Foals - Antidotes
Geçtiğimiz seneden beri yaptıkları müziğin adam olacak çocuk muammelesi görerek, 2008 içinde yaşanabilecek en büyük müzikal patlamalardan birinin nedeni olarak karşımıza çıkması bekleniyordu Foals’un. Daha albüm öncesi kayıtlarıyla, kendi denizinde boğulmak üzere olduğu hissi veren İngiliz indie piyasası için genele göre oldukça orjinal bir yapıları vardı. Vokal Yannis çoktan NME tarafından 2007’nin en cool simalarından biri sayılmıştı. Davulcu Jack Bevan, Burberry’nin 2008 reklam kampanyasının yüzlerinden biri olmuştu. Hummer, Mathletics ve Balloons single’ları kapanın elinde kalıyordu. Kısacasaı albümsüz bir grup için fazlasıyla tanınır haldeydiler.
Müzikal yapılarına bakıldığında math rock ve dance punk diye tabir edilen janrları iç içe geçiren Oxford’lu beşlinin ilk albümü Antidotes, yukarıda bahsi geçen beklentiler bolluğu içerisinde görücüye çıktı. Transgressive etiketiyle yayınlanan albümde, TV On The Radio’dan Dave Sitek’le çalışmışlar. Gerçi son miksajını beğenmeyip, “kendilerini yansıtmadığı” gerekçesiyle grubun kendisi yeniden mikslemiş albümü.
İlk izlenimlerim şudur ki, kendi piyasalarına göre oldukça orjinal sayılabilecek bir iş çıkarmışlar. Daha ilk albümlerinden büyük ölçüde oturtmayı becerdikleri bir müzikal karaktere sahipler. Bazı noktalarda tekdüzeliğe göz kırpsalarda, birbirini tamamlayan şarkılara sahipler. Aynı düzeyde kaliteli şarkıların tek eksiği gerçekten aynı düzeyde kalmaları. Bu kötü bir şey sayılmaz gerçi. Söylemeye çalıştığım, tam anlamıyla ön plana çıkan gerçek anlamda bir “hit” içermiyor oluşu albümün.
Elektronik altyapılar ilk bakışta göze çarpıyor. Bir Battles kadar olmasa da math rock etkileşiminden söz etmek mümkün. Zaten grup elemanları da math rock gruplarıyla haşır neşir olduklarını söylüyorlar. ”Pop side of the math rock” uygun bir etiket olabilir. Şarkıların “danceable “ yapısı !!! ve The Rapture havası taşıyor. Antidotes gerçekten iyi kotarılmış bir iş ama zaman zaman kendini dinletme konusunda devamlılık sıkıntıları çekebiliyor. Enstrümantal bakımdan ise oldukça tatmin ediciler. Özellikle Jack’in davul partları temel taşlardan biri Foals için. Youtube’daki herhangi bir canlı performanslarını izlediğinizde bu dediklerime hak vereceksiniz. Emo yakıştırmalarına ise kıçlarıyla gülüyorlar.
Açılışı yapan The French Open, demo versiyonuna göre biraz daha durulmuş. Ama ardından gelen Cassius öncesi iyi bir hazırlık aşaması.Offff Cassius offff... Roma’nın düşüşünü konu edinen lirikleriyle ve uzun süre akıldan çıkmayacak nakaratıyla albümden çıkan ilk single olmasının altında ezilmiyor. İki favorimden biri olan Red Socks Pugie, afro davullarıyla güzel bir aşk şarkısı. Eski göz ağrılarından Olympic Airways ve Two Steps Twice, demodaki görüntüsünün oldukça dışında. Bütün bileşenlerinin yeri değişmiş. En sevdiğim şarkı Heavy Water, adeta 45 dakikalık iki devreden oynanan bir 90 dakika gibi. İlk bölümde vampirlerden dem vuruyorlar. İkinci yarısında enstrümantal kıvamına gelen şarkıda ise tüm maharetlerini sergiliyorlar.
Klaxons gibi daha albümü çıkmadan tüketilme noktasına getirilmeye çalışılan Foals, Antidotes’la güzel bir diskografi başlangıcı yapıyor. Büyük beklentileri bir kenara bırakırsak oldukça keyifli bir deneyim Antidotes.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>> |