Aeroplane Röportajı

Dou su içen Aeroplane üyelerine yanaşır ve sataşır...

Dou: Türk suyundan başka içmem diyor muşsunuz?

Aeroplane: Nereye gitsek sadece Türk suyu istiyoruz. Türk suyundan başka su içmiyoruz.

D: Hastasiyim o kaprisli super starlarin, 'rider' hikayelerinin. Onu istiyorum, bunu istiyorum.

A: ( Hala suya kanalize olmuş durumda ) Artik yeni sponsorumuz bu .... Demla, demle, DAMLA ?

D: Doğru okudunuz evet, de Damla sularını siz ünlü yaptınız zaten.

A: Biz de aynen öyle düşünüyoruz zaten.

D: O rider hikayelerinden girecek olursak, MSTRKRFT'in backstage'e sadece mavi M&M isteme hikayesini duymussunuzdur heralde ?

A: Evet duyduk çok komik ve ünlü bir hikaye ama o hikayenin gerçeği daha farklı. Bildigimiz kadarıyla Soulwax'ın hikayesi bu: Bir keresinde şaka olsun diye Soulwax beyaz M&M istemis ve bildigin gibi beyaz M&M diye bir sey de yok. Neyse bu manyak menajer adam iki ay yememis içmemis sonunda e-bay'den özel seri beyaz M&M bulmuş, hem de özel 80ler Star Wars M&M lerinden. 20 yıllık olduklarından pek yenecek durumda değillermiş ama düşünsene konser icin geliyorsun backstage'e girdiğinde adamlar gerçekten beyaz M&M bulmuslar sana.

D: Gayet başarili bi venue'ymus bence, kral davraniş.


A: Bence de bide çok komik bir hikaye.. De nerdeydi bu venue bie türlü hatırlayamıyoruz. Ama sonuçta bir Soulwax hikayesi. Genelde böyle olur bunlar.

D: Sizin rider'ınız nasıl peki ?

A: Damla suyu tabii ki de, onun dışında bira yetiyor açıkcası bize.

D: Bira ile mi sarhoş olmayı seviyorsunuz yoksa daha sert içkilerle mi ?

A: Romlu kola, Cuba Libre

D: Rom diyorsanız bende size bayağığı sapık bir hikaye anlatayım, ülke imajı icin biraz kötü bir hikaye ama boş verin anlatayım gitsin. Hikayenin adı da ''Türkiye'de Rom'' olsun. Bir haftasonu güzel güzel içelim diye evi temizledik, sosyetik kızlar bulduk, dedik bunlar bira içmez mojito yapalım bi ton, cocktail party olsun hatta diye karar verdik. Amacımız rom bulmak, nereye gidersin ? Alkol bayiilerine gittik, marketlere gittik, daha büyük marketlere gittik, daha büyük alkol bayiilerine gittik. yok ! Rom yok ! En son girdiğimiz yerdeki adam boşuna aramayın filan dedi. Ne alaka dedik, olayi anlatti sonunda. Türkiye'de başımızda olan hükümet gayet tutucu geri zekalı bir hükümet olduğundan bunlar kafalarına göre bir vergilendirme zammı yapmışlar ve sadece neye, Rom'a yapmışlar. Pek inanmadım, üşenmedim ve gittim internetten numaralarını buldum ettim, Bacardi'yi aradım. Herifler 25 milyon Euro’luk mu ne Bacardi'leri varmış gümrükte şu anda, sadece küçük Ankara gümrüğünde ve yapılan ekstra yüzde 30 zamdan sonra geçirseler de pek para yapamayacaklarından geçirmeyelim daha iyi demişler. Hikayenin sonu.

A: Ciddi değilsin di mi ?

D: Bayağı güzel hikayeler uydururum artı hayal gücüm de gayet ütopik ama bu kadar da uyduramam değil mi ?

A: Neden böyle bir şey yapıyorlar peki ?

D: Hiçbir fikrim yok adamım ya, millet içmesin filan diye olsa gerek, ondan arttırıyorlar vergiyi.


A: De yani sarhoş olacaksan her şeyle olursun, niye sadece rom ?

D: Bende bilmiyorum, ben cocktail party yapmaya çalışıp sosyetik kızlarla yatmaya çalışan masum bir vatandaşım. Sizde var mi boyle bir hikaye ?

A: Valla Belçika'da ne istersen bulup içersin, bende böyle bir hikaye yok valla.

D: Hastasıyım Belçika'nın o zaman, da sizin de geceleri disari çıkan 14 yaşındaki ergen gençlik var çok acayip tipler onlar ya, hala var mi ergen çetesi ?

A: Valla clublara giremiyor onlar, sen bayağı yanlış yerlere gitmişsin heralde.

D: Soulwaxmas'la I LOVE TECHNO çok yanlış değildi galiba.

A: Haaaaa tamam o zaman. Fluo Kids, her yere koşan zıplayan ergenler.

D: Aynen onlar işte, dakka başı gelip benden uyuşturucu soruyorlardı, işin komiği de her geldiklerinde apayrı isteklerde bulunuyorlardı. İlk geldiklerinde 'Sende bisey var mi?' olan soru ikinci sefer MDMA, üçüncü sefer Acid, dörtte kokayin oldu boyle gitti, heralde evden cıkmadan E-Talking'in videosunu izlemişler.


A: A'dan Z'ye bütün uyuşturucuları soralım demişler sonra da, hepsini içersek belki bi ödül verirler diye düşünmüşlerdir.

D: Hepsini içersen Soulwax gibi müzik yaparsın herhalde, ya da ormanda sirinleri görürsün.

A: Yok aslında Soulwax'in uyuşturucu deneyimi, bir şey kullanmıyorlar da işin komiği.

D: Biliyorum evet, gayet ayık, şeker ve dost canlısı insanlardı onlarla röportaj yaptığımda, tabi siz benden iyi tanıyorsunuzdur onları.

A: Bilmem belki sen daha iyi taniyorsundur, ben röportaj yapmadım sonuçta Dave'le

D: Hahaha belki de. Bu arada fena gözükmüyorsunuz şu anda, akşamki şov nasıl geçti Londra'da ? Çok akşamdan kalma gibi durmuyorsunuz da ondan sordum.

A: Dünkü şov ? İnanılmaz çılgındı.

D: Anlatın o zaman.

A: We Have Band'den sonra çıktıksahneye, kenarda köşede bir yerde çalıyorduk en başında, daha sonra adamlar bizi sahnenin en tepesine, en ortasına yerleştirdiler. İlk basta 3 5 kişi vardı, 30 50 oldu o, sonra BOOM ! İlerleyen saatlerde bir ton insan geldi, tanışmaya gelenler, gelip bizle dans edenler.

D: Bayağı dağıldı ortalık o zaman ?

A: Sahneye çıktı herkes deli gibi, sonra 20 dakika show durdu adamları indirebilmeleri için. Herkes indikten sonra gene cağirdık herkesi sahneye bir daha dağittık ortaliği. Güvenlik filan çıldırdı. En son şarkımızda, Iphone'da bir uygulama var tüm ekrana mesaj yazabiliyorsun. Güvenlik görevlileri bize bakmadığı bir anda Iphone'uma 'Sahneye Gelin' yazdım, bunu görünce bütün seyirciler tekrar sahneye çıktı filan. Çok çok güzeldi. Gece 4'ten sonra bitti.

D: O zaman gerçek soruyu soralım, 4'te konser bitti ama siz kacta yatağa girdiniz ?

A: 4.25 filan

D: Hadi canım, 'off the record' anlatabilirsiniz. Hakikaten sevgiliniz filan vardır okumasın.

A: Yok iki saat uyuyup uçağa bindik zaten gitmek zorundaydık gibi birşey.

D: O zaman bu gece dağıtırsınız, festival alanı hakkında ne düşünüyorsunuz ?

A: Geleli yarım saat oldu, gezemedik daha tam.

D: Nasıl olsa gezersiniz de sizin çalacağınız yer çok güzel, kokteylleri de gayet ünlü, boşverin bu gece birayı, kokteyl söyleyin.

A: Röyksopp, üstüne de kokteylli bir konser. Eveettt.

D: Evet güzel bir gece olacak, bu arada Sebatian Tellier remix’inize hastayım, ona remix yaptıysanız tanıyor da olmalısınız, ondan sorucam. Adam dünyanın en ucube adamı gibi duruyor, yani ben seviyorum adamın imajını da kesin garip huyları filan vardır. Ne diyorsunuz ?


A: Tek bir kelimeyle özetleyim, çok utangaç biri Sebastian. O yüzden ne kadar ucube olduğunu bilmiyorum.

D: Remix nasıl gelişti bu arada ?

A: İlk başta menajerlerimiz tanışıyordu ondan dolayı biliyorduk birbirimizi, tanistiktan sonra zaten oyle konusmalarimizin birinde gelisti, cocuklar Kilometer'a remix yapar misiniz diye sorunca da bizde atladik. Zaten albumunu de çok seviyorduk bizim icin çok guzel oldu.

D: Katiliyorum çok basarili bir album ve remix de zaten bu yilin en iyi remixlerinden biri. Iki basparmagimi da kaldiriyorum size, bu arada bu benim hep sordugum sorularin basinda geliyor, partilemeyi icmeyi en sevdiginiz deejayler kimler ?

A: Riton, Soulwax, Erol.

D: Erol evli ama ya bir yerde aksaklık çıkıyordur.


A: Yok yok Erol candır. Çok içmek yada kız götürmek iyi parti adamı yapmıyor zaten onu. O kadar komik ki Erol, ve gecenin 4ünde herkes bezmiş durumdayken o kadar bomba espriler yapıp herkesin modunu çok güzel değiştirebiliyor.

D: Gece 5'te hala twitter kullanıyor bide o var.


A: Butun gün twitter'da Erol ya evet haklısın, bu arada Erol Türk değil mi ?

D: Evet Türk kendileri, bu gece çalacağınız yerde çaldi o da sonbaharda, da çok başarılı bir konser değildi. Yanlış anlamayın çok çok başarılı bir set çaldı Erol, zaten büyük bir hayranı olarak malesef gözüm kapalı ne yapsa seviyorum, ama konsere gelenlerden tutun warm up deejayine, kimsenin dansetmedigi bir dance floor'a, yani pek bir Erol konserine benzemiyordu öyle söyleyim. Bu arada bu son sorum olcak galiba, arkadan tehdit hareketleri yapıyorlar bana.


A: Kim yapıyor?

D: Valla bende bilmiyorum arkadan biri.

Burdan sonra Aeroplane'in gerçekten can elemanları festival organizatörlerine çok eylendiklerini soyleyip başlarından def ediyorlar ve baş başa çimenlerde kalıyoruz.

D: Stüdyonuzda yangın çıksaydı, ilk kurtaracağınız eşya ne olurdu ?

A: Hmmmm, silah. Sonra direk kafama sıkarım.

D: Stüdyonuzda silah mi var sizin ?

A: Valla yok ama bu sorudan sonra artık alsak diye düşünüyorum. Her an yangın çıkabilir biliyorsun. Hmmmm ama gerçekten cevaplayacaksam, bilmiyorum hakkaten çok zor bir zoru.

D: Cevapla artik istersen, dur dur ikinizde birer tane seçin hadi o zaman.

A: O zaman davul sample'larımızı veJupiter 8'i kurtarırdık. Onlarla her şeyi yapabiliriz zaten.

D: Hangi programı kullanıyorsunuz ?

A: Biz Cubase kullanıyoruz ama albüm yaparken profosyonel stüdyoda Pro Tools kullandıklarından bizde onu kullanmak zorunda kalıyoruz.

D: Diğer programlar hakkında ne düşünüyorsunuz bari ? Bu röportajı okuyan çokca amatör prodüktör insan var, Ableton hakkındaki düşünceleriniz?

A: Ben senelerce nefret ettim Ableton'dan, su salak warping’inden dolayı garip saçma sapan bir ses cıkarıyor ondan nefret ediyorum. Ne zaman Ableton'la yapılmış bir şarkı dinlesek zaten 'Aha yine Ableton' diyebiliyoruz, o özelliği de hoşumuza gitmiyordu. Ama son zamanlar midi kısmını keşfettim, ki daha önce etmemişim, inanılmaz bir varyate var ve VST de açabildigini öğrendim. Dün uçakta zaten bayağı bir uğraştim Ableton'la, yeni şeyler denedim ettim, Pro Tools'la açmayı denedim ettim çok güzeldi ilk defa hoşuma gitti, öneriyorum o yüzden, bok atmıyorum artık.

D: Teşekkürler, o zaman teknik soruları bırakalım biraz, bu geceki çalacağınız 3 favori şarkınız neler olacak ?

A: Empire of the Sun - We are the people ( Burns Remix ) , yeni Classixx şarkısı ve Boys Noize'un Sebastian Tellier'e yaptiği yeni remix.

D: Gayet güzel geliyor kulağa, Boys Noize'un yeni EP'sinden de çalarsınız bir şeyler.

A: Valla bizde yok yeni EP kimde var ki ?

D: Bende vardı bilsem getirir verirdim valla.

A: Sende de bizdeki yoktur, çok trance’ımsı , rave’imsi bir remix olmuş yeni hali. Gerçekten bu gece çalmak için can atıyoruz. Birde ustune drum n bass giren bir yeri var şarkının, gerçekten çok inanılmaz. Bütün seyirciler aynı anda ziplamaya başlıyor, bu aralar o kadar iyi dansettiren herkese aynı hissi veren albümler ya da şarkılare da yapilmiyor o yuzden çok saygi duyuyorum Boys Noize'a. Mesela bizim şarkılarımızda da aynıf hissi vermeye çalışıyoruz. Yeni bir şarkımız bittiğinde hadi hemen gidip bunu çalalım bu gecenin en doruk noktasında diye düşünmüyoruz. O şarkı tam olarak nerde nasıl çalınır onu düşünüyoruz, her tarz müzik dinliyoruz her tarz müzik çalıyoruz ve neyi ne zaman çalmamız gerektiğine çok önem veriyoruz. Bence bu yüzden çok güçlü ve net deejay setleri çıkartıyoruz kanımca. Bu sirada yine festival çalışanları bizi taciz ediyorlar ve Aeroplane'i götürmeye zorluyorlar. Ama dediğim gibi çok can ve muhteşem insanlar olduklarından kendilerinin kaybolmayacağını, benim onları backstage'e götürebiliceğimi söyleyip görevlileri ekiyorlar.

D: Ben sizi bir yere götürmeyeceğim ama haberiniz olsun.

A: Hahah aynı şey Moskova'da başımıza geldi. Bizimle ilgilenmesi için iki üç insan verdiler, deliler gibi ilgileniyorladı bizimle, çok garipti valla. Bizle konusmaya gelen insanları dövdüler ettiler filan. Daha sonra öğrendik ki Rusya'daki kurallar filan bir acayipmiş, bu tur rehberlerine bizi zimmetliyorlarmış, eğer Rusya'da başımıza bir şey gelirse bu adamlardan çıkarıyorlarmış acısını, ondan böyle piskopat bir şekilde takip edildik.

D: Mother Russia !

A: Evet aynen öyle

D: Rusya'daki club kültürü nasıl peki, anlattıkları kadar çılgın mı ?

A: Valla ben çaldığımda club’da çalmadım işin garibi, çok komik gelecek size ama Ruslar sokak parfümü diye bir şey bulmuşlar. Moskova'da sokaklara parfüm sikacaklarmış, adı da Cosmic ve bunun açılış partisinde çalmam için beni getirttiler, 'Cosmic Music' çalabilirim diye, bende anlamadım ama çok keyifliydi.

D: Belcika'daki sahne hakkında ne düşünüyorsunuz peki, en sevdikleriniz kimler ?

A: Soulwax, Goose........ Tıkandık. Başka da birini sevmiyoruz galiba. O kadar da çok kişi yok herhalde. Ama Soulwax'ı gerçekten çok seviyoruz, müzik olsun, kendileri olsun on numaralar.

D: Karşılıklı sevgidir zaten, oh ne güzel, bu yıl calacak mısınız ILT',da ?

A: Aaaa tam bilmiyoruz aslında, o sırada turda olacağız ama çalmayıda çok istiyoruz. Sonuçta I LOVE TECHNO çok sevdigimiz bir festival olduğundan fikrimiz değişebilir.

D: En kötü Pukkelpop'da varsınız zaten orda deli gibi eylenirsiniz herkesle. Bu arada geçen senenin line up'ı hakkında ne düşünüyorsunuz ? Çok harika bir line up'tı kanımca.

A: Bütün sene beklediğin herkes 3 gün için orada oluyor, gerçekten harika bir line up'tı. Tek tek bilet fiyatı ödesen 2500 Euro filan çikar kesin.

D: Pukkelpop'ta herkesi izleyin, bir hafta da evden çıkmayın dönünce, o kadar için sıçın.

A: Hahaha tamam öyle yaparız biz de.

D: Bu arada çocukken gittiğiniz konserler ve festivaller bunlar, Belçika’lısınız sonuçta. Düşününce, o zaman gittiğiniz ve taptığınız isimlerle aynı sahneyi paylaşıyorsunuz, düşünceleriniz neler ?

A: Pukkelpop ve ILT hayranıyız ve gerçekten çok heyecanlanıyorz her seferinde. Çok fazla yaşanmıslık var orada ve çok güzel hatıralarımız var. Mesela 95'teki maskesiz Daft Punk konseri olabilir.

D: Ooo analog Daft Punk izlediniz ?

A: Evet MS-20 ve drum machine'lerle çalıyorlardı, inanılmazdı, gerçekten inanılmazdı.

D: Daft Punk Alive 1'in DVD'si de zaten inanılmaz bir şey.

A: Katılıyorum, milletin delirmesi, müziğin güzelliği. Gerçekten tarih yazlıyor o DVD'de

D: Sizin de oradaki gibi, tavandan ter damlatmanızı bekliyoruz o zaman. Çok çok teşekkür ediyorum ve backstage'inize sizi götürüp bir kaç biranızı da çalmayı umuyorum arkadaşlar.



Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>

 

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010