Ice Age: Dawn of the Dinosaurs – Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı
“I’m a single mother with 3 kids!” (Sid)
2002’de başlayan Buz Devri (Ice Age) serisi 7 yıl sonra ancak üçüncüsüne kavuşabildi. 2006’da çıkan Meltdown ile açıkçası hayallerimiz biraz yıkılmıştı çünkü ilk filmin epey gerisinde kalan bir konusu vardı ve komedi düzeyi de yerlerdeydi. Film kötü olmasa da ilk filmi mumla aratan cinstendi. Üçüncü filmden benim umutlarım büyüktü açıkçası. Ekibe katılan yeni karakterler vardı, fragman’dan gördüğüm kadarıyla da aksiyonu hoş gibiydi. Arkadaşla sinema salonuna girdiğimizde diğer hiç bir filme bakmadan tuttum kolundan doğruca Buz Devri’ne girdik. 3D izledik tabii.
Öncelikle belirtmeliyim ki, eğer bir film ülkemizde 3D olarak gösterime giriyorsa, mutlaka ona gidin. Çünkü özel bir teknoloji ile hazırlanan bu versiyonu özel bir gözlükle izlediğinizde, ancak farkı anlayabilirsiniz. Ekrandaki görüntüde size daha yakın olan hareketli nesneler tam önünüzdeymiş gibi beliriyor. Uçuşan bir yaprağı tutmaya çalışırken bulabilirsiniz kendinizi bir an. Ayrıca bu teknoloji, aksiyon sahnelerinde de sizi içine çekmeyi iyi biliyor. 3D Buz Devri filmi izlerseniz, normalde alacağınız keyiften bir %25 daha fazla keyif almanızı sağlayabilir.
Filmimizin konusu da başlangıç noktası da oldukça “tırışka” ama komik bir maceranın başlaması için yeterli. Filmin başlangıcında görüyoruz ki Ellie hamile kalmış ve tüm ekip çocuğu bekliyor. Artık bir aile ortamı kuran Manny’nin keyfi yerinde ama ekibin diğer üyeleri arasında bazı çatırtılar oluşmaya başlıyor. Bunlardan benim feci güldüğüm Sid de Manny’yi kıskanıp bir baba (hatta anne) olmaya tenezzül ediyor. Yerin altından aldığı (çaldığı) 3 koca yumurta tahmin edersiniz ki koca bir T-Rex’e ait ve yeryüzüne yumurtalarını almak için çıkmasına neden oluyor ve macera başlıyor.
Bence üstüne ayrı bir film yapılması lazım olan Scrat, kendisine bir sevgili buluyor. Scratte (Sıkratiye) adındaki bu ablamız da Scart’ın tam tersi olarak feci kurnaz çıkıyor ve aralarındaki kavga tüm film boyunca sürüyor. Benim en çok güldüğüm sahnelerde genelde bu ikili yer alıyor. Meşe palamuduna kavuşuyorlar mı kavuşmuyorlar mı, merakla izleyeceksiniz.
Ekip yerin altına girdiğinde, macera oldukça kızışıyor ve filme yepyeni bir karakter daha giriyor. Simon Pegg’in seslendirdiği bu karakterin bir gözü yok ve harika detaylarla süslenmiş. İleri askeri teknikler bilen, tam bir komando gibi gezen, sinsi mi sinsi, ama biraz kafadan çatlak ve çok cesur olan bu weasel, filme çok güzel bir tat katmış açıkçası. Buckminster’ın olduğu tüm sahnelerde güleceksiniz, o kadar diyorum.
Zaten filme “gülmek” için gideceksiniz ama benim biraz hayal kırıklığına da uğradığım nokta aslında bu. Biraz ucuz, biraz basit; daha çok çocuklara yönelik espriler izleyiciyi bekliyor. Bu bir hata değil belki, başta Amerikalılar olmak üzere, komedi düzeyimiz ne kadar yüksek ki diye düşünsek de yapımcıların başka bir hinliği ortaya çıkıyor bu noktada. Genelde velileriyle gelen çocuklar gülüyor eğleniyor da, aile de sıkılmasın diye alttan alttan cinsel espriler de filmde yer almıyor değil. Örneğin Sid’in erkek bir kömüşten süt sağmaya çalışması, Scrat ve Scratte’nin bir dal üzerinde sevişirken meyve yemesi, Sid’in bebeğin kuyruğunu görüp erkek sanması ama Diego’nun durumu toplaması, Buck’un “arkandayız” lafını anlamayıp “önde olmayı” tercih ettiğini anlatması, Sid’in kelebeğe tırtıl esprisi yapması gibi, daha birçok cinsellik üzerinden yapılan espriler mevcut. Güldürüyor mu, evet. Ama göz yaşartmıyor veya midenize kramp girmiyor.
Normalde bu tip filmleri Türkçe seslendirmeyle izlemem. Kötü oluyorlar açıkçası ama Buz Devri 3 beni şaşırtacak derecede seslendirmede başarılı çıktı. Eğer dublajlı izleyeceğime hiç izlemem diye başka kötü bir filme gitmeye kalkarsanız, yapmayın öyle şeyler, gidin izleyin, pişman olmazsınız seslendirme konusunda. Ama geri kalan unsurlarda, beklentilerinizi yüksek tutmazsanız ve 3D olarak filmi izlerseniz, ailecek veya arkadaşlar arasında hoş bir buçuk saatiniz cebinizde.

sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|