Hayat Var
Gün geçtikçe değeri yükselen Türk Sineması'nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Reha Erdem'in 5. filmi olan Hayat Var, sonunda vizyonlarımıza az sayıda kopyayla da olsa girdi. Gişede fark edilebilinir bir başarı sağlamasa da ve Antalya'dan sadece Siyad Özel Ödülü alarak hayal kırıklığı ile ayrılsa da film, oldukça başarılı bir senaryoya, görüntü yönetmenliğine, yönetmenliğe ve oyunculuğa sahip. Bir filmin iyi olması için gereken tüm özellikleri fazlasıyla bünyesinde taşıyan bu yapımın, halk tarafından bir nevi görmezden gelinmesi oldukça üzücü bir durum.
Film, boğazın kenarında babası ve yatalak dedesiyle beraber derme çatma, ahşap bir evde yaşayan Hayat'ın hikayesini anlatıyor. Hayat, 13 yaşında, çevresiyle uyumsuz ve yalnız bir kızdır. Babası ailenin hayatta kalmasını sağlamak için küçük teknesiyle bu sularda balıkçılık yaparken, bir taraftan da birtakım yasadışı işlere girip çıkar. Hayat bu zorlu, sert ve acımasız dünyada doğmuştur ama yaşama sıkı sıkıya sarılır. Dünyadaki adaletsizliklere karşı cesaretini, dayanıklılığını ve umudunu yitirmez...
Hayat Var, arada kalmışlıkların hikayesini anlatıyor. Büyümekle, çocuk kalmak arasında yaralı bir hayvan gibi çırpınan Hayat, oksijen tüpüyle nefes almakla, sürekli sigara içerek nefessiz kalma arasındaki Hayat'ın dedesi filmde 'arada kalmışlıklara' örnek verilebilinir. Dedeyi biri yaşatırken -oksijen tüpü-, diğeri -sigara- öldürmektedir. Dede ne yaşıyordur ne de ölüyordur. Birinin öldürürken, diğerinin yaşatması, hayatın içindeki simetrik dengeyi sağlamakta. Zıtlıklarla büyüyen Hayat, sevgi bekledikçe kenara itiliyor, Fenerbahçeli genci tersledikçe de daha çok seviliyor. Tüm bu zıtlık ve arada kalmışlık arasında . Büyümenin zorluğu ile ilgili bu ufak ama derin hikaye, görünürde mutlu sonla bitse de, ucu açık bir şekilde sonlanıyor. Sona koyulan üç noktanın gerisini seyirci kendisi dolduruyor. Belki de seyirci bu belirsizlikler ve arada kalmışlıklar nedeniyle filmi hazmetmekte zorlanıyor.
Filmin deneysele yakın cesur ve başarılı anlatım yapısında, atmosferinde görüntü yönetmeni Florent Herry'nin kamerasının, Reha Erdem'in özenli kurgusunun ve ses tasarımının payı oldukça büyük. Reha Erdem'in sinemada farklı, yenilikçi bir anlatım tarzı arayışında olduğu ortada. Bu arayış, seyirci için başlı başına bir daha rastlanılması ve hazmedilmesi güç bir deneyim ortaya çıkarmış. Hayat'ın çaresiz çırpınmalarına, çığlıklarına film boyunca bizde dahil oluyoruz. Hayat için sevinip, ümitleniyoruz. Çoğu zamanda Hayat'ın içindeki sıkıntı kaplıyor içimizi... Yönetmen, Hayat Var'da başarılı ses kullanımı ile klasik film yapımı kurallarını yıkmaya çalışmış. Bu çalışma ortaya, Türk izleyicilerin tamemen yabancı olduğu, beyazperde de yeni bir deneyim fırsatı çıkarmış. Yönetmen bu konu ile ilgili Altyazı dergisinin 82. sayısında şunları söylüyor: " Hayat Var'ın kurgusu, karakterlerin eylemlerini, olup bitenleri çok az takip ediyor; sanki ayrık ayrık yüzeylerden oluşuyor ve o yüzeylerin yan yana gelişinden çıkıyor anlamlar. Çünkü burada 'giden bir şey' yok. Filmin kuruluğuna da neden olan o. Beş Vakit'te güneş doğuyordu, güneş batıyordu. Gezegen dönüyor hissi vardı.
Burada sırf gezegen değil, hiçbir şey yok gibi; en azından benim istediğim böyle algılanmasıydı. Çok büyük bir yoksunluk var. Din de yok mesela. Çünkü zaten aşk yok. Aşk olmayan yerde elin nereye değse yara oluyor. İlk başta "boğaz, deniz ne güzel" gibi geliyor, ama o da kapalı. Kapalı derken, o da bize iyi bir yeri hayal ettirmiyor. Hemen arkasında, köşeyi dönünce orada iyi bir şeyler vardır hissi vermiyor. Zaten her köşeyi dönünce 'bir tehlike bizi bekliyor' hissi var filmde. Filmde fakirlik ve yoksunluk var ama sefillik maddi bir sefillik değil esasında. Sonuçta yiyorlar. Bir açlık var, ama o açlık muhallebiye falan değil. Sevgisizlikten kaynaklanan bir açlık."
Reha Erdem, iyi bir yönetmen kurgucu ve daha da iyi bir senarist. Ne yaptığını bile, sinema sanatının gerçekten ne deneyimlere, fırsatlara gece olduğunun farkında bir sanat adamı. Yönetmen, 5 Vakit filminde kullandığı Avrupa'nın önde gelen bestecilerinden Arvo Part'ın parçaları nedeniyle bazı kesimler tarafından eleştirilmişti. Hayat Var'da kullandığı Orhan Gencebay parçaları ile bu sefer tamamen 'bize ait' bir film yaparak O'nu vakti zamanında eleştirenlerin eline bu sefer hiçbir koz vermiyor.
Yönetmen, 2006 yılında çektiği 5 Vakit ile yükselttiği çıtasını, bu filmle daha da yukarı taşıyor. Peki bundan sonra ne olacak? Yönetmen şu aralar konusunu sır gibi sakladığı 'Kosmos' isimli adında yeni filminin çekimleriyle boğuşuyor. Kendisinin mükemmelliyetçi bir yapıya sahip olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bekleyişimizin uzun, heyecanlı fakat sonucun buna değer olacağı şimdiden kestirilebilinir.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|