

|
Art Brut - Art Brut Vs. Satan
Pixies’in tontiş vokali Frank Black’in prodüktörlüğündeki üçüncü Art Brut albümü 20 Nisan’da Avrupa’da, 12 Mayıs’ta da Amerika’da piyasaya çıkacak olmasına rağmen, ilk önce internet âlemlerinden hayranlarıyla buluştu. Hem de öyle bir zamanda geldi ki, yine benim ilk Art Brut albümüne sardığım sıralarda… Geçenlerde 2005 özlemiyle dolup taşarak Editors albümü The Back Room ile Art Brut’ün Bang Bang Rock & Roll’unu özleyip bilimum alet edevatta dinlemeye koyulduydum da. Hemen ardından Art Brut albümü düştü, Editors için de zaten gün saymaktayım… Üçüncü albümleriyle bu sefer de şeytana karşı koyan, bacağını kırmaya çalışan, ayrıca çorabı da delik giymeyi tercih eden Eddie Argos ve onun tayfası, ortaya bir öncekine göre çok daha iyi bir iş çıkartmışlar. Fakat, hala ilk albümün en iyi işleri olduğunu düşünüyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse de, bu pek değişecek gibi de değil.
Yeni albüm Art Brut Vs. Satan’da fazlalıkla dikkatimi çeken ve bir o kadar da belirgin olduğunu düşündüğüm şey; kayıtların üzerinde pek oynanmamış oluşuydu. Yani, enstrümanların bir hayli temiz ve üzerinde oynanmadan uzunçalar haline getirilmiş olması. Özellikleri bas gitar rifflerinin kütür kütür kulakları parçalaması... Uzun zamandır böyle ‘pure’ kayıt dinlememiştim. Sanki stüdyoya girilip, hali hazırda olan tüm parçalar çatır çatır hücum kayıt altında çalınmış ve kayıt altına alınmış gibi. İşin içine biraz mübalağa da katarsam; sanki bir plak çalardan dinliyormuş gibi bile diyebilirim.
Bu albümü kendinden daha kötü olduğunu düşündüğüm ikincisiyle karşılaştırmak yerine ilk albüm Bang Bang Rock & Roll ile karşılaştırmam daha doğal bir davranış olacaktır sanıyorum ama onun da çok gereksiz bir girişim olacağına eminim. İlk albümle bırakın aşık atmayı, birkaç parça dışında yanından geçemez diye düşünüyor olsam da, yine de ona en yakın kayıtları olduğunu düşünüyorum.
Böylesine sevdiğim bir grubun pek sarmayan ikinci albümünden sonra biraz daha diri görmek sevindirdi beni. Alcoholics Unanimous adında harika bir parçayla çay ve kahve getir bana emirleriyle karşılıyorlar bizi. Ardından da DC Comics And Chocolate Milkshake yapıştırarak harika ve de fazla ‘gaz’ bir giriş tracklisti hazırlamışlar albüme, benim için mutlu bir başlangıç... Üç ve dördüncü parçalar Passenger ve Am I Normal? ile biraz tempoyu düşürüp, ‘What A Rush‘a kadar durgun bir yol alıyoruz. Kendi adıma aradığım Art Brut parçaları ‘What A Rush’, ‘Alcoholics Unanimous’ gibileri aslında... What A Rush’tan sonra albümün fena olmayan parçqlarından birİ, Demons Out! ile şeytanlara kışkış çeken grubumuz yine tempoyu düşürmeyi tercih etmiş. Tempo düşüyor olsa da, ‘yer yer’ de diyebileceğim ilk albümvari gitarları (ama sınırlı kaldıkları için o kısmın altını çiziyorum), Art Brut ile özdeşleşen kafiyeli lirikler ve vokal tonları vardır ya hani onları böylesine özel kılan en büyük özelliklerinden olan... İşte onun üzerine pek kaliteli bas gitarlarıyla süslü, özellikle gitarlarıyla fazlasıyla beğenimi kazanan ‘Slap Dash For No Cash’e atlayan albumThe Replacements, Twist And Shout adlı parçalarla kendini başarılı bir şekilde topluyor. Tracklistinde iyi seçilmiş olmasından ötürü sıkılmadan albüm sonlarına geliyorsunuz. Sonlara doğru albümün belki de en sevimli parçası Summer Job’a geliyoruz. Ve son olarak da, Art Brut’ün şimdiye kadar dinlediğim en garip parçaları olan Mysterious Bruises ile kapanışı yapıyoruz.
Albümden en tuttuğum parçalar ise, Alcoholics Unanimous, DC Comics And Chocolate Milkshake dışında What A Rush, The Replacements, Summer Job diye sıralanabilir. Bu arada Mysterious Bruises adlı kapanış parçası ise, Sonuç olarak; halk arasında ‘Seviyorum ama birisini’ formatlarıyla başlayan tekerleme birbiriyle uyumlu şekilde devam eden, kafiyeli lirikleriyle hem düşündürüp, hem de güldürürken öte yandan punk tavırlarını da asla kaybetmemelerini görmek de pek güzel. Mesela tebessüm etmeye zorlayan liriklerden birkaç kuple yazayım; ‘Slap Dash For No Cash’de dediği gibi , ‘Slap Dash For No Cash, those are the records i like’. Ya da, Alcoholics Unanimous’dan “I don’t fell great, I’ve been making mistakes, bring me tea! Bring me coffee! Took me ages to get dress this morning” gibi… Veyahut, DC Comics And Chocolate Milkshake , The Replacements, Summer Job adlı parçalar ve ilginç sözleri. Ya da Art Brut’ten hiç de beklenmeyecek bir uzunlukta yedi dakika yirmi dört saniyelik Mysterious Bruises (I only dance to songs I like) gibi parçaları örnek verebilirim. Albümü beğenmeyenler için de, evet çok d ahım şahım bir iş çıkartmamış Art Brut karşımıza ama dinlendikçe ısınacakları bir album olmuş bu. Hatta itiraf etmem gerekirse ben de ilk dinlediğimde ‘eh işte’ diyip, geçmiştim ama dinledikçe açılıyor insan. O yüzden kesinlikle bu albümün hakkını vermeden hokum vermeyin derim. The Replacements adlı parça mesela, ilk dinlediğimde hiç sevmemiştim bu parçayı ama harika bir parça olduğunu düşünüyorum şu an. Müthiş gitarlara sahip.
Sonuç; ilk albümdeki gibi üst seviye bir tatminkârlığım olmasa da, albümle ilgili memnuniyetim dinlemeyle orantılı sürekli artmakta. Şahsen de gayet yeterli bulduğum, sıkılmadan keyifle dinlediğim bir albüm çıkmış ortaya. Albümün özellikle gidişatının (tracklist) çok iyi ayarlandığını düşünüyorum. Düşük tempolu şarkılar da çıkıyor karşımıza ama o düşen tempo bilinçli bir şekilde toplanmış ve dediğim gibi insanı baymayan bir albüm haline getirilmiş. Art Brut bu sefer şeytanın bacağını kesinlikle kırmış!

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|