The Legends – Over and Over
Eğer 2000’ler bir ozan ile anılacaksa, bu isim benim için Johan Angergård’dan başkası olmayacaktır. Bu iddialı girişimin sebebi kişisel beğeni ve takdirden çok Johan Angergård’ın son on yıl içerisinde ortaya koydukları aslında. Üretken kelimesinin vücut bulmuş hali olan Angergård, aynı anda iki grup (Club 8, Acid House King) ve bir solo kariyer yürütmenin yanısıra, Labrador Records’un kuruculuğunu ve bünyesindeki (bazı) grupların yapımcılığını üstlenmekte. 30’lu yaşlarında bu kadar çok işi bir arada yapabilen Angergård’ın günde 6 saat uyuyorsa en az 7 saat de şarkı yazıyor olması gerek diye düşünüyorum. Club 8 ile beş stüdyo albüme ve Acid House King ile ise dört albüme ve bir çok EP’ye imza atan Angergård, The Legends isimli tek kişilik dev kadrosu ile Over and Over isimli dördüncü stüdyo albümünü geçtiğimiz günlerde Labrador Records bünyesinde yayınladı.
Geçtiğimiz ay içerisinde piyasaya çıkan, albümün ilk single’ı Seconds Away’ın basın bildirisindeki şu not dikkat çekiciydi; “The single Seconds away was described as The noisiest pop single to ever come out of Sweden”. Hayli iddialı ve bir o kadar da merak uyandırıcı olan bu ifadeye Seconds Away’i dinlemeye başladığım ilk saniye yediğim sağlı sollu noise tokatları ile hak verdim. Hayli acılı ve heycan verici bu tecrübenin ardından rahatça söyleyebilirim ki; “Seconds Away” gerçekten de son dönem İsveç topraklarından çıkan en gürültülü pop şarkısı. Eldeki veriye dayanarak albüm geneli için rasyonel bir sonuç çıkarmaya çalışan ben, siparişimin elime geçmesi ile birlikte teşhisi koydum; Over and Over son dönem indie pop’unun ihtiyacı olan herşey!
Angergård’ın kafasındaki uçuk fikirleri şarkı formatına dönüştürdüğü The Legends, bu albüm ile neşeli indie pop müziğine karanlık bir cevap veriyor. Albümdeki depresif atmosfer sadece müzikte değil şarkı sözlerinde de kendini göstermiş durumda. “I was one two three four seconds away from falling into a hole the blakest, darkest place in my soul” sözleri Seconds Away’in içinde barındırdığı gürültünün dışa vurumu adeta. Noise dark pop olarak adlandırdığım bu albüm 80’lerden günümüze taşıdığı referanslar ile The Legends’ın en olgun albümü olma özelliğini taşıyor. Dancefloor’da “You’re too old, you will never be on a dance floor, i am too i will never be seen there once more” diyerek, belkide The Legends’ın müziği ile birlikte kendisinin de olgunlaştığını söylemek istiyor . Beyaz atleti ile koşturan Angergård’dan başı öne eğik kan kırmızı bir fonda sessizce duran bu yanlız adama gelene kadar çok şey değişmiş, gelişmiş The Legends için.
Albümde The Legends’ın saatlerce The Field Mice dinlediği günlerden aldığı ilham ile yazılan Jump ve Heartbeats gibi naif, melodik ve buruk indie pop örnekleri de mevcut. Angergård, Club 8 ve Acid House King’de hissedip de söyleyemediği herşeyi Over and Over’da yüksek sesle söylemiş ki bu albüm hiç tereddütsüz The Legends’in en kişisel, en içe dökük çalışması olmuş.
The Legends ile daha önce tanışmamış iseniz Over and Over biraz kafa karıştırıcı olabilir, fakat huzuru kaosta arıyorsanız doğru yerdersiniz.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|