The Maccabees-Wall Of Arms

2009 peşi sıra gelen kaliteli albüm sayısıyla şimdiden geçtiğimiz yılı solladı diyebilirim. White Lies’ın zifiri karanlık değil de griye çalan To Lose My Life’ı, Pete Doherty’nin “yıkılmadım, ayaktayım!” mesajı verdiği kırık kalpler sokağı Grace/Wastelands’i ve The Horrors’un Geoff Barrow’un elinden çıkma, modern bir fenomen olarak adlandırmakta sakınca görmediğim yeni albümü Primary Colours, daha yarısını bile tüketmediğimiz 09’un harikaları olarak kayda geçtiler bile. Bir dördüncü olsa adeta kare as kıvamına erişecekler hani sanki.. Neyse ki, pek fazla beklemediler ve The Maccabees, devam albümü Wall Of Arms’la yanlarındaki yerini aldı.

Fiction Records’dan çıkan ilk albümleri Colour It In ile 2005-2007 arası patlama yapan brit furyasının dikkat çekici gruplarından biriydi The Maccabees. Albüm bütün olarak ele alındığında fazla çarpıcı olamasa da, içinden çıkan Toothpaste Kisses, X-Ray ve First Love gibi hit single’ların kalitesi grubun ileriye dönük potansiyelini açıkça belli ediyordu. Özellikle frontmanları Orlando Weeks’in karakteristik sesi, benzer gruplara göre bariz bir ayırıcı özellik taşıyordu.

Aradan geçen iki yılın ardından daha bir olgunlaşan bu ses ve saz arkadaşları, Arcade Fire’ın Neon Bible’ı başta olmak üzere kalburüstü bir çok albüme imzasını atmış Markus Dravs’ın prodüktörlüğünde yaptıkları yeni albümleri Wall Of Arms’ı çıkardı. Albüm evveli yayınladıkları No Kind Words single’ıyla değişim sinyalleri veren grup, özellikle liriklerde hissedilen evrimin devamını getirebilecek mi diye meraktan çatlayan ben de, daha ilk dakikadan favori sanatçıları Boo Ritson’un harikası olan albüm kapağı ile ilk cevabımı almış oldum. Saatler boyunca Ritson’un fırçasından çıkan darbelere maruz kalan grup elemanları, bu sabırlarının karşılığını belki de 2009’un en güzel albüm kapağına sahip olarak alacaklar...

Yeni single Love You Better, delay’li gitarlar ve Orlando Weeks’in iyicene oturmuş sesinin güzelce örtüştüğü, sonlara doğru devreye giren üflemelilerle tavan yapan enfes bir açılış. Orlando’nun sesinin Arcade Fire vokali Win Butler’a çaktığı selamın sorumlusu kesinlikle Dravs olmalı dedirtiyor. One Hand Holding, dinamik gitarları, Weeks’in “why would you kill it before it died?” diye yırtınmaları ve klavyenin kullanıldığı kısa zaman zarfı içersinde yaşattığı duygu seli ile hafızalarda yer ediyor. Gruba sonradan dâhil olan davulcu Sam Doyle’un çok sade ve aynı zamanda orjinal davul partlarının taşıdığı Can You Give It? büyük ihtimal üçüncü single olur diyorum. Markus Dravs’ın araya Neon Bible’dan bonus bir şarkı atmış diye düşündüren Young Lions ve albümle aynı adlı şarkı Wall Of Arms’la tempo biraz düşüyor. Sıradaki şarkı No Kind Words’un ne menem bir şey olduğunu zaten biliyoruz. The Maccabees’den beklenemeyecek kadar soğuk(iyi anlamda) bu şarkının nakaratını bir süre sonra size sorulan, söylenen herhangi bir şeye karşı cevap olarak kullanmaya başlarsanız şaşırmayın: “If you've got no kind words to say, you should say nothing more at all !” Kiss And Resolve, Dinosaurs ve William Powers üçgeniyle evvelden bildiğiniz The Maccabees’e en yakın noktaya ulaşan albüm, Bag Of Bones’un huzuruyla huzurlarınızdan çekiliyor.

Wall Of Arms, grubun ilk albümlerindeki ergen hararetini üstünden atıp, müzikalite olarak tamamen reşit olduklarına tanık olduğumuz; prodüksiyonu, lirikleri, kapağı vs. her şeyini toplayıp, çıkarıp, bölüp, çarptığınızda tam anlamıyla taş ötesi bir albüm.





Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010