The Children – Histeri
Besle kargayı, oysun gözünü…
Allah biliyor ya şu korku filmlerinde çocuk oyuncular kullanarak gerilim yaratma trendinden fenalık geldi. Ancak için asıl sinir bozucu tarafı, tüm sıkılmışlığıma rağmen bir noktadan sonra amaçlandığı gibi bu nalet veletlerin gerçekten de insanının asabını bozmaya başlaması. Türkçe çevirisiyle Histeri, bana ister istemez çocukların aileleri için birer korku ve tehlike unsuru haline geldiği sinir bozucu derecede ürkütücü Supernatural bölümünü anımsattı. Orijinalinin yerini alan sahte çocuklardan birinin kendisini tuvalete kapatan annesine kapıya vurarak bir seslenmesi vardır ki kuyudan çıkmış bir Samara bile bu kadar sinirlerimi zıplatmamıştı.
Esasen başarısız bir film olan Histeri, biraz da bu bölümü bana tekrar yaşattığından yer yer sinirlerimi bozan bir yapım oldu. Yönetmenin ilginç tekniklerle gerilim ve korku unsurunu arttırdığını söylemek mümkün ancak senaryo o kadar zayıf, diyaloglar o kadar cılız ve oyunculuklar o kadar amatör ki, yönetmenin kişisel çabası pek yetersiz kalıyor filmi kurtarmak için. İngiliz filmi olmasına rağmen klasik Amerikan aile filmleri gibi açılışı yapıyor bir kere. Noel Tatili için iki aile bir araya geliyor. Klişe Noel diyaloglarının, güzel eğlenceli birkaç saatin ardından çocuklar yavaş yavaş tırlatmaya başlıyor. Besbelli ki çocukların böyle davranmasına sebep olan bir virüs var ortada. Ancak nereden geldiği, kaç yaşlarındakileri etkilediği, nasıl bir virüs olduğu anlatılmıyor. Gizem yaratılmaya çalışılıyor anlaşılan o ki fakat sondaki genç kız Cassie’nin durumu ucu açık bırakılıyor. Sadece çocukların etkilendiği bir virüs mü yoksa gençleri de etkiliyor mu orasını bilemeden soru işaretleriyle uğurlanıyoruz salondan.
Yine de şahsi fikrim virüsün etki süresinin çocukların yaşlarına göre değiştiği yönünde. Hepsi hemen hemen aynı yaşlarda olan küçük çocuklar hemen etkilenirken, onlardan biraz daha büyükçe olan sarışın kız daha geç etkileniyor. Buradan gotik hatun Casey’nin de en sonunda virüsten etkilenmeye başladığı sonucunu çıkarabiliriz.
Filmde elle tutulan bir karakter olduğunu söylemek çok zor. Zaten bu karakter gelişimini yapabilecek kadar uzunca bir süre de yok yönetmenin elinde. İlk 20 dakikası hariç, film boyunca olaylar, karşılarındakiler çocuk olduğu için uzunca bir süre karşı saldırıda bulunamayan yetişkinlerle çatır çatır anne babalarını öldüren çocuklar arasında geçiyor. Eh yetişkinlere bile önem verilmemişken çocuklar için öyle olduğundan bahsetmek imkansız. Yine de çocukların biraz çocukça oyunlar yaparak anne-babalarını öldürdüklerini söyleyebiliriz. Yani türevlerinin aksine bu anlamda bir orijinallik sunduğunu söyleyebiliriz ama hepsi bundan ibaret. Sarışın ufak çocuğun oyun parkında annesinin bacağını kırdığı, küçük kızın kalemini alıp annesinin gözünü çıkardığı sahneler bunlara örnek verilebilir pek ala. Ne o, yoksa siz “besle kargayı oysun gözünü” derken mecaz mı yaptım sanmıştınız?

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|