IstanbullDogs 2009
İstanbul, doğunun batıyla birleştiği tarihi şehir vesaire vesaire vesaire, diğerlerinin yanı sıra REM ve Cure tarafından ziyaret edildi, The Prodigy, Keiser Chiefs ve Leonard Cohen’i ağırlayacak ve önceki haftalarda Depeche iptal ettiğinde büyük Dave Gahan’ın “mide iltihabı” yüzünden (veya Türk arkadaşlarımın çoğunun ileri sürdüğü gibi doz aşımı yüzünden) başı derde girdi. Asıl nokta: Ne olmuş yani?
2010’da İstanbul Avrupa kültür başkenti olacak ve şehre gelen profesyonel rockçılar ve onlar gibilerin bıraktıkları konaklama parasından daha fazla bağıracak şeyi var. San Francisco Haight-Ashbury 1969, Berlin 1979, Manchester 1989, Detroit 1999… burada bir doku görüyor musunuz? Gerçi Gold Blade’den John Robb’un geçtiğimiz günlerde ağır Dj seti Fall/Happy Mondays ile şehrin Anadolu yakasını hayrete düşürmesi gibi burada en çok heyecanlandıran Manchester bağlantısı.
Peki biz kimden ya da neden bahsediyoruz? İstanbul’un alternatif sahnesinin eski tüfekleri Replikas, onların daha da tecrübeli ağabeyleri Nekropsi, art-punk gibi görünen genç The Revolters, karanlık elektro-göbek Mind Thursday, elektro-punk harikaları MGMT öncesi Post Dial, balkan ska-polka rockçıları Pis Yabancı, tutkulu alternatif rockçı Erdem Yener, mental elektronika Toz ve Toz, psychedelic disko-punkçı Sean Parker Band… Tümünü birleştiren şey kalçalarınızı oynatan ve dişlerinizi kaşındıran tedirgin, elektro-punk, umutsuz derinin kulak tırmalayıcı kalitesi.
Herhangi bir sıcak gecede İstanbul’da hissettiğiniz bu ritimdir. Taksim Meydanı’ndan şehrin ana caddesi İstiklal’e ve oradan, muhtemelen Dünyanın En Güzel Yeri parlak Tünel bölgesine uzanan ritm. Turistlerden, ailelerden, sokak satıcılarından ve benzerlerinden kurtulunca, İstanbul’un orijinal rock kulübü Kemancı, Taksim Meydanı’nın hemen yanındadır ve daha sonrasında caddeden aşağı yürüyünce, şehirdeki en iyi ses sistemine sahip Dogzstar ve Peyote ve son olarak Tünel’de İstanbul’un alternatif müziğini ilk kutlayan yazarın hala DJlik yaptığı Babylon ile mekân giderek heyecanlı hale gelir.
İçe çekilen yapıştırıcının kokusu, karanlık tuvaletlerdeki koko çizgilerinin ve pipolarının fısıltıları, direk şişeden içilen fazla miktarda Jack Daniels ve hatta daha da fazla Efes Birası, saç jölesi ve ağırbaşlılık, kızların bu yeni davranış kurallarının nasıl takip edileceğini bilmemeleri, sonra ultra-hoşgörünün ve Mor ve Ötesi’nin yaptığı kurum-popu ve iç karartıcı-rock ile nasıl savaşılacağının hatırlanması, Murat Boz, Hepsi ve Eurovizyoncu boş afet Hadise’nin burada kendiliğinden oluşan gruplar arası şirretlikten daha önemli olması. Şarkıcı Teoman yönünü para-müzik dünyasına doğru çeviriyor, fakat görünüşe göre kendini bir parça hayatını yaşayan (veya bira müptelası) ve kadın avcısı ve genel olarak anti bir figür olarak kurtarıyor – ve çok iyi bir kahkahası var.
IstanbullDogz’un kökleri geçmişteki bazı büyük ustalara dayanıyor – yenilikçi Barış Manço, Japonlar onu çok seviyorlardı ve onun yüzünden Japonya Türklere vize uygulamıyor; hala sahnede olan çağdaş Erkin Koray ve geleneksel Türk sanat müziğini psychadelica ve elektronika ile birleştiren tüm zamanların büyüleyici grubu Babazula. Rolling Stone Türkiye krize ve Amerikanlara karşı büyüyen tepkilere bağlı olarak yakın zamanda kapandı fakat büyüyen yerli ruh yerine oturuyor; yukarıda sayılanların birçoğunun çalacağı ve Eylül’de Marmara Denizi’nin kıyısındaki eski bir kale olan Yedikule’de yapılacak Eclectica Festivali ve müthiş Bant dergisi de bunun bir simgesi. Bu, bugünün soundu, IstanbulDogs 2009.
Sean Bw Parker
Tercume: Özlem Yetiş Ercan
Sean Bw Parker
Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|