matt: Aslında gruptaki her şeyle kendimiz ilgilenmeyi tercih ediyoruz; ancak biraz tembel olduğumuz için turne sırasında pek vakit ayırabildiğimiz söylenemez.

Twitter gibi yeni teknolojilerle aranız nasıl?

Matt: Hiç işimiz olmuyor. Biraz fazla yavan geliyor.

Jonnie: Sanırım hesabımız var, birileri açıp elimize tutuşturmuştu ama hiç kullanmıyoruz. Biraz alışmamız gerekiyor galiba... Bir sonraki albümde daha fazla yararlanabiliriz.

Daha önce OK Computer’ın yeniden düzenlendiği karma albümde yer aldınız. Yakın zamanda buna benzer bir projeniz var mı?

Matt: Cover yapmayı düşünmesek de şarkılarımızı toplama albümlere verebiliriz. Önümüzdeki ay içinde böyle bir albümde yer alacağız zaten. İsmini söylemeyi çok isterdim ama yol yorgunuyum, hatırlayamıyorum. Orada yeni bir şarkımız yayınlanacak. Google’a baksanız olur mu?

Müzik dünyasında size kimler ilham veriyor?

Matt: Çok fazla isim var aslında, listemiz Manowar’dan tutun da Nick Cave’e kadar uzanıyor. Velvet Underground, Nico, Gorillaz... Hepsi gerçekten büyük isimler.

Gorillaz demişken Blur’ün yeniden toplanmasına ne diyorsunuz?

Jonnie: Blur’ü iki hafta önce Glastonbury’de izledik ve ne kadar özlediğimizi fark ettik.

Klasik soru: Oasis mi Blur mü?

Matt: Ben ikisini de seviyorum, ama Blur’ü bir parça daha fazla... Blur’ün müziği Oasis’e göre daha kapsamlı, içinde pek çok detay barındırıyor. Oasis, işin rock’n roll yüzü.

Jonnie: Bence Tender doksanların en iyi şarkısıdır.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

Biz teşekkür ederiz, keşke bu akşam Santigold’u görebilsek...





Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>

 

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010