Gran Torino

Yaşlılar ve gençler... Eastwood sineması özellikle doksanlı yıllarda iyiden iyiye bu konuya eğilmeye başladı. Yaşlanıp da bir köşeye itelenen, atılan eski kurtun gençlere “ölmedim daha ben” diye kendini göstermesi şeklinde özetlenebilecek hikaye ağı, klasik bir sinema anlatısı içinde gayet de güzel, zevkli bir sinema eserine dönüşebiliyor. Dahası “The Unfırgiven” veya “Million Dollar Baby”de gördüğümüz üzere pek de çok seviliyor, Oscarlara boğuluyor. Kim tahmin edebilirdi ki? Kovboy usta sinemacı olsun, çıksın.

Bu sefer ki Eastwood filmi de yanıltmıyor bizi. Yine yaşlanmış, bir kenara atılmış yaşlı bir adam var, onu seven ve sevmeyen gençler var... Kahramanımız Walt Kowalski... bir Kore gazisi. Dul. Michigan'da kendi başına yaşıyor. En büyük rahatsızlığı ise burnunun dibine kadar gelmiş olan yabancılar, göçmenler, azınlıklar. Bu gruplara mensup gençlerin suçlu olarak var olmalarından, bu grupların yaşadığı bölgeye kadar gelmesinden, Amerikan değerlerine yabancılığından memnuniyetsizlik duyuyor. Kore Savaşı'nda savaştığı insanlarla şimdi yan yana gelmeyi kabullenemiyor. Filmimiz, Walt Kowalski'nin Hmong (Güneydoğu Asyalı bir etnik grup) asıllı komşusu delikanlının bir çeteye dahil olabilmek amacıyla Walt'ın arabasını çalmaya çalışması ve Walt'a yakalanması ile asıl hikayesine başlıyor. Başarısız olan delikanlıyı cezalandırmak için gelen çeteye Walt'un kendi arazisine girmeleri karşısında verdiği tepki ve sonrasında delikanlının kız kardeşini Afrika-Amerikalı bir çeteden dayak yemekten kurtarması ile Hmong komşuları ile Walt arasında bir yakınlaşma doğar. Yabancılardan nefret eden, onları tanımayan, onları her daim bir tehdit olarak gören Walt böylelikle önyargıları ile yüzleşir ancak çetelerin yeni hedefi haline gelmekten de kurtulamaz.

Bir çeşit “Dangerous Minds” anlayacağınız filmin konusu, ne var ki film daha radikal bir tavır alıp, zenofobiyi, yabancı düşmanlığını irdelemeye çabalıyor. Bunu yaparken kendi mülkiyetini her daim savunmaya hazır, Kore gazisi Walt'un özelinde kendi topraklarını kapayan ama dünyanın çeşitli yerlerine asker gönderen ABD'yi de gizleyerek, bir ABD eleştirisi de getirmeyi ihmal etmiyor. Üstelik Walt'un dış dünyaya nüfuz eden ve ama dış dünyanın etkilerine kapalı, izole tutumundan da zenofobinin bir yönünü bize aktarıyor. Üstelik Walt'un Kore Savaşı anıları, ABD'nin Vietnam ve Irak savaşlarındaki anıları ile, 9/11 ile birleştirilip bilinçaltına itilen kötü tecrübelerin düşmanlık hissini körüklediğinin de altı çiziliyor. Eastwood bu filmde sorular soruyor, cevaplar arıyor.

Filmin klasik sinema kalıplarını takip ediyor oluşu bir tür Eastwood dokunuşu; üstüne bir de trajedilere uygun senaryo tekniği gelişince artık neredeyse Eastwood'un imzası haline gelmiş bir taslakla karşılaşıyoruz. “The Unforgiven”, “A Perfect World”, “Bridges Of the Maddison Country”, “Mystic River” ve “Million Dollar Baby” bu sakin anlatımın, trajik hikayelerin daha evvelki örnekleriydi. Büyük ve gösterişli, epik sahnelere ihtiyaç duymadan bir Western bile çekebilmiş ve o Western’i de yoğun bir hüzne boğmuş olan Eastwood'un ırkçılık üzerine söyleyeceklerini de bu denli sade aktarması şaşırtıcı değil elbette. Yalnız bu sefer filmde sarkan noktalar, diğer filmlerin en sağlam olduğu yerler; oyunculuk... Daha evvel Sean Penn, Hillary Swank, Meryl Streep, Moran Freeman, Laura Dern gibi oyunculuğuna toz bile konmayacak isimlerle çalışan Eastwood burada amatör oyuncularla çalışırken çok da iyi bir oyuncu yönetimi sergileyemiyor. Bu da elbette Eastwood'un tescilli yönetmenliği açısından sorunlu. Sonuçta Sean Penn veya Meryl Streep'i yönetmekte zorlanılacak bir şey yok, koy kamerayı önlerine onlar zaten muhteşem ama amatör oyuncular fazlasıyla zorlayıcı olabiliyor. Filmin en fazla sarkan yerinin oyunculuk olması o açıdan önemli. Ancak Eastwood'un oyunculuğunda, kadrajlarında, hikaye anlatımında veya müziklerinde (ki gerçekten çok güzel müziklerdi) falso yok. Bu açıdan usta gene izlenecek cinsten bir film çıkarmış ortaya. Yaş kemale erdikçe Eastwood da daha fazla olgunlaşıyor ve de edindiği ermiş statüsü içinde bize trajik filmler veriyor.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010