Gone Baby Gone

Ne yalan söyleyeyim, şu Ben Affleck denilen adamdan zerre kadar hazzetmiyorum. İzlediğim bütün filmlerinde vasat, bazen de vasatın biraz üstünde performanslarıyla bir kez olsun bile beni şaşırtmadı şimdiye kadar. Sanki asıl istediği bu değilmiş de birileri arkasından oyuncu olması için itelemiş gibi bir hali var gibi gelmiştir hep bana. O yüzden senaryosunu Matt Damon ile birlikte yazdığı “Good Will Hunting” filmini izlediğim zaman, “işte bu” demiştim. “Kamera arkasında olmak için doğmuş bu herif. ” İki yakın arkadaş bu senaryoyla Oscar ödülü bile kazanmışlardı o sene. O yüzden “Gone Baby Gone” ya da Türkçe adıyla “Kızımı Kurtarın”ı izleyince yanılmadığımı anlayıp bir kez daha sevindim bu sevmediğim adam adına. Yer yer sarksa da gene başarılı bir senaryoya imza atmış. Tabi bu durum bağlı kaldığı materyalden de kaynaklanıyor olabilir. İlk yönetmenlik deneyimi olduğunu düşünürsek bu anlamda da başarılı bir iş çıkarmış.

Film, Boston’ın kenar mahalle olarak tanımlayabileceğimiz bölgelerine ait görüntülerle açılıyor. Baş karakterimiz Patrick Kenzie’nin oraya ait insanlarla ilgili söylediği sözler de bu görüntülere eşlik ediyor. Olayların geçtiği yerin ne kadar tekinsiz bir yer olduğunu göstermesi ve sağlam bir arka plan yaratması açısından çok yerinde bir tercih olmuş. Başroldeki iki dedektifin (Casey Affleck ve Michelle Monaghan) ve polis teşkilatındakilerin (Morgan Freeman ve Ed Harris) tek amaçları, bu pisliğin içinde olmaması gereken 4 yaşındaki Amanda’ya sağ salim ulaşmak. Belki de en güzel tarafı karakterlerin Amanda’yı bulmak uğruna yaşadıklarını, kaybettiklerini, psikolojilerini, umutlarını ve inandıklarını çok gerçekçi bir biçimde yansıtmış olması. Aslına bakarsanız oldukça durağan ve düz başlayıp bir süre aynı şekilde devam eden bir film “Gone Baby Gone”. Sanki sizi hiç şaşırtmayacakmış gibi duruyor. O yüzden tam “film bitti” dediğiniz bir anda gelen sürpriz ve sonuna kadar heyecanla izlemenizi sağlayan uyandırdığı merak duygusu filmi bu kadar çarpıcı yapıyor. Tabi bu kadar etkili olmasında ahlaki değerleri sorgulattığı sağlam finalinin de etkisi var.

Filmin eleştirilen birkaç yönünden biri Casey Affleck’in zayıf oyunculuğu oldu. Kendisi neredeyse bütün bir filmi aynı mıymıntı ses tonu, mimik ve ifadelerle hiç kasmadan gayet donuk bir oyunculukla tamamlamış. Film boyunca hiç değişmeyen monoton yüz ifadesi, her an uykuya dalacakmış gibi duran baygın bakışları belki de filmde sinir olduğum tek noktaydı. İşin üzücü tarafı gerçekten iyi bir oyuncu olmasına rağmen -nitekim Jesse James filmindeki rolüyle de yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar adayı da oldu bu sene- bunu göstermek için en ufak bir çaba sarf etmemiş olması. Aynı yıl içinde gösterime giren iki filminin birinde en iyi performansını sergilerken diğerinde en kötüsünü sergilemesi bir hayli ilginç. Halbuki elinde de “Patrick Kenzie” gibi iyi çizilmiş, türün klişelerinin dışında bir dedektif karakteri var. Kısa ama çok etkili performansıyla diğer bütün oyuncuları gölgede bırakan tek bir isim var filmde; o da buradaki rolüyle birçok festivalde ödül kazanmış ve Altın Küre ve Oscarlarda da aday olmuş Amy Ryan. Zaten filmle ilgili birçok adaylık ve ödül kendisine ait. Son zamanlarda izlediğim en gerçekçi performans herhalde. Öyle ki bir yerden sonra suratına bir tane patlatmak geliyor içinizden.

Suçluyla suçsuzun, iyi ile kötünün, doğruyla yanlışın içinde bulunulan duruma göre nasılda bir anda değişebileceğini; etik olarak doğru olan şeyin her zaman yapılması gereken en doğru şey olmadığını anlatıyor. Özellikle son 10 dakika filmdeki karakterler üzerinden biz de vicdan muhasebesi yapmak zorunda bırakılıyoruz. Kendimizce seçim yapıp belki hak verip belki de verilen karara karşı çıkıyoruz. Kızıyoruz. İçimizden Kenzie’yi evire çevire dövmek geliyor belki; ya da onun yaptığı şeyi sonuna kadar savunmak. Sadece bu duyguyu bile hissettirdiği için benim gözümde bu senenin en iyilerinden olacak her zaman. Oscarlar pek sallamadı bu filmi belki ama siz aynı hataya düşmezsiniz diye umuyorum.  



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008