Bill Callahan - Sometimes I Wish We Were an Eagle


Zaman zaman hayatsal akışımıza bakıp, çok içten pazarlıklı uyutucularımızın etkisinden kurtulduğumuz anlarda bir şekilde kanıksadığımız koşuşturmacanın anlamsızlığı fikrinden düzensel ve yüzeysel sebeplerle kurtulup kurtulup tekrardan sürükleniveriyoruz.

Bize kendiğilimizden haberler uçuran seslere kulak misafiri olmak için eskiden gösterdiğimiz çabadan oldukça uzakta olsak ve herbişeyler önümüze döküle saçıla yığılmaya devam etse de mutsuzluğumuz ve tatminsizliğimizin öyküsü ömür boyu devam edecek cümleten.

Kendi adıma bu debelenme içinde uyutucularımıza tapınma seanslarının zihinde bıraktığı bulanık halleri tarumar edecek şeylerin başında gelen müziğin hakkaniyetli isimlerinden Bill Callahan abimizden bahsetmek isterim.

Bariton sesli güzel insan Bill Callahan, Smog ismiyle uzun yıllardır doldurduğu albümlerle müziksel radarlarımızda dönüp durmaktaydı, ama korsancı gençliğin çok mühim sorunlarından biri olan ‘sonra indiririm abi nolcak?’ isimli senfoninin kurbanlarından biri olarak başrollerdeydi yıllar yılı. Fakat yakın zamanda sanal ortamlarda gördüğümüz yeni albümü Sometimes I Wish We Were an Eagle’ı indirdikten sonra bütün o eksik diskografiyi edinmek farz oldu diyeyim.

Hayatsal bazda çıkarımları ve toplumsal bağlamda serzenişleri çok sade bir müzikle fakat enstrüman gibi tınlayan sesiyle yorumlayan Bill Callahan, insanlığın boğucu ve ezici gerçekliğinden kaçışı arzular nitelikteki biraz insanın ilgisini kıran albüm ismiyle -Sometimes I Wish We Were an Eagle- başta ilgi çekmese de, sözlerinin yalınlığı ve albümün akıcılığıyla insanı yerine mıhlıyor diyebilirim rahatça.

Sayfiye yeri sıkıntısıyla süregelen bir tempoda ilerleyen albüm eğlence vaat etmese de kendi kara mizahını anlatırken, kendi yaşadığınız huzursuz beklentilerle yoğrulmuş umutluluk hallerini duymanıza yardımcı oluyor.

Eid ma Clack Shaw’da anlatılan kırık dökük ilişli çıkarımlarından - Sevgin yaratıkların kralı, acıktığı zaman yemek için öldürmeli – hayat ekseninde sürüklenmeye ithafen The Wind And The Dove gibi uzun bir sessizliğin ardından boğaza düğümlenen sözlerin ayık ve net bir şekilde bas gitar gibi sesiyle fısıldayan Bill Callahan uzun zamandır çok duyamadığımız bir samimiyetle şarkılarını icra ediyor.

Samimiyet ayağıyla yıllar yılı insanları tokatlayan içten pazarlıklı dış pazar oyuncularıyla karıştırılmasını istemeyerekten gündelik hezeyanlardan kaçışın şiirsel betimine erme adına zor zamanlarda kulaklıklarınızdan ayırmamanızı öneririm.




Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010