X-Men Origins: Wolverine – X-Men Başlangıç: Wolverine
Bryan Singer’ın da beni pek tatmin edemeyen serilerinin ardından Brett Ratner’ın çektiği “X-Men: The Last Stand”in bütün o önemli karakterleri piç eden senaryosu çocukluk hayallerimi de kendisiyle beraber dibe çektiğinden beri yeni bir X-Men filmine koşa koşa gitmeyecek kadar yeterli sebebim vardı. Gene de zaten efektlerinden işi götürecek bir filmi nette efektsiz halleri, animasyonlar tamamlanmadan, oyuncuların sırtlarındaki kablolarla izleyerek alacağım üç kuruşluk zevki de Ratner’ın yaptığı gibi piç etmek istemedim.
Hazır “prequel filmleri” moda olmuşken yapımcılar “neden biz de nasiplenmeyelim?” demişler ve Wolverine’in ortaya çıkış sürecini ele almaya karar vermişler. Zaten 3 filmdir Wolverine hikâyeleri izlediğimiz yetmiyormuş gibi bu filmi de duyunca nasıl heyecanlandık nasıl bir bilseniz. Genel itibariyle çok yüzeysel, ortalama bir film Wolverine. Fakat önceki filmlerde hem Singer hem Ratner fazlaca derin mevzularla ilgilendiklerinden işin mizahi boyutunu dikkate almayı unutmuşlardı. Marvel’in ürettiği karakterlerin pek çoğunun kendine has espri anlayışı vardır. Iron Man’in bu kadar başarılı olmasının sebeplerinden biri de son derece ta.ak bir Tony Stark portresi çizmiş olmasıdır. Tıpkı Spider-Man filmlerinde Peter Park’ın mizahi üslubunun ihmal edilmesi gibi X-Men filmlerinde de Wolverine’in sarkastik havasının esamesi okunmamaktadır. En azından “Origins”, önceki filmlerin aksine her şeyden önce seyircisini eğlendirmeyi amaçlayan bir film olduğunun bilincinde ve kendini fazla ciddiye almıyor. Aksiyonun dozajı yerinde ve her zamanki gibi sırtını Hugh Jackman’ın özverili oyunculuğuna yaslamış durumda. Bu sefer farklı olarak Sabretooth rolünde Liev Schreiber’ın Jackman’a destek çıktığını söyleyebiliriz.
Genel anlamda eğlendiriyor olmasının dışında, ortada çok iyi kurgulanmış bir hikâye olmadığından olumlu anlamda söylenebilecek tek şey keyifli bir 2 saat yaşattığı. İki Lost oyuncusunun canlandırdığı Blob (Kevin Durand) ve Bolt (Dominic Monaghan) gibi karakterler hikâyeye renk katarken, 3 filmdir ana karakter olmasına rağmen çok pis harcanan Scott Summers’ın (Cyclops) bu filmde epey bir gösterilmesi beni sevindirmedi değil. Sinirlerimi zıplatan noktalardan da bahsetmezsem çatlarım;
• Filmin temeli Sabretooth ile Wolverine’in çatışmasından şekilleniyor, ancak hiçbir kaynakta ikisi kardeş olarak gösterilmemişken ne demeye bu senarist kılıklı adam böyle bir tercih yapmış anlamak mümkün değil. Be sivri zekâlı arkadaşım! Bunların birbirleriyle zıt gitmeleri için illa gardaş mı olmaları lazımdı? Eski bir husumetleri olan iki düşman olduklarını başka bir şekilde anlatmak çok mu zordu? Ayrıca bu arkadaş neden habire “Logan, hayvansın sen olm! Yeme bizi allaseen!” diyerek kafamızı ütülüyor? Hayvani içgüdülerini dizginleyip dizginleyeme durumunu, Wolverine’in kendi iç muhakemesini neden bu arkadaşın üzerinden yapıyorsunuz?
• Madem kardeş yaptınız ve jenerikte bu adamlar neler yaşamış, nasıl bu noktaya gelmişler bunu göstermek istediniz; peki güzel kardeşim bu adamlar 1845 yılından bu yana savaşlara katılmaktan başka bir halt yapmamışlar mı yani? Jenerikte bunları göstermenizin hikâyeye ne gibi bir katkısı oldu bana bunu açıklar mısın?
• Deadpool gibi en önemli özelliklerinden biri çenesinin düşüklüğü olan bir karakteri neden susturuyorsunuz? Onu geçtim, rol için mükemmel bir seçim olan Ryan Reynolds’a neden şopar muamelesi yapıyorsunuz? Bir başta bir sonda gözükecek adam mı kendisi sorarım size?!
• Bu kadar Gambit’le ilgili pazarlama yaptınız da göstereceğiniz 2 sopa hareketi, 3 iskambil kâğıdı mıydı Allah aşkına? Ya helikopteri kaçırdığı için Xavier’ın ekibine katılma şansını kıl payı kaçırmasına ne demeli? Böyle bağladınız mevzuyu öyle mi? Yani 3 filmdir beklediğimiz adam bu muydu? Bu karakteri sokacak başka bir yer bulamadınız, Wolverine’in hikâyesini arasına bir yerlere sıkıştırmayı layık gördünüz? E, bravo!!
Daha ne diyeyim…

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|