Efes Pilsen One Love Festival 8 : Özge Bilgi
Ülkemizde müzik festivallerinin gitgide artması gerekirken, üzücü bir şekilde yıllar içinde azalması ve biz müzikseverleri ağzımıza layık festivallere hasret bırakması durumuna yıllardır başarı ile direnen Efes One Love Festival, 8. ile bu yıl da Santral İstanbul’daydı. E biz de “Kambersiz düğün olmaz” diyerek hatırı sayılır bir Reset! kadrosuyla Santral’e koştuk o haftasonu. Çok da iyi ettik. Nitekim bu yıl festival gruplarından kimi dinlediysem belirli bir tatmin sahibi oldum diyebilirim.
Festivale gitmeden önce kesinlikle dinlemem gereken isimlerin m83, Klaxons ve Royksopp olacağını kafamda netleştirmişken, Bora Uzer, Yasemin Mori ve Aeroplane de “yakalarsam mutlaka” dediğim diğer üç isimdi (ki maalesef o kadar yorgun bir haftasonuma denk geldi ki bu üç ismi kaçırdım.)
Festivalin birinci günü Santral İstanbul’a ilk varışımızda dikkatimi çeken ilk şey bu sene Pozitif’in bu güzel festival alanına artık alışmış bir organizasyonla işleri ayet yolunda götürüyor olduğuydu. Girişlerde, bilet satışlarda, davetlilerin giriş çıkışında hiçbir problem görünmüyordu. Uzun kuyruklar olsa da- ki bu muhteşem bir görüntüydü, pek çok müzikseverin içeride olduğunu bize gösterdi ve hemen baştan heyecanlandık- bu kuyruklar eziyet haline dönüşmüyor, tam tersi çabucak eriyordu. Keyifle içeri girip, her ne kadar ilk grupları kaçırmış olsak da M83’ü yakalamış olmamız sebebiyle soğuk biralarımızı alıp 5 dakika içinde ana sahne önüne ulaştık.
M83 tek kelimeyle süperdi. Bence grup da karşılarında gördüğü seyirciden çok memnundu-ki yüzlerinde “Allah Allah bizi bu kadar dinleyen var mıydı ya Türkiye’de” gibi bir şaşkınlık vardı. Bence Indigo’da geçtiğimiz kış olması planlanan konser iyi ki iptal olmuştu da Efes One Love gibi bir festivale gelmişlerdi ilk kez. Çünkü bence seyirci inanılmazdı ve bu etki gruba da yansıdı. Festivalin en yüksek olduğum anıydı desem yalan olmaz.
Konserden sonra hemen bir festival alanı turuna çıktık. Geçen seneki gibi yemek alanlarındaki kalabalık ve kuyruklar ve o kuyruğu bekledikten sonra elde ettiğin yemek çok pahalı ve aslında senin istediğin yemek değilse bile “ay neyse daha fazla uğraşamıycam, bunu yerim” demene sebep olsa da, bence gerçekten bu yılın tek organizasyon sorunuydu. Zaten katılımcıların bu kadar çok olduğu bir festivalde, bu olumsuzluk çok önüne geçilebilecek bir şey değil sanıyorum. Bunun dışında, festival alanında oyunlar, aktivite çadırları ve hiçbir şey yapmadan çimlerde yaymaca ve festivalin tadını çıkaranlar insanlar… Herşey güzel görünüyordu. Bol bol arkadaşlarımızla karşılaşıp elimizde soğuk Efes ile güzel sohbetlere daldık.
Tricky’e özel bir hissim olmadığı için izlemedim. Arkadaşlarımla sohbet etmeyi tercih ettim. Onun için performans hakkında diğer yazarlarımızın yazılarını okumalısınız.
Fakat birinci günün Ana sahne Headliner’ı Klaxons’u asla kaçıramazdım. Artık iyiden iyiye kalabalıklaşan festival alanını tam anlamıyla coşturdular. Çevremde şarkıları ile dans etmeyen kimseyi görmedim. Sahne kıyafetlerini pek sevmesek de (!), klasik İngiliz aksanları ile seyirci ile konuşmaları ve hit şarkıları ile kalplerimizi kazandılar. Ben hiç huyum olmasa da kendimi hop hop dans ederken buldum. Tepinmekten yorgun ama tüm gün güzel müzik, arkadaşlar ve keyifli bir ortamın verdiği mutlulukla Santral İstanbul’dan ayrıldık.
Festivalin ikinci gününün açılışını Portecho ile yaptık. Portecho’nun Studio Plastico albümünü çok sevdiğim için ve daha önce nedense hiç canlı performanslarında bulunmadığım için konserin nasıl olacağını çok merak ediyordum. Ve beklediğim kadar var. İlk güne oranla çok çok ve çok daha kalabalık olan festival alanı Portecho’nun enerjisiyle inanılmaz bir haldeydi. Bundan sonra Portecho’yu daha fazla izlemeye çalışmaya karar verdim.
Biraz festival alanında gezinip arkadaşlarla muhabbet ettikten ve Moda yazarlarımızın sizler için hazırladığı festival modası çalışmalarına bir göz attıktan sonra, çok sevmesem de bizim dönemin her üniversite öğrencisi gibi zamanında Starsailor dinlediğim için, uzaktan da olsa rubu dinledim. Misguided Fool, Love is Here, Lullaby gibi üniversite yılları şarkılarımı canlı olarak duymak ilginçti ve özellikle yanımda o dönemden arkadaşlarımla bu şarkıları dinleyip o günleri anmak güzeldi. Grubun ciddi fanları için ise bulunmaz bir konser olmalı bence.
Royksopp’a gelince: Festivalin- muhtemelen birçok festival katılımcısı gibi- en çok beklediğim ismi idi. Konser bence çok güzeldi. Fakat çok kalabalık olduğu için çok gerilerden, hatta sahneyi göremeden takip etmek zorunda olmak, konserden tam randıman almamızı engelledi. Önlerde nasıldı bilmem ama ses de arkada çok iyi değildi. Buna rağmen performansı beğendim. Royksopp’un Türkiye’de hatırı sayılır bir kitlesi olduğu ve konserlerinin de hep inanılmaz bir enerji ile geçeceği kanıtlanmış oldu.
Sanıyorum ertesi gün Pazartesi olduğu düşünülmüş ve ikinci gün konser saatleri öne çekilmişti. En son konser 22.30’da Otto Santral’deki Aeroplane’di. Fakat tüm haftasonunun yorgunluğu ile ve çalışan bir insan olarak mutlu mutlu eve gidip yatağıma kavuştum.
Sonuç olarak, Efes One Love Festival, 8incisi ile de gönlümdeki yerini sağlamlaştırdı. 2010’da festivalin kimleri ağırlayacağını şimdiden merak etmekteyim. Ama eminim ki kim olursa olsun, Efes One Love her yıl olduğu gibi yine ülkemizin güzel festivallerinden biri olma özelliği kaybetmeyecektir.
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Murat Ekşi
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Gökhan Karabıçak
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Gazali Görüryılmaz
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Hayalsu Altınordu


Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|