Michael Jackson : Pop Müziğin DNA'sı

İki sorum var: Popüler olan ya da olmayan müzik tarihinin en baskın ismi kimdir? Bu sorunun
cevabını tartışabilen var mı?

Michael Joseph Jackson, 29 Ağustos 1958'de ailesinin 7. çocuğu olarak dünyaya geldiğinde yarım asırlık yaşamına sığdıracaklarını kimse tahmin bile edemezdi elbette. Ama çok değil, altı yıl sonra babasının müzik tutkusunun damarlarına işlediği aile üyeleriyle beraber bir grubun (Jackson 5)içinde bulmuştu kendisini. Altını çizmek istiyorum, "6 yaşında" Michael Joseph Jackson bir grupta şarkı söylüyordu!! Jackson 5'daki pırıltıyı fark eden Motown Records grubu bünyesine aldı ve MJ, 11 yaşında artık bir stardı!

Sonrasında Jackson 5 ile etkisi Avrupa’ya uzanan başarılar ve MJ'in gruba devam ederken çıkardığı
solo albümler..1978'e gelindiğinde "The Wiz" müzikalinde rolü olan MJ hayatının kırılma noktalarından birini yaşar; müzikalin şarkılarının aranjörü Quincy Jones ile tanışır. "Off The Wall", grup dışında MJ'in ilk solo albümüdür. "Off The Wall" öyle bir albümdür ki, hem müzikalite hem de beklenti olarak bir sonraki
albüm için müthiş bir referans verir. Soul ve funk etkilenimli klasik Afro-Amerikan müziği ile adımlar atılmaya başlanmış, bir türe isim veren Motown Records'un Motown'u ile buluşulunmuş, sonrası ise
r'n'b ile diskonun harika buluşması "Off The Wall" ile sağlanmıştı. Sıranın "pop" müziğin tarihini sonsuza dek değiştirmeye geldiğini kimse tahmin bile edemiyordu. Evet, amiyane tabiriyle gümbür gümbür geliyordu MJ, ama böylesine devrimsel bir şey beklenmiyordu açıkçası.

"Thriller"ı tarif etmek ne kadar kolaysa onu analiz etmek de öylesine zor. Kolayını seçelim: Öyle bir albüm
düşünün ki Afro Amerikan, içinde soul-funk-r'n'b mevcut, aynı anda bünyesini gitarlara açmış, gitarlardan korkmamış, dans ettirmeyi hedef edinmiş ve hepsinin toplamı olarak da "pop". Siyahi müzik ile ilgili yayınlara bakınız lütfen, ya da sanatçılara. MJ'den etkilenmemiş, ondan referans almayan birini bulabilecekmisiniz? Dönelim "pop" sahnesine. Yine aynı soruyu soruyorum: Var mı etkilenmemiş, bir parça dahi olsa ona yaklaşmamış? "Thriller" 110 milyon satmasının dışında şu çok büyük amaç-projenin anıtıdır: O ana dek kendi gettosunun dışına -gerçekten- çıkamamış "black" sahnesinin yüzeye, Times'a, Eyfel'in gölgesine, Ankara Kızılay'a, Kızıl Meydan'a yayılışı. Hikayenin önsözü ve en güçlü bölümüdür "Thriller". Artık pop kırılma yaşamıştır ve yeni tarif üzerinden konuşulacaktır hep. Sadece 8 haftada kaydedilmiş ve Quincy Jones'un anlatımıyla 'sadece bitirmeye çalıştık' denilen bu albümdür müzik tarihini değiştiren. Samimi ve gerçektir, başarısının merkezinde bunlar oturur.

Sadece müzik mi? Amerikan eğlence sektörünün tecrübeleri ile kurulmuş bir sanayi haline gelmiştir
MJ. Albüm satışlarının yanında -neredeyse ölene dek aralıklarla sürecek- devasa konserler, ürün satışları, reklam anlaşmaları, yardım organizasyonları vs vs. Uzun yıllar boyu bu sektörlerin tek bir kişiden nemalandıklarını düşününce bir teşekkür bekliyor insan bu organizasyonlardan. Ya basına ne demeli? Basının böylesine bir metası oldu mu, karıştıracak, inceleyecek, üzerinden skandallar yaratacak? Basının timsah gözyaşlarından önce teşekkürlerini ve af dilemelerini bekliyoruz! Bir kesim daha var teşekkür beklenecek: Modern dans! "Koreografi" terimine böylesine anlam kazandıracak, böylesine yaratıcı kaç insan geldi acaba bu dünyaya?

Moonwalk denen tek bir figür için ben anıt dikerim! "Thriller"ın nükleer bomba etkisinden sonra, ticari motifleri artmış "Bad" gelir. Artık "Michaelmania" yaşanmaktadır ve "Bad" bu çılgınlığın bitmeyeceğinin imzasıdır. Yine on milyonlarca satış ve manianın yoğunluğunu artırması.

İlerleyen zaman, 90'lar, "Dangerous", "HIStory", "Blood on The Dance Floor" ve MJ'in azalan albüm satışları ile birlikte kişisel problemlerin tavan yaptığı zamanlar. Azalan albüm satışlarının yine milyonlar ile ifade edildiğini belirtmek lazım sanırım!! 2000'ler ve benim şahsen gayet iyi bulduğum "Invincible"ın MJ'in beklentilerine(10 milyon satış!) karşılık verememesi üzerine çalkantılı hayatın iyice diplere doğru kayması.

Son iki sözüm:
İlki MJ'e bulaşmadan bir gün dahi geçiremeyen ve bilgisi olmadan ahkâm kesenlere: Michael Jackson bir
"Vitiligo" hastasıydı ve bu hastalık cildinde beyaz lekeler yaratıyordu. Hastalığının artışı ile birlikte cildinin geri kalanını da o renge uygun makyajla kapatmaya çalışmıştır. Hayır bu doğru değil, derisini beyazlatmaya çalıştı mı diyorsunuz illa ki? Peki öyleyse, bu suç ve ayıp için ben onun adına sizden özür diliyorum!!!

Son sözüm;

Jackson 5 dinliyorum şu an. "I'll Be There" i ve "Ain't No Sunshine"ı. Bir ilköğretim öğrencisi şu an şarkıları söyleyen. Onun o anda bile mevcut görkemli sesine ve kabiliyetine hayranlığımı anlatmam zor. Ben siyah ya da beyaz Michael'ı sevdim, seviyorum, saygı duyuyorum. Onu -yaşım itibariyle- birebir yaşamış olduğum için şanslı hissediyorum. Sanatlar ve çağlar üstü bir sanatçıydı, iyi adamdı. Toprağı bol olsun, gittiği yerdeki grup tarihin en iyi sesini kaptı. Morrison'a da selam olsun, mikrofona veda zamanı geldi.

 





Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010