The Decemberists - The Hazards Of Love

Uzun zaman oldu, gerçekten çok uzun zaman oldu. Şaka maka yaklaşık altı aydır müzik piyasasından kopuk bir durumdaydım ve henüz iki haftadır adamakıllı müzik dinleyebiliyorum. ‘Start’ ı ise; ben askerdeyken çıkmış olan ve albümün kritik edilmesini kimselere bırakmadığım en favori gruplarımdan The Decemberists’ in The Hazards Of Love albümüyle yapıyorum.

Efendim, grubun en son albümü 2006 yılında çıkmıştı bildiğiniz gibi ve The Decemberists’ in iki albüm arasında verdiği en uzun ara olan 3 yılın ardından, albümün çıkışı bu yılın mart ayını buldu. Askerden gelir gelmez albümü dinleyenlerden edindiğim yorumlar çerçevesinde pek de sevilmediğini gördüm. Halbuki The Decemberists’ in tüm diskografisine baktığımız zaman, The Tain EP’sini dinleyenler için The Hazards Of Love çok da farklı-veya kötü- gelmeyecektir. Yani demek istediğim, alışılmış The Decemberists tarzına aykırı bir albüm değil. Ki bir önceki albümleri The Crane Wife’ ta grup, yine bu tarzda şarkılar icra etmişti. Ama tabii bir Picaresque’ yi hatırladığımız zaman –ki bir çok müzik otoritesine göre 2005’ in en iyi 10 albümü arasında yer almıştı- ‘bu’ tarzda değil, çok çok daha yumuşak bir sound vardı ve şarkılardaki melodi akışı çok daha güzel ve netti.

Şimdi isterseniz bir önceki paragrafta geçen ve son albümün tarzını belirtmekte kullandığım ‘bu’ kelimesini biraz açalım. Nedir şimdi bu The Decemberists’ i Picaresque ‘den veya The Crane Wife’ ın bir kısmından ibaret sanan kitlenin grup hakkındaki yorumu?(Her Majesty ve Castaways And Cutouts’ tan hiç bahsetmiyorum bile, çünkü grubun popülerleşmesi Picaresque’ ten sonra vuku buldu) Birincisi tüm enstrümanların sertlik seviyesi makul ölçüde olmalıdır. İkincisi albümdeki şarkılarda farklı farklı karakter, hayat vs.’ lerden bahsedilebilir. Üçüncüsü her şarkı kendi başına bir şarkıdır.

Şimdi şu son albümdeki tarzdan bahsedelim. Birincisi, evet albüm diğer The Decemberists albümlerine göre hayli sert. Misal The Wanting Comes in Waves / Repaid’ i veya The Rake's Song’ u dinleyin; davullar ve gitarlar hiç olmadığı kadar sert. Hakan’ ın da dost sohbetlerinde belirttiği gibi The Decemberists ne kadar sert olabilir ki, evet; ne kadar sert olabiliyorsa o kadar sert olmuş son albüm. İkincisi tüm albüm belirli bir konsept üzerine kurulmuş epik bir albüm. Tamam önceki albümlerde de bunu sık sık yapıyorlardı ama The Tain Ep’ sinden beri ilk kez bu kadar bütünlük oluşturmuş bir şekilde yer alıyor şarkı sözleri albümde. Üçüncüsü ise tek tek şarkı olarak değil, bir saate yakın uzunluğu olan ve 17 şarkıdan oluşan albüm; tek bir şarkının 17 parçaya bölünmüş hali gibi. Dinlemeye başladığınızda zaten hemen fark edeceksiniz, geçişler falan hiç hissettirilmiyor dinleyene.

Albümdeki şarkılar bütün olarak olduğu kadar ayrı ayrı da çok şahane geliyor kulağa. Zaten The Decemberists’ in en güzel tarafı, Colin Meloy’ un şahane vokali ve teremin denen muazzam enstrümanın gayet yerinde ve güzel kullanılışı değil midir?

Albümü hala edinmeyenlerden bir an önce edinmelerini, dinleyip de beğenmeyenler için ise bir süre daha ‘playlist’ lerinde dolandırmalarını rica ediyorum. Veya illaki ikinci bir Picaresque bekliyorsanız da biraz zor olduğunu belirtmek isterim. Son olarak İsmail YK dinleyerek geçirdiğim altı aydan sonra “tanrı indie müziği kutsasın!” diyorum.





Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010