Marley & Me – Marley ve Ben
Birazdan Owen Wilson denen şahsiyetin oynadığı bir film hakkında olumlu şeyler söyleyeceğim, -ki bunların bazıları kendisini de kapsıyor-; o açıdan lütfen beni yargılamayın, zaten çok zoruma giden bir durum. Romantik-komedi filmlerinden sıtkını sıyıramayan ve çirkince surat yapısına ve burnuna rağmen Hollywood’un en güzel aktrislerinin karşısında oynama şansı elde eden, üstelik sanki böyle çok arzulanan, çok yakışıklı, karizmatik bir adammış gibi hep bu tarz rollerde karşımıza çıkan Owen Wilson 1, Matthew McConaughey 2’dir (zaman zaman sıralama değişse de) benim için şu romantik/komedi aleminde. Bir de Kate Hudson gibi alemin en taş hatunlarından birisiyle birlikte olması bu nefretime pek yardımcı olmadı hani.
Kendisine sonra dönmek üzere bir kenarda bırakırsak, Wilson’ın varlığı nedeniyle seyretmek gibi bir niyetim bile olmamasına rağmen, Marley & Me’nin aslında beklendiği kadar da kötü bir film olmadığı gibisinden yorumları okuduktan sonra köpekseverliğim mi dürttü böğrümü nedir bilmiyorum ama kendimi filmi izlemekten alıkoyamadım. Odamda tek başıma gecenin bir vakti izlemekle ne kadar doğru bir seçim yaptığım için kendimi tebrik ettim, zira sinema salonunda onca insanın arasında, böylesine rahat bir göz yaşı boşalması deneyimleyemezdim zannediyorum ki…
John Grogan’ın otobiyografik romanından uyarlanan Marley & Me, çocuk yapmadan önce antreman (bu ne lan? Halı saha maçı gibi) olsun diye evlerine köpek, üstelik de dünyanın en yaramaz köpeği, alan John ve Jenny Grogan çiftinin hikayesini anlatıyor. Gerçekten de izlerken, Marley benim köpeğim olsaydı akıl sağlığımı muhafaza edebilir miydim diye ciddi ciddi düşünmedim değil. İşin en sinir bozucu yanı da, insanı bu kadar çileden çıkartan, yapmadığı muzurluk girmediği delik kalmayan bir yaratığın bir o kadar da sevimli olması sebebiyle kızmanın imkansız hale gelmesi.
John ve Jenny yeni evlenmişler. Karısının başarılı bir gazetecilik kariyeri varken, aynı mesleği yapmakta olan John hep biraz pasif kalmış, belki biraz da bu nedenle hayalindeki muhabirlik mesleğini de hiç yapamamış. Marley’nin ardından ailelerine katılan ilk çocuklarıyla birlikte rolleri de değişiyor çiftimizin. Jenny, başarılı bir kariyerden vazgeçip kendini evine ve çocuğuna verirken, John, Marley ve kendisinin hikayelerini anlattığı köşe yazılarıyla işinde yükselmeye başlıyor. Bundan sonraysa acısıyla, tatlısıyla, hüznüyle, evlendiği için tüm hayallerini geri plana itmenin getirdiği hayal kırıklarıyla, ve de en önemlisi Marley’le dolu yaşamlarına konuk oluyoruz.
Jennifer Aniston’ın alışmakta zorluk çektiğim yüz ifadesine ve Owen Wilson’ın iticiliğine rağmen ikisinin de güzel bir uyum yakaladığını ve karakterlerini inandırıcı bir şekilde sunduklarını söyleyebiliriz. Hoş ben John Grogan gibi yakışıklı ve karizmatik bir adam olsam Owen Wilson’ın beni oynamasına müsaade etmezdim herhalde. Belirtmeye gerek olmasa da es geçmeyelim; filmin asıl kahraman(lar)ı 22 farklı köpek tarafından oynandığını öğrendiğimde kendimi salak gibi hissetmeme sebep olan Marley rolündeki köpecikler.
Bir aile filmi olarak, beklenenden fazla eğlendirdiği ve hayata dair mesajlarını verişinde de çok göze batan bir durum olmadığını, hatta fazlasıyla sade olduğunu söylersek, Hollywood klişeleri içinde filmin pek de eleştirilecek bir yanı yok aslında. Zaten Christmas dönemi vizyona sokarak, hitap etmek istedikleri kitleyi de az çok yaratmış oluyorlar: aileler, çocukları ve köpek sahipleri. Yalnız, korkarım ki şayet benim gibi zamanında köpek sahibi olmuş ve bu sıfatı iki araba lastiğinin arasında kaybetmek gibi bir travma yaşamış biriyseniz; veya halen köpek sahibiyseniz ya da en azından köpeksever biriyseniz, filmin sonlara doğru size pek insaflı davranmayacağını, içinizde bir şeyleri zangırdata zangırdata titreteceğini, hatta belki benim gibi hıçkıra hıçkıra ağlatacağını da eklemeden geçemicem.
Bu gibi sebeplerledir ki Marley ve Ben, “yeni bir köpek(li) film”den daha ötesi, kişisel olarak da bana pek dokunmuş, bilindik bir hikayeyi biraz daha orijinal bir bakış açısıyla anlatmaya çalışan, (buradan sonrası klişe bir tanımı barındırıyor) izlenmesinin hiç de zaman kaybı olmadığını düşündüğüm, hüzünlü, keyifli ve yineliyorum, görebileceğiniz en muzur köpek Marley’li bir film.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|