Etcetura- Ezra Çetin ve Sedef Çalarkan Röportajı

Cumartesi günü Kuruçeşme Arena’ da düzenlenen Freshtival Müzik festivalinin en sürpriz yanı birbirinden yetenekli 3 moda tasarımcısının kendilerine ait bir alanlarının olmasıydı. Biz de bu fırsatı kaçırmadık ve de uzun zamandır dergimize konuk etmek istediğimiz iki ismi, hem de beraber yakaladık.

Etcetura Ezra+Tuba ikilisinden Ezra Çetin ve sevgili Sedef Çalarkan yüksek müzik eşliğinde sorularıma içtenlikle yanıt verdiler. Bu tatlı sohbet için her ikisine de çok teşekkür ediyorum.

-Özellikle son iki yıldır Ezra&Tuba Çetin adını sıkça duyar olduk, özellikle Galata Moda aktivitesi ile daha fazla kişi tarafından tanındığınızı düşünüyorum. Fakat sizi tanımayanlar için markanızı kısaca tanımlayabilir misiniz lütfen?

Ezra: Biz, bu topraklarda doğmuş, güçlü kendinden emin kadınları yansıtan koleksiyonlar hazırlıyoruz. Koleksiyonlarımız günlük giyimden akşam giyimine kadar olan oldukça geniş bir yelpaze içerisinde yer alıyor. Özellikle tercih ettiğimiz materyalleri ise daha çok dokuma deri ve ipek oluşturuyor.

-Her zaman standart bir marka çizgisinde kalmak istiyorsunuz yoksa gelecek adına biraz değişim planlarınız var mı?

Ezra: Değiştirmek değil bizler her zaman için geliştirmeye açık bir markayız.

-Ben Türkiye’de son yıllarda moda kavramının gerçek anlamına yavaş da olsa kavuşmaya başladığına inanıyorum. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Ezra: Türkiye’de moda anlayışı gerçekten değişiyor. Artık kendi tasarımcısına sahip çıkan bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Ve çok yetenekli ve başarılı moda tasarımcıları yetişiyor. Bunun en önemli sebebi ise Türkiye’nin üretimde bir marka haline gelmiş olmasıdır. Bu sayede tüm tasarımcılar çok daha geniş bir pencereden dünyaya bakabiliyorlar.

-Peki bize sizin için ‘gelecek vadeden tasarımcılar’ adına örnek verebilir misiniz?

Ezra: Bu festivalde hemen yanımızda ki Raisa-Vanessa Sason ve Gökçe Koçarslan’ın bir araya gelip yarattıkları Libelulle markasını çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ayakkabı tasarımında ise Sertaç Delibaş’ı ülkemizde sayılı olan ayakkabı tasarımcılarının en başında geldiğini düşünüyorum ve kendisini çok başarılı buluyorum.

-Son zamanlarda modada fütüristik ve mimari akımlara olan düşkünlüğe sizlerde ilgi duyuyor musunuz?


Ezra: Biz daha heykelsi ve sert formlarla çalışıyoruz. Fakat bu sertliğin içerisinde kalan yumuşaklığı da, daha kullanılabilir şeklinde kullanıyoruz.

-Giyilebilir tasarımlar yaptığınızı söyleyebiliriz öyleyse.

Ezra: Elbette. Yaptığınız işlerin sergilenmesi ayrı, birçok kişinin üzerinde görmek ise apayrı bir duygu. Zaten bizim podyumumuz sokaklar.

-Birçok defa yer aldığınız bir etkinlik: Galata Moda. Günün sonunda beklediğiniz veya hayal ettiğiniz kadar pozitif etki elde ettiniz mi?

Ezra: Bildiğiniz gibi Türkiye’de tasarımcıların ofisleri pek bilinmez ve de fazlaca da ziyaret edilmez. Galata Moda’nın en büyük artısı ise çok geniş bir kitleyle buluşulması ve tasarımcıların ofislerinin gidilebilir tasarımlarının ise alınabilir olmasının keşfedilmesiydi.

-Modaya olan ilginize sebebiyet veren bir isim var mıydı?

Ezra: Annemiz.

-Peki ya son zamanlarda beğendiniz isimlerden kimse var mı?

Ezra: Sedef Çalarkan. Çok yakın arkadaşım veya yanımda olduğu için söylemiyorum ama gerçekten yaptığınız işte başarılı olmanın ve de markalaşmanın en önemli isimlerden birisidir kendisi.. Hatta Paris’deki defilemize sahneye Sedef Çalarkan tişörtü ile çıktık. Bu yaz herkese onun tişörtlerini tavsiye ediyorum.

-Sedef Hanım sizin tişörtlerinizi kendi ofisinizden başka nerelerde bulabiliriz acaba?


Sedef: Toplam 6 noktada satışı yapılıyor şu anda. İstanbul dışında Alanya ve Bursa’da da satışları mevcut bulunmakta.

-Bize biraz tasarım çizginizden söz eder misiniz lütfen?

Sedef: Daha çok konsept tasarımı yapıyorum. Bu dönem için tişört tasarımına fazlaca ağırlık vermiş bulunmaktayım.

-Peki, üretim şekliniz nasıl?

Sedef: Daha çok kişiye özel çalıştım fakat tişört tasarımlarım için biraz daha seri üretime yönelmeyi tercih ettim. Fakat bu koleksiyon içinde de yine sınırlı sayıda üretim olan parçalar mevcuttur. Osman ve Genç Osman diye 2 ayrı markam var. Osman, organik yapıda olup daha kaliteli kumaşların ve taşların kullanıldığı bir markayken Genç Osman biraz daha gençlere yönelik ve fiyat olarak ulaşılması daha kolay olan bir markadır.

-Müzik festivalinde bir tasarımcı olarak yer almak sıkça rastlanan bir durum değil hatta Türkiye için ilk diyebiliriz. Bu kadar gencin bir arada olduğu bir alandan beklentileriniz nelerdir acaba?

Ezra: Enerjisi çok yüksek ve gayet neşeli bir ortam yaratılmış. Burada bunca genç ile beraber olup onların enerjisini paylaşmak çok keyif verici.

-Festivallerde görmeyi istediğiniz bir isim var mı?

Sedef-Ezra: Evet, madem ki artık Türkiye’ye herkes geliyor Madonna’yı görmek istiyoruz.











Anasayfa>>
Moda Bölümü>>

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010