John Parish and Polly Jean Harvey - A Woman A Man Walked By

Yeniyetme çağlarımızda bütün yüzeysel bilgimizle hasbelkader haberdar olmaya çalıştığımız yabancı müzik odaklarının arasında PJ Harvey ablamız, liseli genç depresif şehirli çocuk zamanlarımızdan beri birçoğumuzu kendisine âşık etmekteydi. Lakin ilerleyen yaşlarla beraber To Bring You My Love’dan; Down by the Water’la kendisine duyduğumuz hisler, elde ettiğimiz her albümüyle tapılası bir kadın figüründen, bir şarkı sözü yazarı ve müzisyen olarak gönlümüzde saygı duyulası bir insana dönüşmesine doğru evriliverdi.

Devam >>

 

 

Yeah Yeah Yeahs - It's Blitz

Yeah Yeah Yeahs ile alakalı olarak en sevdiğim şeyin ne olduğunu sorarsanız, vereceğim cevap sanırım değer anlamında The Killers, Franz Ferdinand, Bloc Party ayarında bir grup olmalarına rağmen onlardan farklı olarak hala 100bin kişilik dev festivallerden çok en ufak en leş kulüplerin sahnelerine yakışmaları, sattıkları milyonlarca albüme rağmen underground kalan imajlarıyla alakalı bir şey olur

Devam >>

 

The Rakes - Klang!

Merhabalar. Bu sayıda albüm kritiği olarak en sevdiğim gruplardan birisi olan Rakes’in üçüncü albümü Klang!’dan bahsetmeye çalışacağım. İlk olarak geçen Reset! sayısında Listeler! Bölümünde en tepeye kurulan The Rakes’in mis gibi bir geri dönüşe imza attığını düşünüyorum.

Devam >>


Cymbals Eat Guitars - Why There Are Mountans

Şu sıralarda ortalığın tozunu attıran Cymbals Eat Guitars'ın ismindeki birbirini yiyen enstrümanların sırrını çözdüğümü düşünmekteyim. Meğerse asıl amaçları grubun isminin enstrümanlar üzerindeki provokatif etkisini kullanmakmış. Enstrümanların birbirini yemesi ve dolayısıyla doyurucu bir işitsel savaş yaratmaya uğraşıyorlar kendileri. Uzun süredir indie cenneti New York'tan bu kadar çok sesli ve coşkulu, bu kadar rock başka bir grup çıkmamıştı ve fakat Ocak ayında çıkardıkları ilk albümleri ile sanki kırk yıldır albüm çıkarıyorlarmış gibi bir havaya sahipler.



Devam >>

White Lies - To Lose My Life

Kimilerine göre yılın en iyi albümlerinden biri, kimilerine göre ise Robert Smith’in ergen bunalım zamanlarındayken bile fazla zorlanmadan ortaya çıkarabileceği türden vasat bir iş veyahut orjinallikten yoksun alelade bir albüm. Ne olursa olsun, White Lies’ın debüsü To Lose My Life... bu tarz polemikleri ve çok daha fazlasını beraberinde getiren “güçlü” bir albüm... Devam >>


Camera Obscura - My Maudlin Career

Garip ama 2006 yılında doğan “Let’s Get Out of This Country”’den beri üç yıl geçmiş. Bu kadar uzun zaman olduğunu düşünmek beni şaşırtıyor. Çünkü albüm bu üç yılda belki yüzlerce kez alınmıştır bu bünyeye. Bir sonraki işlerinin geliyor oluşu da yine aynı bünyede tabii ki heyecan yaratmaya yetti.



Devam >>


Atlas Sound – Logos

Ev kayıtları... Son iki senedir pek çok müzisyenin bu yola başvurduğunu görüyoruz. Nedenleri ise çok tuzlu ve çeşnili: Ekonomik kriz, zalim prodüktör müdahaleleri, şarkılara -beyinde kelebeklenen- bir lo-fi darbesi indirme isteği ya da odayı dolduran tüm renkli ve nedenli imgeleri teker teker notalara tıkıştırma güdüsü... Shoegaze, experimental ve ambient janr'larında, prodüktör eli değmiş – kayıt stüdyosu havası solumuş albümler, yerini bu ev yapımı kayıtlara bırakmaya başladı. Aynı annemizin çorbası gibi...



Devam >>

 
 
 
 

La Roux

Dance-Rock yahut Guitar-Dance diye adlandırabileceğimiz türde özellikle The ...s şeklinde isme sahip grupların her geçen gün sayısını arttırdığı bir dönemde kaliteli işler ile karşılaşmak gerçekten çok güç.

 

 

Devam >>

 


Passion Pit

Nisan ayı gelmiş bile! Önümüz Camden Crawl, The Great Escape. Bildiğimiz dilden konuşmak gerekirse "the next big thing" olarak gösterilen gruplar arasında iyiler ve kötüleri ayıracak süzgeç. Ama müneccim triplerine girip şimdiden sizleri kazananlardan biriyle tanıştıracağım. Kendilerine Passion Pit diyen bu arkadaşlar Cambridge'li ancak Massachusetts, Cambridge ancak grup pek bir enternasyonal.

 

 



Devam >>

 


Golden Silvers

2009'un en büyük dans fenomenlerinden birine hazır olun!! Londra'lı üçlü Golden Silvers, yakışıklı indie band'lerin label'ı XL Recordings'den çıkardığı ilk albümü True Romance ile kalbi kırık cümlelerle bezeli şarkılarını, disko topu altında sizler için söyleyecek.


Devam >>

 

 


 

The Human League – Don’t You Want Me

Belki de tüm zamanların en devrimci synthpop grubu! Tabi ‘devrim’den ne anladığınıza göre değişir bu. Bugünkü dans sahnesinin temelini bir kaç grupla birlikte atmış gruba ben ‘devrimci’ derim!

Devam >>

 

 

The Darling Buds – Erotica

Evet, itiraf ediyorum! Yıl 1992 idi ve müzik dükkânındaki cd raflarını karıştırırken cd’nin üst kısmını ve alttaki büyük ‘erotica’ yazısını görünce albümü Madonna’nın sanmıştım! Madonna da kendi ürününden bir (1) ay önce çıkan albümün adını kendisine yapıştırmayı iyi becermiş doğrusu!


Devam >>

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010