IAMX - Kingdom of Welcome Addiction
2003 yılından beri solo projesi IAMX ile hayatımızda olan Chris Corner; 1980lerin karanlık tarafına ek olarak ortalarından da new wave ve electropopu miras alıp 2000lere taşıyan, üstüne bir de karanlık synthlerle yıkanmış baştan çıkarıcı müziğiyle tekrar karşımızda..
Ruhundaki ve müziğindeki karanlık taraf sebebiyle her zaman bir parçası olması gerektiğini düşündüğüm Metropolis Records ailesine sonunda katılan IAMX; yeni albümü “Kingdom of Welcom Addiction”ı 19 Mayıs’ta Metropolis Records etiketiyle yayımlayacak.
Her ne kadar albüm daha çıkmamış olsa da, birkaç ay önce “Think of England”ın yayımlanmasıyla artan merakımız, Corner’ın albümü eleştiri için gönderdiği birkaç eleştirmen sayesinde son buldu. Albüm birkaç haftadır internette dolaşmakta ve tabii ki biz de bunu görmezden gelemedik.
“Kingdom of Welcome Addiction”; “Kiss and Swallow” ve “The Alternative” sonrası tavan yapan merakımızı gideren, fakat beklentilerimizi tam anlamıyla da karşılayamayan bir albüm. Albüm çok güzel, IAMX’i ilk kez dinleyen birini kendine hayran bırakabilir fakat biz, fanları, mükemmelle mükemmele yakının farkının ne kadar büyük olduğunu öğrenmiş olduk. Üç seneyi bulan bekleyişimiz ve “Think of England” sonrası artan merakımız bu hayal kırıklığına yol açtı ya da biz mükemmeliyetçi, şımarık insanlarız ve daha azıyla yetinemiyoruz. Ne olursa olsun sonuç değişmiyor; tüm albüme değil de birkaç şarkıya tapılıyor. Belki de ilk yayımlanan şarkı “Think of England” olmasaydı; bu albümden beklentilerimiz de bu derece yükseklerde geziyor olmazdı ve belki de o zaman bu albüm için mükemmel diyebilirdik zira tam da bu yüzden, bu derece iyi olan bir albüm hayal kırıklığı yaratabiliyor maalesef.
“Kingdom of Welcome Addiction”ı bir bütün olarak “Kiss and Swallow” ya da “The Alternative”le kıyaslarsanız zayıf kaldığını eminim siz de fark edeceksiniz. Tabii ki bu albümdeki sözler de, diğer albümlerdekiler gibi, sizi de yanına alıp tekrar karanlıklara gömülen cinsten. Yani; en azından şarkı sözlerinde bir ivme kaybı yok. Hatta Corner’ın yaşadığımız modern köleler zamanına protest tavrı şarkı sözlerini daha da sağlamlaştırmış. Özellikle “The Great Shipwreck of Life” ve “You Can Be Happy” güçlü sözleri ve güçlü müziğiyle albümün favorileri arasında. Berlin’in havası mıdır yoksa İngiliz kanı mıdır Corner’ın müziğini bu kadar güçlü kılan bilinmez fakat sonuç aynı: güçlü ses ve güçlü sözler, müziğini de güçlü kılıyor.
Albüm “Nature of Inviting”le açılıyor ve yavaş yavaş ısınıyorsunuz zira sonrasında gelen ve albüme adını da veren “Kingdom of Welcome Addiction” gerçekten hazırlık isteyen bir şarkı. Eminim bundan sonra da en çok sevilen/dinlenen iamx şarkıları arasına adını yazdıracaktır.
Canlı performanslarda Corner’a eşlik eden Janine Gezang, Dean Rosenzweig ve Tom Marsh dışında bu kez albümde de konuk bir isim var: Imogen Heap. İngiliz müzisyen Imogen JJ Heap’le düet olan “My Secret Friend”, albümün tadını değiştirmekle kalmayıp albümde sizi içine çeken sayılı şarkılardan olmayı da başarmış.
Bu albümden Missile, S.H.E, İ Like Pretending, Song of İmaginary Beings gibi daha derinlerde dolaşan bir şeyler bekliyorsanız, aradığınız cevap “I am Terrified”.
“…in your blood with, the pride of a million sleazy moments behind,
who'll release u from the circus? the railway, but the gravity between us, will keep us safe…”
Fakat Corner’ın protest duruşunun sonucuysa merak ettiğiniz; “the Stupid, the Proud” yanıtınız.
“…exalt yourself, do it to stay alive..serve your duty, you must demand, they must to buy.
Queer is the universe, habit the liberty, destructive in time,
hunt down your future and everything you know is not enough to survive…”
Eğer başa dönüp bu albümde Corner’dan beklenen sound neydi diye sorarsak, cevap albümün yedinci sırasında: “Think of England”. Birkaç ay önce yayımlandığında üçüncü albüm için beklentilerimizin somut haline dönüşen “Think of England”; daha dramatik, daha güçlü, daha epik, daha sert, daha büyük haliyle o günlerde “işte bu!” dedirten, üçüncü albüm adına elimizdeki tek ipucu olan, beklentilerimizin mükemmellik derecesine çıkmasına sebep olan (ya da sağlayan –nereden baktığınıza bağlı-) şarkı; albümde de favoriler arasında.
Albümün dokuzuncu şarkısı benim de favorilerimden olan “You Can Be Happy”.
Her ne kadar diğer şarkıların da güçlü sözleri, güçlü müziği, karanlık synthleri olsa da nedendir bilmem “You Can Be Happy” ve sonrasındaki “The Great Shipwreck of Life” Corner’ın ruhundan çıkma olduklarını bas bas bağırıyor. Ayrıca, Corner’ın müziğinde su yüzüne çıkan tutku, acı, dram, karanlık, protest duruş, bu şarkılarda daha üstte sanki ikisi de birer spit it out, president, the negative sex kadar keskin.
Albümün son şarkısı “Running”. Tadında bir kapanış şarkısı, fakat ötesinde bir şey değil. Albüme genel olarak bakınca her şarkının farklı bir tadı var, belki de “Running” sizin favoriniz olacak, kim bilir, denemek lazım.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|