Deep Purple Konserinin Ardından



Gezegenlerin sadece denizleri ve okyanusları etkilediğine inanmıyorum. Apaçık ortada ki bu çekim kuvveti bizleri de etkisi altına almış durumda. Çünkü denizler gibi bir yükseliyoruz bir alçalıyoruz. En azından ben böyle olaylar yaşıyorum. Kilimanjaro dağı misali uzun bir zaman sabit durmak insanoğluna göre bir şey değil. Biz türümüz gereği değişime ve gelişime açığız (En azından ülkemizde 40 yıldır politika ile uğraşan devlet adamları hariç. Zaten onların farklı bir tür olduğundan şüpheleniyorum. Hatta bu Darwin Teorisinin açıklayamadığı bir şey olabilir). Zaman değiştikçe zevklerimiz ve kültürümüz zenginleşir. Ama bazı şeyler vardır, zaman bakımından Kilimanjaro dağı ile yarışamasa dahi yerini koruma konusunda parmakla gösterilecek bir performans sergiler. Örnek isteyenlere “Popun Tacı” ile gömülen Sayın Michael Jackson gösterilebilir.

Bu örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Konuyu kendimden ve tabii ki gözlemlediklerimden biliyorum. Ne kadar değişirsem değişeyim, müziğin ne derece elektronik versiyonlarına kafayı takmış olduğum önemli değil. Çocuk veya yelkenli yat sahibi olsam muhtemelen onlar da önemli olmazdı. Hayatımda girdiği günden bu yana yerini koruyanlar arasında büyük bir isim var; o da “Deep Purple”. Gözlemlediklerim konusuna ise ilerde değineceğiz.

Bugün spor dallarının pek çoğunda bir takım hareketler, onları bulanların ismini taşır. Kaykay’da Ollie veya futbolda Ronaldinho hareketi gibi (Pek çok hareketi de olabilir futbol konusunda bilgim, bir muhabbet kuşunun entelektüel seviyesi civarında) Müzikte gitarlar vardır, bir takım insanların isimlerini milyonlara söylettirir. Beatles vardır, Led Zeppelin ve The Doors: Yaptıkları müziğe isimlerini verememiştir ama bu müziği yaratmış, gelişmesini sağlamış, bizlere hatta çocuklarımıza önemli bir miras bırakmıştır. Unuttum sanmayın. Bu yazının özel konuğu Deep Purple’dır. Yürüdüğü yola kırmızı halılar döşenesi, önlerinde el pençe divan olunası büyük grup.

Evet, biraz yaşlanmışlar. Ama onlar yarattıkları, bu günlere taşıdıkları müzik ile yaşıtlar. Her seferinde binlerce insan tarafından alkışlanmayı hak ediyorlar. Biraz bencilce olabilir ama onlar hiç emekli olmasınlar. Arada bir bile olsa onlara gidemeyenlere kadar gelip konser versinler. Deep Purple’ın bugünkü vokalisti Ian Gillan 1945 doğumlu. Pek çok ülkede erkek yaş ortalamasını çoktan sollamış durumda. Ama halen çıkıp aslanlar gibi şarkı söylüyor. 1970’lerdeki performansı olmayabilir ama o günümüz dünyasının dinlenmeye değecek, önemli kişileri arasında yer alıyor. Grubun geri kalanı da en az Ian kadar yaşlı. Yani bir yerlerde, onların yaşına gelemeyen pek çok insan oldu. Bunu pek düşünmemiş olmalılar ki müziğe devam ediyorlar.

Gelelim gözlemlediklerime. Kuruçeşme Arena (Kuruçeşmeyi anladık ama bu arena Uğur Dündar’ın programı değil miydi? ) Tıka basa dolmuştu. Hem de 100 TL’nin biraz üzerindeki bilet fiyatlarına rağmen. Resmen 7’den 70’e bir kalabalık vardı. Deep Purple’ın kurulduğu tarihte çocuk olması muhtemel insanlar kıpır kıpırdı. Şarkılara eşlik edildi. Hatta Ian gözlerini sahne ışıklarının önüne siper ederek “Harikasınız, inanılmazsınız… Sizi göremesem dahi müthişsiniz” dedi. Yaşlanmış olması önemli değildi. Pek çoğumuz daha portakalda vitaminken onlar sahneye çıkıyorlardı. Ve onlar sahnede olmaya devam ediyor!

Konser sırasında bir fotoğrafçı çekim bittikten sonra, sahne önünden çıkarken Steve Morse’a eliyle pena hareketi yaptı. Ve Steve çalmayı sürdürürken yaklaşıp ona pena uzattı. O fotoğrafçı ödülünü ve anılarını uzun süre saklayacaktır. Biz –konserde bulunan şanslılar- da anılarını uzun süre saklayacaktır. Hangi gelgiti yaşıyor olsa da “Smoke On The Water” duyunca eşlik edenler, Boğaz’da geçirdikleri bu güzel geceyi unutmayacaktır.

Konser öncesi Beyoğlu’nda bulunan Freedom Sports mağazasındaydım. Gömlekli, 40’lı yaşlarında biri eşi veya sevgilisi ile geldi. İşten çıktığı belli oluyordu. Vakit kaybetmeden tişörtleri karıştırdı. Şöyle siyah renkli, üzerinde baskı olan bir model seçti. Denedi ve “İşte Deep Purple konserine yakışacak bir kıyafet” dedi. Bu adam aynı zamanda “Bir daha ne zaman gelecekler, bu konser kaçar mı” cümlelerinin sahibidir. Kim olduğu, ne iş yaptığı önemli değil. O bir Deep Purple hayranı; Highway Star’ın solosunun ne kadar harika olduğunu, Fireball’da zıplaması gerektiğini veya Perfect Strengers’ın ne kadar müthiş bir şarkı olduğunu bilir.

Onlar bu hayran kitlesinin her bireyini, alkışın ve çığlıkların her birini hak ediyor. Onlar Deep Purple. Kadrosu defalarca değişmiş olabilir. Ama onlar Deep Purple. Bu konuda anlayışlı olmak, değişmek ve gelişmek istemiyorum. Çünkü ne zaman olursa olsun Smoke On The Water duyduğumda eşlik edeceğim. Elimde bir bardak bira varsa, o gece orada, o şarkı çalarken yaptığım gibi içeceğim. BKM’ye ve Radyo Eksen’e, bu büyük grubu ülkemize getirdikleri için teşekkür ederim. Gerekirse ellerini sıkarım hatta yine getirin, yine o konserde, tam da o malum şarkıda biramı yudumlarım.



Anasayfa>>
Olay Bölümü>>

 




Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010