Last Chance Harvey – Aşka Son Şans
Romantik komedi topuklu ayakkabılarını çıkarıp yere basıyor…
Genç bir kadın ve bir erkek gün doğmadan gece boyunca konuşurlar. 9 yıl sonra gün batmadan tekrar karşılaşırlar. Kadın hikâyenin sonunda “Bebeğim o uçağı kaçıracaksın” der, adam da kadına “Biliyorum” diye karşılık verir. Orta yaşı birkaç durak geçmiş olan bir adam, bu hikâyeden dört yıl sonra son şansı olan bir uçağı kaçırır. Ardından kendine bir içki ısmarlar. O sırada kitap okuyan bir kadın dikkatini çeker. Hayatlarının son şanslarına umutsuzca bakan bu iki kişi, birbirleriyle konuşmaya başlayınca kendilerine göre bir kaybedenler kulübünde son bir şans seçeneğini çöpe atarlar.
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Harvey Shine...
Joel Hopkins tarafından yazılıp yönetilen “Last Chance Harvey”, Dustin Hoffman'ın canlandırdığı Harvey Shine ve Emma Thompson'un oynadığı Kate Walker'ın yollarının kesiştiği bir aşk hikâyesini anlatır. Reklamlar için jingle yapan Harvey, kızının düğününe katılmak için New York'tan Londra'ya gitmeye hazırlanmaktadır. Patronu, işini kaybetmenin eşiğinde olan Harvey'e Londra'dan döndüğünde yapılacak bir toplantı için son bir şans verir. Patronu daha genç kişilerle çalışmayı istemektedir. Londra'ya giden Harvey, artık üvey babasını baba olarak kabul eden kızı için yapılan düğün öncesi yemekte aile resmindeki bir yama gibi durur, dışlanmıştır. Kızının damada kendisini üvey babasının takdim etmesini istemesi yüzünden incinir. Düğün sonrası resepsiyona katılmamak üzere New York'taki toplantısına yetişmek için havaalanına gider ancak uçağı kaçırır. Bu yüzden işten kovulan Harvey'nin yolu havaalanındaki bir restoranda Kate Walker'la kesişir. Havaalanında Ulusal İstatistik Kurumu için çalışan 40'lı yaşlarındaki Kate, annesiyle günde seksen kere konuşmak durumunda kalan ve aşktan yana artık umudu kalmamış bir kadındır. Yaşlılığın hayatın trajedisi olarak üzerine çöktüğü bu iki karakter konuşmaya başlar. Londra sokakları, bu iki umutsuz ve beklentilerini azaltmış insana gayet sade bir aşkın mekânı olur.
“Last Chance Harvey” için Eleştirmen James Berardinelli tarafından yapılan “şehirde turlarken birbirine âşık olmaya başlayan iki kişinin hikâyesi Before Sunrise motifinin bir yansıması” yorumu gibi pek çok eleştirmen yorumunda, Last Chance Harvey'nin Richard Linklater tarafından yönetilen “Before Sunrise” adlı filmin orta yaş versiyonuna denk düştüğünden bahsedilir. “Before Sunrise” ve devamı “Before Sunset” filmleri gibi bu noktada romantik komedi türünün ayarı tekrar kırılır. Last Chance Harvey'de buna ilave olarak karakterlerimiz de merkezde sadece gençlerin aşık olduğu bir türün ayarıyla oynar. Diyaloglar ön plana çıkar ama Before Sunrise diyalogları kadar etkileyici değildir ve ardından bir hikâye, tam da “her şey bitti” dediğimiz anda başlar.
Estetize edilmiş yaşam etiketini çıkarmaya çalışan Harvey ve Kate…
“Romantik komedi gelmiş, o zaman haydi aşk, kuş, börtü...” diye “Last Chance Harvey”e gidecek izleyici, mükemmel bir hayal kırıklığına uğrar. Sadece romantik komedi etiketiyle kısıtlanmayacak film, sade bir hikâyenin dingin anlatımıyla ve bazen sağ soldaki hikâyeye dağılmasıyla seyirciyi bazen uzaklaştırıp bazen yakınlaştırabilir. Dustin Hoffman, Harvey Shine'la hafif parlarken karakteri anlamamızı, daha yakından bakmamızı sağlıyor. Emma Thompson ise Kate Walker'la sanki daha öne çıkıyor... Hoffman ve Thompson'a Altın Küre adaylığı getirmiş olan filmde Kate ve Harvey, her iki karakterle de özdeşleşebilmeyi mümkün kılıyor. Angels In America'da “Look Up” diye tepemize inen Emma Thompson, evde kalmış komşu kızı gibi resmedilen Kate Walker karakterinde gayet duru bir performans sergiliyor. Arkadaşı tarafından ayarlanan buluşmadaki hayal kırıklığına ait gözyaşları, bir genç kızın hayal kırıklığı gibi ama olgun... Saçındaki tokası ve pardösüsü moda dergilerinden fırlamış romantik komedi karakterlerinden çok daha içten ve samimi. Üzerinde tek bir estetize edilmiş bir yaşam etiketi yok gibi... Sadece estetize edilmiş aşkı istemek dışında... Harvey'nin de düğün için aldığı takımın üzerinde kalan barkodunu çıkaramaması da oradaki insanlara ve üzerindeki yapaylığa ayak uyduramamasının bir temsili gibi duruyor. Kate, kusurlarıyla resmedilen ve terk edilmekten korkan bir kadın portresi... Hayatın içinden kameraya bakan bu samimi kadın, kırılganlığı ve umutsuzluğu parkta Harvey'den kaçmaya çalışırken o kadar narin duruyor ki insan gerçekliğine hayran kalabiliyor. Kitaplara sığınan bir kadın olan Kate'i bildiğimiz kadarıyla olmayan Anita Harmon'un olmayan kitabı The Wayward Note'la bolca görüyoruz. Ayrıca filmde çıkarılan Kate Walker ayakkabısı da hayat koşuşturmacasında yorulan ayakların artık huzur bulmak için yere basmasına neden oluyor. Sanki romantik komedi, topuklu ayakkabısını çıkarıp yere basıyor.
Genç bir adam ya da kadın hayatta birçok seçeneğe sahip olduğunu düşündüğü için erken dönemde bolca iş, aşk ve arkadaş tüketebilir. Buna karşın yaşlanınca işler değişir. Yaşlanınca iş, aşk ve hayatta kenara itilmişliğin bir anlamda “işe yaramaz” olarak etiketlenmenin kendisine bir karşı duruş olarak da nitelendirilebilir “Last Chance Harvey”... Film, alışılagelmiş estetik anlayışının ve entrikanın biraz dışındadır. Temposu ağırdır. Biraz havada kalmışlık hissiyatı da uyandırır. Jenerik akar, izleyen sinemadan çıktıktan sonra ayakkabısını çıkarıp yürümeye başlar.

sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|