Graham Coxon – The Spinning Top

Birisi bana “Sence Graham Coxon kimdir?” diye sorsa, Blur’un gitaristi demek yerine, bir nevi Aşık Veysel’in Alman versiyonu olduğunu söylerim. Bence Coxon da, elinde gitarıyla köyünden çıkmış bir sanat adamıdır. Graham Coxon’da Aşık Veysel’in yaşadığı dönemlerde olsaydı, ona da “Mr. Coxon” gibi bir lakap takılabilirdi.

Mr. Coxon için 2009 senesi oldukça hızlı başladı. 2002 yılında ayrıldığı Blur grubuna geri döndü. Peter Doherty’nin son albümü “Grace / Wastelands” de onunla beraber çaldı ve solo albümü “The Spinning Top”u yayınladı.

“The Spinning Top”, Mr. Coxon’ın yedinci solo albümü. Bunlardan dördünü Blur grubundayken çıkarttı. Albümün prodüktörü Blur’dan da tanıdığımız Stephen Street. Albümde Coxon’a eşlik eden sanatçılar arasında Danny Thompson ve Robyn Hitchcock gibi önemli isimler yer alıyor. Mr. Coxon, daha önceki solo albümlerinde olduğu gibi bu sefer de albüm kapağını kendisi çizdi. Bence mutlaka görünmesi gereken bir çalışma.

Albüm hakkında birşeyler söylemeden önce, sözü Mr.Coxon’a bırakalım.“Albüm bir adamın doğumundan ölümüne kadar olan macerasını içeriyor. 1950’lerde doğan bu adam, zamanla büyüyor, güzel bir kızla tanışıyor, evleniyor, savaşa gidiyor, savaştan sakat olarak geri dönüyor, karısından boşandıktan sonra durumu daha da kötüye gidiyor ve hakettiği yer olan cennete yerleşiyor.” İşte Mr. Coxon, bu olaylar serisini bize 15 basamakta anlatıyor.

Girişin ilk iki basamağını oluşturan parçalar sakin ama karanlık, bir o kadar da kasvetli bir havanın hâkimiyetinde. Bu hava akımı “In The Morning”e geldiğimiz zaman yerini blues melodilerine ve albümün en uzun parçasına bırakıyor. “If You Want Me” ve “Perfect Love” şarkılarında Mr. Coxon’un bahsettiği güzel bir kıza aşık olma durumu söz konusu. Zaten her büyük aşkta olduğu gibi bu aşkta acıyla son bulacak! Albümdeki diğer parçalara göre en farklı olanı ise “Dead Bees”. Elektronik gitarın ve titreşimli ritimlerin ön plana çıktığı bir parça. Albümden yayınlanan ilk single olan “Sorrow’s Army”, albümün en zirvedeki parçalarının başında geliyor. Bu parçada akustik gitarın yanında davul ritimlerinin de etkisine kapılabilirsiniz. Albümün son üç basamağında, hayatı anlatılan adamın son zamanlarını geçirdiğini görüyoruz. “Far From Everything” ile başlayan karanlık süreçte, Coxon’ın “to take me by the hand” fısıldamalarıyla birlikte, insanın içini burkan hatta acı veren melodilerin çıkışını yaşarken, ardından akustik gitarla melankolinin en yüksek dozu geliyor. Albümün son basamağına geldiğimizde, karanlık sürecin de sonuna geliyoruz. “November”; ölmüş bir adamın cenazesinde çalınan bir şarkı. Sizi bilmem ama ben, öldükten sonra cenazemde bu şarkının çalınması isterim. “the sky breaks, we are washed by the weather” gibi etkileyici sözler de, sizi şarkının içine çekiyor. Bir albüm için bu kadar güzel bir kapanış parçası olamaz!

Mr. Coxon’ın da dediği gibi, albümde bir adamın hayatı anlatılıyor ve bu hayata bağlı olarak, albümdeki parçaların sounduna ve şarkıların sıralanmasına çok dikkat edilmeliydi ki, bunda çok başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Yavaş tonlarla başlayan albüm, insan hayatının sürekli değişkenlikler göstermesi gibi hızlanmaya, belli bir zaman sonra da her canlının sonu olan ölüme yaklaşması gibi yavaşlayan bir havayı barındırıyor.



“The Spinning Top” sadece bir müzik albümü değil, bir kitap! Güzel kurgulanmış bir roman aslında. Bence herkes Mr. Coxon’ın yazdığı bu romanı okumalı.





Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010