The Uninvited - Davetsiz
2003 Güney Kore yapımı Janghwa, Hongryeon’un (Karanlık Sırlar) yeniden çevrimi olan The Uninvited (gördüğünüz gibi Hollywood bıkmadan usanmadan Uzak Doğu korku sinemasının başarılı veya başarısız bütün örneklerini önümüze getiriyor), türevlerinin aksine hiç de fena bir yeniden yapım değil. Bir dönemin Alfred Hitchcock yaması filmleri gibi hep aynı tarz korku filmleri izlemekten de sanırım hepimiz sıkıldık zaten.
2006 yılında Dabbe çok konuşulmuştu, “Hollywood yapar da biz yapamaz mıyız?” felsefesiyle yola çıkılmış, ancak sonuç hüsran olmuştu. Hasan Karacadağ'ın 'J-Horror' tarzı filmi hiç değilse bir uyarlama değildi. The Ring, The Grudge, Dark Water, Pulse, One Missed Call -daha da sayabilirim, hatta isterseniz Halka 1 2 3 diye kendi içinizden sayabilirisiniz- gibi birçok uyarlama geldi geçti. Filme dönecek olursak;
Ana karakterimiz Anna; annesini bir kaza sonucu kaybettikten sonra akıl hastanesine yatırılmıştır, eve geri döndüğünde babasının, annesinin eski hemşiresiyle Rachel ile nişanlandığını öğrenir. Anna annesinin hayaleti tarafından ziyaret edilir ve Rachel’in yapmak istedikleri için annesi onu uyarır. İki kız kardeş bir yandan Rachel’ın gerçekte kim olduğunu öğrenmeye çalışırken bir yandan da Rachel’ı babalarından ayırmak için ellerinden geleni yaparlar ama bu üvey anneden kurtulmak o kadar olmayacaktır.
Hollywood’da korku filmlerinin çoğu küçük bütçeli filmlerden oluşur ancak Robert Wise’ın ‘The Haunting’i, Roman Polanski’nin ‘Rosemary’s Baby’si, William Friedkin’in ‘The Exorcist’i ve son olarak ‘The Sixth Sense’ ile birlikte büyük yönetmenlerin ve oyuncuların korku film çevirdiği bir dönem yaşandı. Bu filmlerin hepsi korku filmi olduğu kadar psikolojik gerilim çalışmalarıydı. The Uninvited, her ne kadar bir Uzak Doğu uyarlaması olsa da aynı zamanda bu filmler gibi film türleri arasındaki sınırları aşarak seyirciyi birçok noktadan yakalamaya çalışıyor.
Reklam filmleriyle adını duyuran ama uzun metraj deneyimi olmayan İngiliz yönetmen kardeşler Tom ve Charlie Guard’ın ilk filmi Davetsiz kesinlikle başarılı bir uyarlama. Bir uyarlama yaparken önemli olan şey, neyin hangi anlamı taşıdığını anlamak ve çektiğiniz kültürdeki anlamlara göre onu dönüştürebilmektir. Sadece dili değil, aynı zamanda içeriği, sosyal çevreyi de tercüme etmektir. Batı dünyasındaki izleyicinin algılama şeklinin Uzak Doğu’lu izleyiciden farklı olduğunu kaçınılmaz bir gerçek. Ancak Uzak Doğu Sineması’nı bu derece büyüleyici kılan ‘belirsizlik’ boyutunu kaybetmeden kültürel değişim sağlamak çok önemli.
Ürkütücü bir materyale psikolojik boyuttan yaklaşarak izleyiciden en yüksek düzeyde duygusal ve fiziksel tepkileri almak mümkün; mesela annesinin boynunda taşıdığı zil, çekimin gerçekleştiği ortam, bununla birlikte Hitchcock’un ‘Shadow of a Doubt adlı filminde olduğu gibi aile üyelerinden birisinin geçmişinin aslında bilinenden farklı olması da filme ayrı bir gerilim katmış. Son olarak, Lemony Snicket’s A Series of Unfortunate Events (Talihsiz Serüvenler Dizisi) adlı filmdeki başarısıyla adından söz ettiren Emily Browning’in bu filmde de oyunculuğunu çok beğendiğimi söylemeliyim. Türünün diğer örneklerinden çok daha iyi ve sürpriz sonuyla tek kullanımlık bir film olmadığını kanıtlamış güzel bir uyarlama karşımızda.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|