White Lies - To Lose My Life
Kimilerine göre yılın en iyi albümlerinden biri, kimilerine göre ise Robert Smith’in ergen bunalım zamanlarındayken bile fazla zorlanmadan ortaya çıkarabileceği türden vasat bir iş veyahut orjinallikten yoksun alelade bir albüm. Ne olursa olsun, White Lies’ın debüsü To Lose My Life... bu tarz polemikleri ve çok daha fazlasını beraberinde getiren “güçlü” bir albüm...
Kabul etmek gerekir ki, şu sıralar müzik adına yaptığımız arayışlarda bulabileceğimiz en son şey orjinallik. En iyi olarak addettiğmiz gruplar bile ilhamlarını zamanında birilerinin açtığı patikalardan alıyor. Bu ilhamı alırken, kendi karakterlerine yansıtma aşamasında yakaladıkları orjinallik oranı ise onları şah ya da şahbaz yapan en önemli husus olsa gerek. Prodüksiyon kalitesi ve kodaman bir plak firması gibi yan(duruma göre ana) etkenler de tamamlayıcı görevini üstlenip, onları şu an kafamızda bellediğmiz noktaya getiriyor. White Lies da bu etkenlerin tümünden fazlasıyla nasiplenmiş bir grup. Sonuç olarak, günümüzde “zirvede” diye tabir ettiğimiz gruplardan kaçında 100% orjinallikten söz edilebilir ki? Masanın altından parmaklarınızla saymaya çalışmayın!
White Lies’ın henüz albümsüzken çıktıkları konserler ve büyük festivallerde gösterdikleri başarılı performans çok sayıda major plak firmasının kapılarında aşınmasına ön ayak oldu. Ve ne gariptir ki, giriş cümlesinde ismini telafuz etttiğim Robert Smith’in grubu The Cure başta olmak üzere Yeah Yeah Yeahs, Ian Brown, Elbow ve Kate Nash gibi sanatçıları barındıran Fiction Records’la plak anlaşması imzaladılar. Üstüne Later... With Jools Holland’a çıkmaları, Little Boots’un kazandığı BBC Sound Of 2009 oylamasında kazandıkları ikincilik ve daha albüm çıkmadan yayınlanan Death, Unfinished Business gibi vurucu şarkıların yaptığı sükse To Lose My Life’ı bu yılın sabırsızlıkla beklenen albümlerinden biri yapmaya yetti. Acaba albüm iyi ya da kötü, yarattığı merakın hakkını verebilecek miydi?
İlk şarkı Death’i dinledikten sonra bu sorunun yanıtını hemen “evet, evet, evet!!” diye yanıtlayıp kolaya kaçmaca yok. Evet, Death son dönemlerin en akılda kalıcı ve vurucu şarkılarından biri kesinlikle. Bas gitarist Charles Cave’in karanlık değil de grimtırak tonlarda dolaşan lirikleri ile çevresinde kalkan mahiyetinde eşlik eden Harry McVeigh’in Julian Cope’la benzeşen bariton vokalinin, çoğunlukla post-punk ekseni etrafında dönen albümde daha ilk şarkıdan kazandığı büyük zafer... Ardından gelen albümle aynı adlı şarkı To Lose My Life, kimi zaman albümde yer alan 20 kişilik orkestranın en baskın ve de başarılı olduğu şarkı. Bu şarkı hakkında, “ilk albümünden sonra The Killers’ın aslında gitmesi gereken yolu buydu” tarzında yorumlar okumuştum. Çokça gereksiz ve saçma bir yorum kesinlikle. İki grubun karakteri zaman zaman örtüşmelerine rağmen genele baktığımızda gece ve gündüz kadar farklı. Bu arada iki grubun karakteri diyerekten, White Lies’ın daha ilk albümden kendi karakterini yakaladığını da belirtmiş oldum. Ne mutlu onlara...
A Place To Hide ve Fifty On Our Foreheads gibi şarkılarda bas gitarın distorşını Joy Division’u akıllara getiriyor hemen. Grubun White Lies olmadan evvel Fear Of Flying adı altında yaptıkları enerjik ve neşeli müziğin, Cave’in liriklerini kaldıramadığına ve sonunda dark side’a yaptıları geçişe şaşmamak gerek. Albümün en büyük iki hitinden diğeri olan Unfinished Business ise klise orgunun ilahi sesi ile ölümsüz aşıkları ve aşkları vaftiz etme görevini üstleniyor. E.S.T. ve From The Stars gibi albümün karanlık dinamizminde önemli rol oynayan şarkılar dikkat çekici. Sözlerine eşlik ederken kafamda klibini bile çektiğim The Price Of Love’la da albüm son buluyor.
2009’un en büyük hit fabrikalarından biri olan To Lose My Life... albümü ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, bundan birkaç yıl sonra dönüp baktığımızda White Lies’ın ulaşacağı zirvenin başlangıç noktası olarak hafızalarda kalacak . 2009 Top 10 listemde şimdiden rezervasyon yaptırdılar bile. Bakalım haklarında yapılan “Glastonbury 2011’in potansiyel Pyramid Stage headliner’ı” iddiaları gerçek olacak mı?
Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|