DFA Records

Hepmizin DFA (Death From Above) ile bir tanışma hikayesi vardır mutlaka. Kimimiz dans pistinde ter atarken rastlamış, kimimiz ise çılgın gibi blog karıştırırken takılmıştır DFA logolu herhangi bir albüme, single’a veya remix’e. Hiç biri olmadı ise hepimiz Duft Punk’ın James Murphy’nin evinde çaldığını duymuş, imrenmiş, özenmiş ve sonunda aşık olmuşuzdur bu oluşuma. The Rapture’ın House of Jelous Lovers’ı ile başlayan DFA serüveni şuan resmi olarak bir plak şirketi konumunda iken, gayri resmi olarak ise bir remix fabrikasıdır. Death From Above adı altında verilen sayısız partiler, remix’ler, iyi müzikler, kötü müzikler, DJ’lik yılları, beş parasız dönemler, yıkılan umutlar, kazanılan öz güven, inanç, hırs, müzik aşkı ve bunların yanında sürekli akıllarda bulunan plak şirketi kurma fikri. DFA’nın kuruluşunda yatan ruh, duygu ve aksiyon tüm bu saydıklarım ve daha fazlasından oluşuyor.

Sıkı dostlar James Murphy (Lcd Soundsystem) ve Tim Goldsworhty’in (UNKLE) yanlarına o dönemlerde bir organizasyon şirketinde çalışan Jonathan Galkin’i de alarak kurdukları DFA, eşe dosta yapılan remix’lerden bugünkü konuma 7 yıl gibi kısa bir sürede geldi. Jonathan, kendisi ile yapılan bir röportajda DFA’nın kuruluş günlerini şu şekilde anlatıyor; “Çok gergindim. DFA’yı kurabilmek için işimden ayrılmıştım ve o zamanlar nişanlıydım da. Korkudan altıma s.ydum diyebilirim. Müzik dükkanını sattım, çünkü hiçbir dans müzik dağıtıcısı bizi ciddiye almayacaktı. Çalıştık, hemde çok sıkı çalıştık. Yavaş ve gereğinden fazla dikkatli çalışıyorduk ve bu konuda haklı eleştirilerde alıyorduk fakat yaptığımız şeyin tarihsel bir değeri olmasını istiyorduk. Yapılan çalışmalar ve piyasa araştırmaları sonucu ise Rapture 12” oluştu. Eğer bu ilk single’ın müzik üzerine bir etkisi olmasaydı, ki oldu, DFA belki bu kadar uzun soluklu olamayacaktı. Bir kere spotlar üzerimize yandı bunu bırakamazdık.”



Indie rock’ın dans etmeye aç yeni milenyumun çocukları için elektronik tınılar ile çeşitlenip dans ritimleri ile güncellenmesi sonucu geçirdiği evrimin bir diğer ayağında ise bambaşka sevdalarda olan DFA vardı. 90’ların sonunda bir araya gelen James Murphy ve Tim Goldsworthy acaba bugün indie dans müziğinin en önemli fenomenlerinden biri olacaklarını tahmin edebiliyorlarmıydı. James Muphy’ye DFA’nın kuruluşunun ikinci yılında yapılan bir röportajda bu konu sorulduğunda “Bir fenomen olup olmadığımızı bilmiyorum açıkcası. Sanırım olduğumuzdan daha meşhur görünüyoruz ki bunun tek nedeni müziğimizi seven dergilerin hakkımızda yazdıkları yazılar olsa gerek. Fakat bu tarz şeylerin geçici olduğunu düşünüyorum, önemli olan beraber çalıştığımız grupların sahip olduğu kalite” demiş. DFA bahsettikleri kalite düzeyini çoktan yakalamış olacak ki mp3 çalarlardan DJ setlerine müziğin yayılacağı her kanala sızmış durumdalar.

Yaptıkları sayısız remix’e rağmen DFA hiç bir zaman tam anlamı ile bir elektronik müzik şirketi olmadı, ama onlar kuruldukları günden beri içi içine sığmayan asi bir dans müzik şirketi oldular. James Murphy’nin kafasındaki uçuk fikirleri hayata geçirdiği grubu Lcd Soundsystem’den, alışılmadık pop müzik formülü ile herkesi kendilerine hayran bırakan Hot Chip’e, post-punk’dan kopamayan Prinzhorn Dance School’dan ne varsa gürültüde var diyen Black Dice’ a, antik yunan tanrılarını dahi dans ettirebilen Hercules and the Love Affair’den elektronik dans müziğin gözde gruplarıdan The Juan Mclean’a kadar çatısı altındaki tüm isimleri ile günümüzde kendini tekrar eden onca grup arasında saygınlığını korumayı başarabilmiş ender şirketlerden biri DFA.



DFA’nın 2000’li yıllara en büyük armağanı, dans müziğini kalıplaşmış tekno ritimlerin ve içi boş elektronik albümlerin tekelinden kurtarmış olmasıdır. Dance-punk kavramı 2000’lerin başında resmi olarak kullanılmaya başlansada, 70’lerin sonu ve 80’lerin başında hızla yükselişe geçen post-punk akımı, gürültününde dans ettirebildiğini herkese çoktan kanıtlamaştı. New York’da yetişip müziğin içinde olan insanların deneysel, noise ve punk’a bulaşmamaları zaten düşünülemezken, Liquid Liquid, ESG ve James White gibi isimleri dinleyerek büyüyen bu gençlerin dans ederken bile asi ve punk olmaları yadırganmamalı. New York punk kökenleri ve elektronik müzik aşkları onları şu an icra ettikleri, ürettikleri ve dağıttıkları müziğe ulaştıran belkide en önemli etkenlerden biri. DFA’nın dance-punk ile sıkça anılır olması da bu etkileşimlerin bir sonucu olduğu aşikar.



http://www.myspace.com/dfarecords




Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010