Envelopes – Here Comes The Wind

Uzun mesafe ilişkileriyle ilgili genel kanı bunun imkânsız, imkânlı olduğunda da oldukça zor olduğudur. Öyledir de aslında. Ancak yürüyen ilişkiler yok mu? Var…

Envelopes iki ayrı ülkede, 3 farklı şehirde yaşayan elemanları olan ve bu ilişkiyi başarıyla yürüten bir grup örneğin. Malmö ve Stockholm’de yaşayan Henrik Orring ve Fredrik Berglind-Dehlin ile Paris’te yaşayan Audrey Pic’in kurduğu grup, yaz tatillerinde Audrey’nin annesinin yazlık evinde toplanıp ‘jam session’lar yaparken bir Paris performansından sonra hız vermişler bu çalışmalara. Grubun İngiltere label’ı olan Brille Records da onları bu dönemde keşfetmiş bu Talking Heads aromalı müziği.

Bir davulcu (Filip) ve bir basçı (Ulf) alıp İngiltere York kırsalında bir ‘cottage’a yerleşmişler zira bir çiftlikte müziklerine odaklanmak istiyorlarmış, ucuz olan York’da karar kımışlar. 2005’te ilk debut albümleri Demons’ı yayınlıyorlar. Bu arada sürekli memleketlerine gidip gelip duran grubu Brille Records oldukça destekliyor ki en maliyetli grupları da Envelopes bu sebepten. Belirtmeden geçemeyeceğim şey ise, bu gidip gelmeler sırasında sadece Newcastle ve Durham’da küçücük mekânlarda verdikleri iki adet performansı gözlerimle görmüş, Audrey ve özellikle davulcu Filip’le sohbet etme şansı bulmuş ve bu insanların mütevazılığine ve İsveç’in genetik yapısı ve Fransız aksanlı İngilizce’ye bir kez daha saygı duymuş bulunmaktaydım. Ve tabii ki çok eğlenceli bir performans da cabası ki sırf bu yüzden yaptıkları ve yapacaklarına göz dikmiştim.

Ve yaptılar. Brille Records’tan yayınladıkları Here Comes the Wind ile yine gönlümü fethettiler diyebilirim. Bir kere bu albümde sık sık video’sunu izlediğim Freejazz var. Bilmem kaçıncı versiyonu olsa da her daim benim dinlemekten sıkılmayacağım, Audrey’nin ‘boyish’ vokalleriyle bize “Make things happen, provoke them” tavsiyesnde bulunduğu ve Reset Magazine yazarı Onur’un sanal âlemdeki gülme efekti gibi sesler (haşbıla haşbıla haşbaşbıla- afskdafskad) çıkardığı bu parça albümde favorim olmaya zaten baştan adaydı. Açılış parçası Party ise bol Pixies etkileri (ki bu etkiyi hiçbir parçada saklamaya çalışmıyorlar) ve yine Audrey ve Henrik’in vokalleriyle dikkat çekiyor. Heaven, I’d like to C U, Smoke In the Desert, Eating the Sand, Hide in the Grass ise Envelopes’un yine tüm malzemelerin bir araya ustaca getirdiği ve indie-pop’un tadını ortaya koyduğu parçalar. Benim pek hazzetmediğim tek parça I’m in Love I don’t Care Who Knows It’tir ki bunu Audrey de sevmiyormuş, konserde grubun diğer elemanları parçayı çalmak isterse gidip bir sigara içme taraftarıymış. Put on Hold’u ise The Postal Service severlere şiddetle tavsiye ediyorum.

Canlı canlı bir kez daha izlemek istediğim Envelopes’u ülkemizde de görmek istediğimi belirtiyor, bu gruba ve albümlerine dikkat diyorum.



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010