Vampire Weekend - Vampire Weekend

Güney Afrika’da ayrımcılık (apartheid) politikalarına karşı siyah öğrencilerin 16 Haziran 1976 yılında düzenledikleri kitlesel tepki hareketiyle ünlenmiş şehri “Soweto” Vampire Weekend grubunun müzik felsefesin etkilemesi bakımından büyük önem taşıyor. Çünkü onlar soweto şehrinin Afrika müziğinin New York ‘a uzanarak klasik western ile buluşması tadında bir müzik yapıyorlar.

New York camiasında The Strokes’un ilk albümün yaptığı etki bu yılın başlarından itibaren Vampire Weekend cephesinde yaşanmakta,üstelik işin medya kısmını da arkalarına alarak..Columbia üniversitesinden tanışan Ezra Koenig(Gitar-vokal),Christopher Tomson (davul),Rostom Batmanglij (Klavye) ve Chris Baio (bass)’dan kurulu grubumuz ilk albümlerini bağımsız plak şirketi XL Recording bünyesinde yayınladılar. “Beyaz Çocuklar afro-pop yapıyor” etiketi altında albümleri Talking Heads ‘in “Remain In Light” ve bu tarz için bir referans noktası kabul edilen Paul Simon’nın efsanevi albümü “Graceland “ ile kıyaslanıyor.Oysaki farklı takılmak ve oradaki yerel müzisyenlerin ruhunu kavramak üzere bir çok isim Afrika’ya giderek albümler kaydettiğini biliyoruz..(En yakın örneklerden biri Damon Albarn’nün Mali Music projesi )Vampire Weekend’i farklı yapan ise bu albümü Afrika’nın sıcak atmosferinde değil fakülte çimlerinde şekillendirmeleri.

Albümdeki tüm şarkılar özel bir imge ve sözcük grubuyla başlayıp sonradan birer hikâyeye dönüşerek ardı ardına açılan kapılar gibi birbirini takip ediyor. Sade, anlaşılır,minimal pop tarzında, afrobeat gitarlarla süslü yorucu olmayan Peter Gabriel misali yumuşak dokunuşlar içeren bir müzik yapıyorlar aslında .Onlar için hemen bir yakıştırma bile bulunmuş Paul Simon coverlayan The Strokes.İlk dakikadan itibaren albümün açılış parçası olan “Mansard Road ‘da temiz doğal gitarlar,iç burkan bas nabızları,seri akıcı davul ritimleri arasında güneşli bir Afrika tonu yükseliyor.İlk izlenimi aldıktan sonra “Oxford Comma” ile Batmanglij ‘nin klavyesinin gücü,metronom hissi veren davul vuruşları eşliğinde gevşeten bir vokalle hep birlikte “who gives a fuck about a Oxford comma?/ i’ve seen those english dramas too” sözcüklerini söylüyoruz.Ska etkileşimli başlayıp derin bir yolculuğa çıkaran A-Punk ile The Kinks günlerini tekrar hatırlıyoruz.Sonraki durak ise gerçekten “Graceland “albümünden fırlamış gibi duran “Cape Cod Kwassa Kwassa”.Rolling Stones tarafından 2007 yılının en iyi 100 parçası sıralamasında 67.sırada kendine yer bulan bu parça kurnaz,sakin insanı yoldan çıkaran bir başyapıt.Yaylıların cesurca kullanıldığı “M79.”Punk etkileşimli bir Belle and Sebastian tarzı bir parçaya benzeyen “Campus “.Bir indie rock grubuna benzediklerini hatırlatan “i stand corrected “ ile albüm akıp gidiyor.Bu kadarcık mı derken “Walcott”un melodisine vurulup kalıyoruz..

Yaptıkları bir röportajda “Graceland” albümünü dinlediklerini ve Afrika müziği ile ilgilendiklerini söyleyen Vampire Weekend albümlerinin sadece Graceland’a bağlı kalmadığı,çok farklı seslerden ilham aldıkları konusunda hassas davranıyorlar.Örneğin Zulu yurttan sesler korosu “Ladysmith Black Mambazo “ve “King Sunny Ade”.Sözün bittiği noktaya gelirsek Preppy stili bu gençler eli yüzü düzgün yılın en iyi albümlerinden birini yapmışlar.Bize yazın güneşli günlerini hatırlatan neşeli şarkılar söyleyen Vampire Weekend’e şapka çıkararak selam çakmaktan başka bir şey kalmıyor…Yolunuz açık olsun çocuklar sizi devler liginde görmek temennisiyle..



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010