Korku Filmlerine Dair…

İzliyoruz korkuyoruz, bazen tekrar izlediğimizde, ne olacağını bilmemize rağmen yine aynı tadı alabiliyoruz. Gerçekten korkuyor muyuz?

Devam >>

 

 

 


 

Friday Night Lights

BYer Dillon, Teksas. Hayal ürünü küçük bir kasaba olan Dillon, aslında kendine özgü gelenekleri, yaşam biçimi ve boyutuyla başlı başına bir ülke niteliği taşıyan Teksas eyaletinin her kasabasının temsilcisi rolünde. Amerika’nın muhafazakâr kırmızı eyaletleri içerisinde en uçlarda gezineni ve futboluna da en düşkün olanı Teksas olarak bilinir.

Devam >>

 


 

The Wrestler - Şampiyon

Doğanın giz kilidini açacak anahtarların peşindeki bilim adamları, kimi zaman Tao’nun kimi zaman pozitif bilimlerin rehber olduğu araştırmalar, gerçek-hayal ya da rüya arasında gidip gelen, efsane ve mitlerle beslenen insan zihni ve bedeninin büyülü yolculuğu, kimi zaman aşktan kimi zaman uyuşturucudan acı çeken sevgililer; ya da ölüm ve ölümsüzlük üzerine sorulmuş soruların cevabını arayış… Aronofsky uzun süren bir gecenin karamsarlığından sonra The Wrestler ile çok daha anlaşılır, çok daha eğlenceli ama bir o kadar da iyi.


Devam >>


 

Seven Pounds – Yedi Yaşam

Bu yazı feci halde spoiler içermektedir!!

“In seven days, God created the world.And in seven seconds, i shattered mine...”

İnsan hata yapan bir varlıktır.Tanrı insanı bu şekilde yaratmıştır. Bilinçli ya da bilinçsiz hiç farketmeden, önemsemeden, nerde ve hangi zamanda olduğumuzu bir saniye bile düşünmeden, hiç bir hakkımız yokken kendimize ve etrafımızdaki herşeye zarar veren hatalar yaparız. Empati fakirliği, bencillik, yalan söylemek, düşüncesizlik, kibir.

 



Devam >>



Man on Wire – Teldeki Adam

Artık yerinde olmayan İkiz Kuleler'in, Usame Bin Ladin uçaklarından önce uğradığı bir başka saldırıyı konu edinen Man on Wire adlı film, ülkemizde ilk önce !f İstanbul festivali kapsamında ve ardından vizyonda gösterim şansı buldu. Yönetmenliğini James Marsh'ın üstlendiği belgesel niteliğindeki filmde anlatılan saldırının 11 Eylül' den farkı ise tabi ki ciddi anlamda yıkıcı sonuçlar doğurmaması ve bu saldırıda da "acaba Amerikan Hükümeti' nin parmağı var mı?" gibi soru işaretlerinin akıllara gelmiyor olması.


Devam >>


Hunger - Açlık

Bu yıl Türk sinemasının ödül avcısı filmi olan “Sonbahar”la yakın tarihimizdeki cezaevi direnişlerini ve bunun yansımalarını izlediğimizde Türk sinemasının uzun süre unuttuğu ve doksanlar boyunca hatırladıkça da kötü örneklerini sergilediği politik sinemanın dört başı mağrur bir örneğini de izlemenin heyecanını yaşamıştık. Oysa bu gibi filmleri İngiltere öteden beri İrlanda hakkında, İspanya ise iç savaş hakkında çekip duruyordu. Hemen komşumuz Yunanistan'dan bu sinemanın en yetkin isimlerinden bilinen Costa-Gavraz çıkmıştı bir de. Şimdi de İrlanda ve IRA'ya dair bir filmle sinema salonlarımız yeniden politikleşiyor; üstelik muhteşem bir filmle.

Devam >>


Güneşi Gördüm

İzlediğim bir filmi eleştirirken, onu yönetmenin ve senaristin hayat görüşünden, politik duruşundan, daha önce yaptığı eylemlerden, söylediği sözlerden bağımsız ele almaya; filmin içinde oluşturduğu bakış açısını, orada anlatmaya çalıştığı hikayede takındığı tavrı incelemeye çalışıyorum mümkün mertebe. 99’da Magazin Gazetecileri Derneği Ödül Töreni’nde yaşananları çocuk olmama rağmen bugün bile çok net hatırlarım. Dile kolay 10 sene geçmiş. 10 senede fikirler değişir, duygular değişir, bakış açıları değişir, savunulan ideolojiler değişir…

Devam >>


Duplicity - Sahtekarlar

İki büyük kozmetik şirketi kıyasıya rekabet içindedir. Şirketlerden biri çok önemli bir proje üzerine çalışmaktadır. Çıkacak yeni ürün, iki şirketin istikbalini büyük ölçüde değiştirecektir. İşte bu yüzden, diğer şirket ürünü öğrenip onun formülünü ele geçirmeye çalışmaktadır ve bu ekipte Ray de vardır. Claire ise ürün üzerine çalışan şirkettedir. Fakat işler göründüğü gibi değildir, Claire ve Ray güçlerini birleştirir ve iki şirketi de kandırarak formülü ilk kendileri ele geçirip yüksek bir fiyata satmaya karar verirler. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz.

Devam >>

 

 

The Black Balloon – Kara Balon

Beyazperdenin, bir takım zeka veya fiziksel bozukluğu olan karakterlerden yeterince nasibini aldığı görüşündeyim. Bu tip rollerin altından kalkmayı becerebilen oyuncuların genel çabası karikatürize olmayan, aynı durumda bulunan insanları ve yakınlarını gücendirmeden bir performans sergileme üstüne kurulu. Tropik Fırtına’da Kirk Lazarus karakteri Simple Jack isimli filmde zeka özürlü birini son derece basit ve aşağılayıcı biçimde canlandırmış olan Tugg Speedman’a şu öğüdü verir: “Asla katıksız bir geri zekalıyı canlandırmamalısın”.

Devam >>

 




Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010