Little Big Adventure – The Hateful Eye
Türlerin çorba kıvamı aldığı günümüzde, pop müziğin de şekilden şekle girdiğine ve tanımlamakta zorluk çektiğimiz alt türlerinin oluştuğuna şahit oluyoruz. Sıra dışı müzikleri kategorize etme yönünde çalışan insan beyni ucube pop, deneysel pop, garip pop veya depresif pop gibi çıkış yolları üretiyor. Tüm bu saydıklarımız ve daha fazlası Little Big Adventure’ı tanımlamak için kullanılabilir/kullanılmalıdır. Ufacık klavyesi ile oluşturduğu tekinsiz melodik ritimleri, üzerine tüyler ürpertici ses tonu ve acı dolu sözleri de eklenince yukarıda sayılan tüm bu tanımlamaları bileğinin hakkı ile kazandığını görüyoruz Little Big Adventure’un. İlk dinleyişte kulaklarımıza musallat olan LBA, Magnus Sätterström’un tek kişilik yatak odası projesinden başkası değil. Bu belayı mahallemize getiren isim ise yine Labrador Records. Kıyada köşede kalmış pop şarkılarını cımbızla çekip çıkarmayı çok iyi beceren Labrador, Magnus Sätterström’un bilgisayarının belleğinde sıkışıp kalmaya meyilli bu cevheri gün yüzüne çıkartıyor.

Satış stratejisi gereği yeni çıkan isimlerin bolca süslenerek abartı basın bültenleri ile karşımıza çıkarılmasının aksine, Labrador internet sitesinde LBA hakkında herhangi bir yorum yapmaksızın Magnus Sätterström’un kendi sözlerine yer vermiş. Magnus LBA’un hikayesini (aynı zamanda kendi hayat serüvenini) şu sözlerle özetlemiş. “Her şey birikimlerimi toplayarak aldığım Casio klavye ile başladı. Sıkıcı gitar şarkıları yazmak yerine her şeyi bunda çalıyorum. Tam anlamı ile bir klavye kullanıcısı değilim, bu nedenle parça parça çalıp hepsini bilgisayarda birleştiriyorum. Aradaki kesintileri ve hataları örtsün diye de gürültü filtresi kullanıyorum. Bunu 2004 yılında yapmaya başladım. Beş yıl geçmiş olmasına rağmen değişen hiç bir şey olmadı. Hala en son sarhoş olduğum gece yaşananlar hakkında şarkılar yazıyorum. Tek fark ise düşük öz güvenim ve nefret hakkında da şarkılar yazmam. Sanırım tüm şarkılarım nefret üzerine.” Bu ne samimiyet, bu ne alçak gönüllülük, bu ne bağımsız ruhtur.

Günlerce evden dışarı çıkmadan, etrafında olup bitene, kendine, başkalarına duyduğu nefretin körüklediği hisler ile yazdığını düşündüğüm dört şarkıdan oluşan The Hateful Eye, Magnus’un karanlık bir barda kulağınıza belli belirsiz bir şeyler fısıldadığı hissi veren mini bir müzik şöleni. Magnus’un müziğini kategorize etmek gerekirse, (ki böyle bir gereklilik benim için hiç bir zaman geçerli olmamıştır) saykodelik synth pop tabiri yanlış olmayacaktır. Minimal melodiler üzerine monoton vokallerin mükemmel uyumu, Magnus’un yaratmaya çalıştığı tekinsiz ortamı kuran en önemli etkenlerin başında geliyor. Albümün açılış şarkısı Happiest Time isminin taşıdığı ironiyi karın ve baş ağrıları ile inleyerek dile getiren basit ama güzel bir parça. Albüm çıkmadan internet üzerinden de ücretsiz edinilebilen The Hateful Eye drum machine ve synth’lerin dans ettiği tam bir nefret manzumesi, aynı zamanda albümün en iyilerinden. Albümdeki kişisel favorim ise son parça olan Son of S:t Jacobs.
Labrador Records’un kataloğunda farklı bir renk oluşturduğunu düşündüğüm Little Big Adventure, (kıyaslamaya bayılan müzik severler için) The Radio Dept.’in tahtına aday görünüyor.
NOT: Albüm Labrador Records’un internet sitesinden 6 € gibi düşük bir ücret karşılığında (posta ücreti de dahil) temin edilebiliyor. Google’da harcayacağınız vakte yazık etmeyin gelin alın bu albümü. Pişman olmayacaksınız.


Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|