Efes Pilsen One Love Festival 8 : Gazali Görüryılmaz
Geçtiğimiz yıl havlu atan iki büyük festivalin yokluğunda müzik açlığımızı bastırmaya çalışan Efes Pilsen One Love Festival, bu yıl da bizi yanlız bırakmayarak “bir nebze de olsa” beklentilerimize karşılık verdi. Festivalden kimin tam olarak ne beklediği bilinmez ama, Avrupa’nın kültür başkentlerinden biri olan İstanbul için bu line-up’ın yetersiz olduğunu düşünüyorum. Yabancı grupların saat 19.00 itibari ile başladığı ve 23.00 sularında bittiği bir açık hava festivali 15 milyon nüfuslu bir şehir için eza mıdır cefa mıdır siz söyleyin. Ülkemiz de yapılmayan ve yapılamayan festivaller için bir çok neden (sponsorluk, yüksek vergiler, politik sebepler ... ) olduğunun farkında olmakla beraber asıl problemin yetersiz talepten kaynaklandığını düşünmekteyim. Yüz binlerce gencin, öğrencinin, okur yazar insanın olduğu İstanbul’umuzda neden insanlar festivale gelmek yerine Cumartesi gecesini köhne bir barda geçirmek ister bu yaşıma geldim anlamış değilim. Ülkemizde henüz müzik kültürü oluşmadığı gibi festival kültürü hiç oluşmamış durumda. Bu nedenle, elimizdekilerden de mahrum kalmamak için “Festivalleri sevelim sevdirelim”. Orta öğretim seviyesindeki sloganımızın ardından, Türkiye’nin en iyi açık hava festivaline hoş geldiniz.
Ülkemizdeki etkinlik kıtlığını hiçe sayarak aralıksız sekiz yıldır bizlere Morrissey, Ian Brown, Beastie Boys gibi efsaneleri canlı izleme fırsatı yaşatan One Love Festival’in bu yılki line-up’ında M83, Royksopp ve Klaxons ön plana çıkan isimlerdi. Festival kapsamında ülkemizi ziyaret eden tüm yabancı gruplar (Starsailor hariç) kendi alanlarında önemli isimler olmasına rağmen canlı performanslardan hiç biri 2009’ a dönüp baktığımda unutulmaz anılarımın arasında yer alacağını sanmıyorum. Benim en çok ilgimi çeken gruplardan biri M83 oldu. Her albümünde farklı dünyalar yaratmayı ve bizi o dünyada zevke boğmayı adet edinen M83, nam-ı diğer Anthony Gonzalez’in özellikle ambient ağırlıklı şarkılarının canlı yorumlarının neye benzeyeceğine dair kafamdaki soru işaretleri koser sonrasıda yerini memnuniyete bıraktı. İzleyenlerin özellikle son albümdeki “Graveyard Girl” ve “Kim and Jessie” gibi hit’lere katılımı yüksekti. İlk günün önemli topluluklarından biri de Bristol trip hop efsanesi Tricky’idi. Hayatımın hiç bir döneminde trip hop fanatiği olmayan ben Tricky’nin performasından da pek hoşlanmadım. Belki farklı bir platformda kendisini dinlemek güzel olabilirdi fakat One Love Festival kapsamında bir yere koyamadım ben Tricky’yi. Konserin en unutulmaz anı ise efsanevi heay metal topluluğu Motorhead’in (bir zamanlar en sevdiğim gruptu) Ace of Spades’inin cover’ı oldu. Sanırım en büyük seyirci katılımıda bu şarkıda yaşandı. Bu beklenmedik ve güzel süpriz için Tricky’ye selam ederim (içindeki metalciyi öldüremeyenler belli oldu). İlk günün son yabancı grubu ise merakla beklenen Klaxons’du. Müziklerini çok takip etmesemde sahne kostümleri ve performanslarını beğendim, samimi ve hevesli görünüyorlardı sahnede. Fakat daha önceki seneler Ian Brown gibi sesten çok karizma sahibi bir isim ile geceyi kapatmış bünyelere, Cumartesi gecesini için biraz yetersiz gelmiş olduğunu düşünüyorum Klaxons’un.
Festivalin ikinci günü biraz daha kalabalık olacağını tahmin ediyorduk fakat kimse bu kadar beklemiyordu sanırım. 16.00’dan itibaren festival alanında adım atacak yer kalmamıştı ki bu durum benim çok hoşuma gitti. O kalabalığa rağmen festival alanında hemen hemen hiç bir şey aksamadı. Pazar gününüm ilk yabancı grubu Starsailor’dı. Geçtğimiz yıllarda da ülkemize sıkca gelen Jay Jay Johanson ve Anathema ile birlikte kendilerine T.C. pasaportu verilmesi gerektiğini düşündüğüm Starsailor’ın performansı gerçekten üzücüydü. Yıllardır Love is Here albümündeki hit’ler ile izleyicileri coşturmaya çalışan Starsailor, bu konserde kendilerinin bile son ve bundan bir önceki ve ondan bir önceki albümlerine inanmadıklarını gösterdiler. Pazar gününün ve festivalin son grubu, herkezin merakle beklediği Röyksopp’du. Açılışı çeşitli elektronik ses kompozisyonları ve canlı davullar ile yapan Röyksopp, konserin ilk anından itibaren kopup çoşmayı bekleyen büyük bir izleyici grubunu şaşkına çevirdiğini düşünüyorum. Konserin 20. dakikasına kadar albüm hit’lerinden hiç birini çalmamalarını da çok samimi buldum. Zaten Röyksopp son albümlerinde, pop grubu değil popüler bir elektronik müzik grubu olduklarını gösterdiler.
Benim için festivalin iki büyük kazancı vardı. Birincisi, kesinlikle Portecho ve Bora Uzer performanslarıydı. İzleyecilerin özellikle bu iki gruba ilgisi görülmeye değerdi. Portecho’nun performansı Cumartesi gününün en iyilerindedi. Gündüz saatinde bile kalabalığı dans ettirmeyi başaran Portecho’nun gece performansını hayal bile edemiyorum. Umarım o günleride göreceğiz. Festivalin diğer bir kazancı ise Santralistanbul oldu. Ana sahnedeki konserlerin bitimi ile bir çok izleyicinin dağılmadan Otto ve Tamirhane’nin yolunu tutması, festival havasının üniversite kampüsü formunda birleşmesi ile çok keyifli bir hal aldı. Otto ve Tamirhane’deki DJ performanslarını izlemek güç olsada (kalabalıktan dolayı), dışarıda kalanların alternatif eğlence öbekleri oluşturarak güzel vakit geçirdiklere şahit olduk.
Her yıl standartını koruyarak istikrarlı bir şekilde devam eden One Love Festival’in dokuzuncusunda Lcd Soundsystem (kişisel istek, özlem, umut) ile dans etmek dileği ile.
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Murat Ekşi
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Gökhan Karabıçak
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Özge Bilgi
Efes Pilsen One Love Festival 8 İzlenimleri: Hayalsu Altınordu


Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|