Coraline – Koralin ve Gizli Dünya
Coraline (Koralayn, sevgili yerli dağıtımcının çevirisiyle Koralin değil – kızcağızın sürekli düzeltmek zorunda kaldığı Karolayn da değil), aslında şirinmiş gibi pazarlanmaya çalışan ancak gayet itici, sinir bozucu ufak tefek bir kız. Bu kıza her şeyin müstahak olduğunu düşünmekle birlikte aslına bakarsanız bana kâfi bile gelmedi başına gelenler. Coraline, bildiğiniz üzere Sandman’in yaratıcısı, hatta geçen sene sinemaya başarılı bir şekilde aktarılan Stardust’ın (Yıldız Tozu) yazarı Neil Gaiman’a ait bir eser. Bu kitabı yazmasındaki temel sebep, kendi yaramaz kızlarına biraz ders vermek istemesi, belki kendi değerini anlarlar da başına az iş çıkarırlar diye umması. Her ne kadar Gaiman’ın kitabını okumasam da herhangi bir olumsuz yoruma rastlamamış olmam sebebiyle, Henry Selick-Neil Gaiman ortaklığından başarılı ve yaratıcı bir proje çıkacağına dair inancım güçlüydü. İşin “yaratıcılık” kısmına lafımız yok da, “başarılı” demek için bir hayli şey eksik kalmış bu projede açıkçası.
Konu da aşağı yukarı şöyle bir şey; na bu kitaba ve filme adını veren Koralayn’ı anası babası almışlar dağın tepesine, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeki eski bir köşke taşımışlar. Yazdıkları kitaplarla ve makalelerle meşgul olan ailesinin ilgisizlikleri taşındıkları çevrenin boğuculuyla birleşince sıkıntıdan içi bayılan (bu süreçte bizim de içimizi bayan) sevgili Koralayn, yapacak bir şey bulamaması sebebiyle gidip komşularıyla tanışırken biz de tanışıyoruz ister istemez: Koralayn’ın yaşlarında, büyükannesiyle yaşayan, eğri boyunlu, baygın bakışlı, şakacı bir adet çocuk (Wybie Lovat), bodrum katta birlikte yaşamaya çalışan biri koca memeli, öteki koca kıçlı bi acayip iki yaşlı teyze (Bayan Spink ve Bayan Forcible) ve bir de çatı katına konuşlanmış, gösteri fareleriyle yaşayan çırpı bacaklı ama bira göbekli eski sirk çalışanı bir amca (Bay Bobinsky).
Sirkten fırlamış gibi duran bunca komşu bile kendilerini Koralayn’a yarandıramayınca, babasının “get kızım başımdan, kapı pencereleri neyim say evdeki, oyala kendini” savuşturmasının ardından başka bir boyuta açılan bir kapı keşfeden küçük karakterimiz, tam da hayal ettiği gibi alternatif bir eve ve aileye sahip olur. Göz alıcı bir şekilde tasarlanmış bir ev, son derece eğlenceli ve anne-babasının kendisini el üstünde tuttuğu, yediği önünde yemediği arkasında mükemmel bir hayat. Fakat her güzel masal içinde kötü bir “twist” noktası barındırdığı için (şöyle bir düşününce barındırmayanı yok gibi hakikaten; Külkedisi’nden tut da Pamuk Prensesi’ne varan kadar) Koralayn’ın bu tatlı rüyadan uyanması pek uzun sürmez. Kendini, alternatif annesinin (The-Other-Mom) gözlerini çıkarıp yerine düğme dikmek istediği (ah keşke bir de yapsaydı!) bir kâbusun ortasında buluverince nihayet Koralaynımız, aklını başına devşirir ve gerçek anne babasına kavuşmak için mücadele etmeye başlar. E masal bu ya, biz de kötü kurdun öldürüleceğini ya da beyaz atlı bir prensin çıkageleceğini, kısaca hikâyemizin mutlu sonla biteceğini bildiğimizden pek heyecanlanmıyoruz Koralayn’ın bu mücadelesi sırasında. Açıkçası ziyadesiyle abartılmış bir film olduğunu düşündüğüm Bir Noel Gecesi Kâbusu’nun yönetmeni Henry Selick’in de ilk yarıda bizi heyecanlandırmak için bir çaba gösterdiği de söylenemez. Gönül isterdi ki en azından o filmdeki eğlenceli havayı yakalama başarısı gösterebilseydi de hakkında daha olumlu cümleler kurabilseydim.
Üzerinde çok fazla emek harcandığı her halinden belli olan ve görsel olarak da bizleri her karesiyle tatmin eden “Coraline”, biraz sığ bir bakış açısıyla ifade edecek olursak “hoş ama boş bir film” ne yazık ki. Buradaki “boş”tan kasıt, alt metinlerinden ziyade filmin duygu eksikliğiyle ilgili bir durum. Tüm teknik yetkinliklerine, bir “stop-motion”a göre karakterlerinin yüz hatlarını, ifadelerini ve duygularını fazlasıyla detaylandırmayı başarmış olmasına rağmen aynı duygu yoğunluğunu filmin genelinde vermeyi başaramıyor. Bilhassa ilk yarıya yayılan durağanlık ve görselliği dışında seyirciyi içine çekebilecek pek az şey barındırıyor olması sebebiyle ikinci yarıda hareketlenen hikâye yine de bir türlü istediği patlamayı yapamıyor. Bu durağanlıktan da öte Coraline, “başka dünyalara açılan kapılar” temasıyla yola çıkan eserlerin (Pan’s Labyrinth, Narnia Günlükleri) yarattığı etkiyi bırakabilmekten çok uzak, tam tabiriyle “ruhsuz” bir animasyon. Dışarıdan bakıldığında alternatif bir “Alice Harikalar Diyarı’nda” hikayesi anlatmaya çalışan Coraline, birçok ilginç karakter sunmasına rağmen bunların (en azından kişisel olarak) iyi ya da kötü herhangi bir duygu uyandırdığını söylemek zor.
Ayrıca Henry Selick, bir çocuk filmi mi yapmak istemiş, yoksa karanlık, korkutucu bir peri masalı mı anlatmaya çalışmış, tam karar verememiş gibi. İlk yarı ne kadar çocuklar için neşeli bir hava yaratmışsa ikinci yarısında da o kadar korkutucu bir atmosfer yaratıyor. Öte yandan, belki biraz da bu bocalama sebebiyle filmin yeteri kadar karanlık olmadığı da bir gerçek. “Çocuklar fazla korkmasın ama büyüklere de ilgilerini çekecek bir şeyler verelim” içgüdüsüyle bir şeyler yapmaya çabalıyor, fakat Neil Gaiman’ın çocuklar için yazılmış ama büyükleri korkutan bir eser olarak nam salan kitabı gibi büyük seyirciyi heyecanlandırdığı, gerdiği söylenemez (ben kitabı okumuş olanların yalancısıyım). Hele filmin ikinci yarısındaki bazı sahnelerin ufak çocuklar için hiç hoş bir deneyim olmayacağı kanısındayım. Küçük yaşta bir kardeşim olsa herhalde izleteceğim film bu olmazdı. Bu nedenle çocuk filmi olarak pazarlanması ne kadar doğru bilmiyorum.
Coraline, genel anlamda müthiş bir emek harcanarak gözlerimizi bayram ettiren ama bunun dışında fazla da keyif veren bir yönü olmayan sığ bir yapım olarak kalıyor. Henry Selick, belki şu “Tim Burton’ımsı uçukluk ve gotiklik” işini görsel anlamda iyi kıvırıyor ama seyircisine bundan başka ne veriyor, tartışılır. Siz en iyisi (ben de pek tabii) Türkçesi yeni basılan kitabını bir alın elinize, şöyle bir okuyun; ya da illa sinemada alternatif bir “Alice in Wonderland” arayanlar azıcık sıksınlar dişlerini, seneye yine şöyle en Johnny Depp’lisinden yeni Tim Burton filmini izlesinler.

sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|