Towelhead - Tabu

Tuhaf, rahatsız edici ve aile ile izlenmesi mümkün olmayan filmlerden biri Towelhead. Alicia Erian’ın aynı adlı romanından alınıp Amerikan orta sınıfın kirli çamaşırlarını dökmeyi çok seven Alan Ball tarafından uyarlanarak, önümüze sunulan 2008 yapımı bir film kendisi, ama bu hafta ülkemizde vizyona girmekte.

21 yaşındaki Summer Bishil’in 13 yaşındaki bir genç kızı, cinselliği komşusunun playboylarını okuyarak keşfeden Jasira’yı canlandırdığı film; pedofiliden ırkçılığa, önyargılardan basmakalıplaşmış etiketlere tartışmalı bir bakış açısıyla yaklaşmayı denerken arada bir tökezlese de ilginç sayılacak bir türden. Ama ne yöne ağırlık vereceğine karar verirken biraz kafası karışmış yazarlarla baş başa bırakıyor bizi. Irkçılıktan çok 13 yaşındaki Arap-Amerikan kızın gel-gitleri yok artık dedirtecek türden. Ama Alan Ball yüzünden devam etmek istiyor insan.

Filmde siyasi mesajlar verilmek istendiği doğru, fakat bunları da genelde Lübnanlı babaya arada bir uzun dizeler vererek yapmaya çalışmış, iğneleyici repliklerle ve basmakalıp cümleler kullanaraktan. Bu sebeple film önyargıları eleştireyim derken kendisi önyargıların parçası olmaktan kurtulamıyor. Mesela her Ortadoğulunun muhakkak Saddam’la ilişkilendirilmesi, Lübnanlı Rıfat’ın kusursuz gözüken bir banliyöde kumaş pantolonu ve atletiyle bahçesinde börtü böcekle uğraşması göze çarpanlardan. Ama dışardan kusursuz gözüken bu banliyö hayatının öteki yüzünü gösterirken Alan Ball detaylı bir kurgu örmeyi bilmiş. Bunu gerçekleştirebilmesindeki en büyük pay herhalde Aaron Eckhart’a gitmekte. Bu adamı kötü rollerde görsek bile, oynadığında kendine hayran bırakan bir yönü bir ışığı var. Filmde de her ne kadar bulunduğu sahneler bazen rahatsız edici olsa da adamın garip bir büyüsü olsa gerek, tavırları ya da mimiklerinden midir bilinmez; ondan nefret edemiyorsunuz.

Hepimiz Alan Ball’ın 1999’dan beri banliyö filmlerine kafayı taktığını biliriz. Little Children, Running with Scissors ve tabi ki American Beauty… Özellikle filmdeki ağır American Beauty havasını göz ardı etmek neredeyse imkânsız. Nedense hikâyelerin çıkış noktası da sürekli kızı olacak yaştaki çocuklara cinsel hevesler besleyen orta yaş krizi geçiren Amerikalıları oluşturuyor. Ama bu sefer American Beauty’nin tutarlı, oturmuş karakterlerini mumla arıyorsunuz.

Bu arada film ilk olarak Nothing is Private ismiyle gösterilmekteydi. Alan Ball’un banliyö saplantısına daha iyi bir isim bulmak imkânsızdır herhalde. Yaşamın öylesine sıradan ve yaşlı, sınırlarının dışına çıkmanın çok zor olduğu bir ortamda herkesin birbirine evinin anahtarını verdiği bir yerde özel hayatın da mahremiyetini ayıran çizgide gittikçe bulanıklaşıyor tabi. Şöyle denebilir aslında Ball Amerikan bağımsız sinemasında kendine uçlarda yer edinmek için Towelhead ile tüm tabuları gün yüzüne çıkarmayı denemiş. Tıpkı Lenny Clark ve Todd Solondz gibi uç yönetmenlerin kulvarında yer almak istiyor artık, ana akımdan ayrılmanın yolunda. American Beauty’deki suya sabuna dokunmayan dolaylı eleştirilerini artık çekinmeden direk olarak seyircinin yüzüne vurabiliyor. Bu yüzden aykırı olmak adına Towelhead gibi argo ve ırkçı bir kelimeyi filmin ismi yapmak, tehlikeli bir adım aslında. Basmakalıplara bulaşmamayı hedeflemişken böyle ticari kaygı içeren başlıklar kullanması bir şaşırtma tekniği mi yoksa sonrası düşünülmeden yapılmış bir hata mı, bunun cevabını bulmayı da size bırakıyorum.



sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010