Swede Me Sweden!

İsveç Krallığı, Baltık Denizi kıyısında, Finlandiya ile Norveç arasında yer alan Kuzey Avrupa ülkesidir. Yaklaşık 9 milyonluk bir nüfusa sahiptir ve bu nüfusun tahminimce 8 milyonu müzikle uğraşmaktadır. Yüzölçümü: 449,964 km²'dir ve bu bölgenin tamamında notalar dans etmektedir.

Devam >>


Evde Müzik Yapmak 2

Merhaba müzikal merak sahibi insanlar. Okuyacağınız yazının birinci bölümünde evimizin rahatında, kahvelerimizi yudumlarken, hoş sohbet eşliğinde kayıt yapma konusuna değinmiş ve olmazsa olmaz ekipmanlardan bahsetmiştim. Şimdi ise yan zincir ekipmanlarına bir göz atalım. Olmazsa olmazlar arasında yer alamayan bu ekipmanlar kayıtlarınıza renk katabilecek, bazı işleri kolaylaştırabilecek, süsleyebilecek ve keyif verecek cinsten.

Devam >>


En Şahane 5 Club Nite

Cuma olsun cumartesi olsun hatta güzel olsun pazar olsun, giderim kapısında yatarım dedirten ‘club night’ ları inceleyeceğiz. Canım Türkiye’mizde pek club night kültürümüz olmasa da, bakalım iç geçirelim günün birinde gitme planları yapalım. Yakin tarihte kapananı da var, dağılanı da var, isim değiştireni de; ama ilk önce dağılanına bakalım:

Devam >>

 

Magnetic Fields - Distortion

Devası bir çerçeveyle sınırlandırılmaya çalışılan indie müzik piyasasında neredeyse yirmi yıla yakındır sessiz ve emin adımlarla kendi yolunu çizen The Magnetic Fields,müzik aleminde sıkça rastlamadığımız ama yakaladığımızda peşini bırakmadığımız hüzünlü romantiklerden biri olan Stephin Merritt'in projelerinden en dişe dokunuru olarak karşımıza çıkıvermişti. 90'lar müziğini 80'lerin samimiyetiyle birleştirerek uzun yıllar kulaklarımızda ve gönlümüzde kendine bir yer bulmayı başaran grupla tanışmamız da Pete ve Pete'in intro müziğinden başlayarak, "69 love songs" a kadar giden çetrefilli bir yolla başlamıştı..
Devam >>

 


Goldfrapp – Seventh Tree

Yeni Goldfrapp albümüne kavuşmamıza az kaldı. Seventh Tree 25 Şubat’ta, ilk single A&E ise 11 Şubat’ta piyasaya sürülecek. Ancak son dönemde birçok sanatçının başına gelen Goldfrapp’in de başına geldi ve albüm ta Kasım ayında internete düştü. Biz de merakımıza karşı koyamayıp dinleyiverdik bir çırpıda. Albüm üzerine birkaç kelime etmeden önce Goldfrapp’in önceki albümlerine kısaca göz atıp ilk albümden bugüne kadar geçen sekiz yıllık süreçte nasıl bir yol haritası izlediklerine bakalım.
Devam >>


Cat Power- Jukebox

Geçtiğimiz sayıda Cat Power, nam-ı diğer Chan Marshall’ı bir hayli anmıştık. My Blueberry Nights soundtrack albümüne sadece the Greatest ile katkıda bulunmakla kalmayıp, onu Jude Law’ın eski Rus sevgilisi Katya olarak da beyaz perdede izlemiştik. Ufak tefek albüm haberleri de aldıktan sonrada, çocuk gibi heyecanlanmıştık. Gün bugündür diyip nihayetinde Jukebox’a kavuştuk. Devam >>


Klima-Klima

Angele David-Guillou ismi, hem Piano Magic severler için, hem de grubun kendisi için 2001 sonrası diskografilerindeki işlerin olmazsa olmazıdır. Duyu organlarınızdan konuyla alakalı olanının düzgün çalıştığını varsayarsak, bu Fransız hanım kızın güzel sesine maruz kalmış olanlar için şu yazının konusu olan Klima albümünün pek kıymetli olması ihtimali oldukça yüksek. Devam >>


Xiu Xiu - Woman as Lovers


Kaliforniya çıkışlı grubun 5. albümleri. İlk 4 albümlerini yayımladıkları “5 Rue Christine” den sonra çalışmaya başladıkları “Kill Rock Stars” etiketiyle yayınlanan ilk albümleri. Şirket değişiklikleri grupların kariyerlerini en çok etkileyen değişkenlerden biri olmasına rağmen bu albümde Xiu Xiu –okunuşu Şiyu Şiyu- cephesinde çok bir farklılık yok aslında. Yine bol ekolu akustik gitarlar ve hipnotik synth sesleri üzerine kurulmuş bir albüm. Yine tabiri caizse sanat için sanat yapmak ile pop formülü arasındaki değneğin uçları dengede duruyor.Devam >>


The Mars Volta – The Bedlam In Goliath

The Mars Volta’nın hikayesi Cedric Bixler-Zavala ve Omar Rodriguez-Lopez’in yan projeleri At the Drive-In ile başlar. Daha sonra aralarına Jeremy Michael Ward ve yakın arkadaşları teknisyen Jim Ward’ın da katılımıyla şekillenir. İsimleri The Mars Volta olana dek gruptaki üyeler değişir ve şu an ki dokuz kişilik kadrosuyla Teksas’ın en farklı progressive rock grubu olarak yollarına devam ederler . Devam >>

 


Epic45 - May Your Heart Be The Map


Bu sayı için yazmış olduğum albümler biraz fazla güneş yüzü görmemiş sanki. Ama bunda bir kasıt aramamak lazım. Yazarın ruh hali bu albümlerin yansıttığıyla eş değer değildir. Öyle ki şu satırlar Hawaii sahillerinde kumdan kale yaparken yazılmıştır.
Devam >>

 


Lightspeed Champion - Falling of the Lavender Brdige

Indie rock piyasasının ikinci siyahî starını sizlere takdim etmekten onur duyuyoruz efendim. Aslında bu formülün ikinci kez pozitif sonuçlar vermesi beni şaşırttığı kadar gelecek konusunda meraklandırdı da. Bundan 3 yıl sonra kar beyaz tenli, şirin, öz be öz Brit çocukların “müziği” de mi ellerinden gidecek acaba, kafamdaki soru bu. Devam >>

 


Macromantics - Moments In Movement


Geçtiğimiz haftanın keşiflerinden birisi de, Macromantics. Bir hayli ilgi çekici bir isim olduğunu düşündüğüm Macromantics, aslen Avustralya’lı electronic - hip-hop sanatçısı (mc) Romy Hoffman’nın sahne adı. Evet, bir hip-hop mc’si.
Devam >>

 


Lykke Li – Youth Novel


Lykke Li, nev-i şahsına münhasır 21 yaşında şirin bir Swede olmakla kalmayıp yıla iyi giriş yapanlardan. Birkaç hafta öncesine kadar varlığından bir haber olmaktan dolayı bir süreliğine utanıyor, daha sonra kendisinin zaten yenilerden olduğunu Sarp’tan öğrenmemle seviniyorum. Çok şey kaçırmamışız anlayacağınız.
Devam >>

 


British Sea Power- Do You Like Rock Music?

British Sea Power’a, bazı özel durumlar tam tersine düşündürse de bir şekilde sempati duymuşumdur. Bunda Rough Trade’e olan yoğun saygım dışında sanırım bu çocukların gördüğüm en beyaz tenli İngilizler olmasının da payı var. Her neyse, Open Season’la geçen bir dönemim sebebiyle yeni çıkan albümler listesine göz attığımda yanına anında bir işaret koyduğum bir albüm Do You Like Rock Music? .Fakat maalesef aynı hızla da hayal kırıklığı geldi. Brighton’lu dörtlü üçüncü albümlerinin ismine yaraşır bir şekilde indie’den iyice uzaklaşıp artık bir rock grubu haline gelmiş durumda. Devam >>

 

 
 

The Maine

Çok uzun zamandır ilgimi çekmeyen bir janr olan pop-punk adına geçtiğimiz günlerde listelerde görüp de, dikkatimi çeken bir gruptan bahsedeceğim; The Maine. Aslında myspace’lerinde indie-pop ve rock yazıyor olsa bile, Amerikan sahnesinden çıkan bir grubun sound’unu daha şimdiden tahmin edebilmektesinizdir. Sonuçta pop-punk demeyi tercih ediyorum ben. Hatta fazlasıyla pop.

Devam >>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010