Frozen River - Donmuş Irmak
Daha önceden Amerikan iç savaşını konu alan bir kısa film çekmiş olan senarist-yönetmen Courtney Hunt’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Donmuş Irmak gösterildiği tüm festivallerde büyük ses getirdi. Birçok önemli festivalden bol bol ödül alan yapım, Courtney Hunt’a özgün senaryosu, Melissa Leo’ya ise etkileyici performansı sayesinde Oscar adaylığı getirmişti.
Amerika-Kanada sınırındaki New York eyaletine bağlı küçük kasabada geçen filmde, kumar düşkünü kocasının yeni evleri için biriktirdikleri parayı alarak kaçmasıyla iki oğluyla yapayalnız ve parasız kalan Ray’in yeni evlerini ödeyebilmek ve geçinebilmek için mücadelesi anlatılıyor. Ray’in kazandığı para ailesinin geçinebilmesi için hiç de yeterli bir para değildir; çünkü Ray bir dükkânda yarı zamanlı olarak kasiyerlik yapmaktadır. Şefine tam zamanlıya geçmek istediğini söylediğinde, şefi bunu kabul etmez. Yaşadığı hayal kırıklığı ve eziklikle, Lila adında bir Amerikan yerlisiyle tanışınca kanun dışı bir iş olan sınırdan adam geçirmeye başlar.
Melissa Leo’nun Oscar adaylığını hak eden performansı takdire şayan gerçekten. Leo, filmdeki ilk sahnesinde iyi bir oyunculuğun sinyallerini veriyor ve ona dikkat kesilmemizi sağlıyor. Harap olmuş saçlar, bakımsız tırnaklar, hayal kırıklığı dolu bakışlar ve süzülen gözyaşlarıyla tam anlamıyla oynadığı karakter Ray Eddy oluyor. Filmin başından sonuna kadar canlandırdığı Ray’i çok iyi yansıtıyor Leo. İşte bu da filmin başarısının sırrı olsa gerek. Melissa Leo başta olmak üzere, tüm oyuncular karakterlerini çok iyi özümsemiş ve perdeye yansıtmış.
On beş yaşındaki T.J.’de babasının gidişinin travmasını çok iyi görebiliyoruz… Öte yandan pek bir şey idrak edememiş ve sadece Noel’de alacağı hediyenin hayalini kuran beş yaşındaki Ricky… Mohawk kabilesi mensubu Lila’nın kocasının ölümünden sonra yeni doğmuş bebeğinin elinden alınması karşısında yapayalnız ve çaresiz hali… Bütün karakterlerin bu kadar iyi çizilmesi ve böylece onların düşünce tarzlarını, duygularını anlayabilmemiz de bizim filme ilk andan itibaren ısınmamıza neden oldu sanırım.
Burada en başta tebrik edilmesi gereken isim de karakterlerin yaratıcısı, filmin senaryosunun sahibi olan Courtney Hunt kuşkusuz. Hunt’ın senaryosu baştan sona sadelik, gerçekçilik, içtenlik ve doğallık içeriyor ve seyirciyi içten fethediyor. Bu senaryoyu hem sade ve durağan hem de sürükleyici bir şekilde perdeye aktarmak ise her babayiğidin harcı olmasa gerek. Hunt, bunu başararak iyi bir dram ortaya çıkarmış. Üstelik çoğu yönetmen gibi bunu kalabalık bir “star” kadrosuyla da başarmamış.
İnsanın yüreğini sızlatan öyle sahnelere sahip ki Donmuş Irmak, bazen gözyaşlarına hâkim olmak güçleşiyor. Filmin başından beri kocasının gidişine karşı güçlü durmaya çalışan Ray’in aslında ne kadar yıkıldığını gözler önüne seren, telefonuna sekreterin açıldığı sesli mesajı kaydettiği o kısacık sahne… Mucizelerin olabileceğini gösteren, arabadan göle attıkları çantayı aldıktan sonra geri döndükleri sahne… Ray’in Lila’yı kurtardığı sahne… Belki çok muhteşem, etkileyici, son yılların en güzel filmi değil; fakat en azından akıllarda kalacak etkileyici sahnelere sahip bir film.
Karşımızda fedakârlığı, yaşam mücadelesinin ne demek olduğunu, çaresizliğin insana neler yaptırabileceğini, hayal kırıklığını çok iyi anlatan bir dram var. Donmuş Irmak sade, gerçekçi ve özgün yapımları özleyenlere bir ilaç gibi gelecek. Courtney Hunt ise iyi çıkış yapan ve artık kendisinden iyi projeler beklenen bir yönetmen. İnşallah daha nice filmlerini izleriz.

sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|