The Drums – Summertime EP
Yaz aylarının gelmesi ile içinizdeki gotiği öldürüp, neşeli melodilere yöneliyor, fakat kışın tekrar geleceğinin farkında olarak kenara karanlık bir şeyler saklıyorsanız The Drums tam size göre. Factory Records kataloğundan bolca beslenmiş, günümüz ve 80’ler dans pop gruplarını hatmetmiş ve post-punk dönemini ıskalamamış Jonathan Pierce ve Jacob Graham’ın ortak iştiraki The Drums.
Grubun çok yeni olması nedeni ile albümün yanısıra grup hakkında da kısa bir bilgi vermeye çalışacağım. Grubun kuruluş hikâyesi ikilinin çocukluk döneminde katıldıkları bir yaz kampında tanışıp, arkadaş olmaları ile başlıyor. Çocukluk ve gençlik yıllarında, benzer zevk ve kaygılar ile yetişen ikili, ergenliğin yerini üretkenliğin aldığı bu dönemde beraber müzik yapmaya karar veriyorlar. Bu kararlarında, grup elemanlarının The Wake sevgisi ve onlar gibi müzik yapma aşkları da etkin bir rol oynuyor. Fikir olarak bir süredir hayatta olan The Drums, New York’da yaşayan Jonathan’ın Florida’ya taşınması ile resmen faliyetlerine başlıyor.
Bir süredir albüm hazırlıklarına devam eden The Drums, Summertime adlı EP’yi geçtiğimiz ay içerisinde dijital formatta (albüm ağustos ayı içerisinde piyasada olacak) yayınladı. EP için gereğinden fazla uzun olduğunu düşündüğüm bu mini! albüm The Drums’ın ileride bize çok cömert davranacağının bir işareti sanki. Albümün açılışını yapan “Best Friend” isimli şarkının, grubun temellerinde yatan dostluğun ürünü olan bu albüm için özel bir anlamı olduğuna inanmakla beraber, albümü dinlemeye başladığınız ilk andan itibaren, sizi saran samimiyet duygusana karşı koyamamanızın da bu dostluğun şarkılara yansımasından kaynaklandığını düşünüyorum. Summertime, bir “kendini iyi hisset albümü” olmamakla beraber, barındırdığı samimiyet ve sıcaklık ile albüme hemen ısınmanızı sağlıyor.
Grup elemanlarının yirmili yaşlarda olduğu göz önüne alındığında, müziklerinde hissedilen referanslar ikilinin sıkı birer müzik takipcisi olduklarının kanıtı. Albüm genelinde kendini gösteren post-punk ritimleri üzerine serpiştirilen Johny Marr tadında indie pop gitarları, iki ayrı cd çalarda The Smiths ve Joy Division aynı anda çalınıyormuş hissi veriyor. Albümden yayınlanacak ilk single olacağına dair inancımın sonsuz olduğu “Let’s Go Surfing” grubun her şeyini ortaya koyduğu bir başyapıt niteliğinde. Albümün temposunun düştüğü “Down By The Water” ve “Instruct Me” adlı şarkılar ise hoşuma gitmeyen parçalar oldu. Çağdaş indie pop’una daha yakın olan “ I Felt Stupid” ve “ Me and The Moon” adlı parçalar da albümün iyilerinden.
Kusursuz pop şarkılarının peşinde koşan The Drums, kuşkusuz yolun daha çok başında fakat bu süreye kadar ortaya koydukları ile amaçlarına ulaşabilmek için doğru adımları atmaya başladıklarını gösteriyorlar.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|