









|
İsveç Krallığı, Baltık Denizi kıyısında, Finlandiya ile Norveç arasında yer alan Kuzey Avrupa ülkesidir.
Yaklaşık 9 milyonluk bir nüfusa sahiptir ve bu nüfusun tahminimce 8 milyonu müzikle uğraşmaktadır.
Yüzölçümü: 449,964 km²'dir ve bu bölgenin tamamında notalar dans etmektedir.
Para Birimi İsveç Kronu'dur ve bu kronlarla her gün onlarca albüm veya müzik aleti satın alınmaktadır.
Resmi dili bulunmamasına karşın ülkede en yaygın konuşulan dil İsveççe'dir. Fransızca, Almanca ve Fince de konuşulmaktadır. Bu da yüzlerce, binlerce güzel şarkı sözü demektir.
Başkenti Stockholm'dür. Ne güzeldir.
Sayın okuyucular, uzun zamandır aklımda bulunan büyük İsveç projesini sonunda hayata geçirmekten mutluluk duyarım. Karşınızda alfabetik sıraya göre dizilmiş yirmi adet İsveç köftesi:
Abba: Küçükken evdeki plaklar sayesinde haşır neşir olduğum grubu büyüyünce yeniden sevgiyle hatırlayacağım hiç aklıma gelmezdi. Ancak kapağımızda İsveç bayrağı dalgalandırıyorsak şanlı İsveç tarihinin en büyük pop grubunu anmadan geçmek yakışık almaz. Eurovision'un meşhur ettiği en mühim isim olarak da tarihe kazınan grubun Money Money Money, Gimme Gimme Gimme, Dancing Queen, Take A Chance On Me gibi nerede duyarsanız duyun içinizdeki disko topunu ateşe verecek şarkılara sahip olduğunu biliyoruz. Peki, neyi bilmiyoruz? Abba isminin gruptaki elemanların isimlerinin baş harflerinden oluştuğunu. Bir nevi Yu-ma-tu hesabı...
Kilit şarkı: Money Money Money
The Ark: İsveç'in Eurovision'la ilgili ciddi sorunları var; bizim gibi halen bu yarışmaya hak ettiği değeri verebilmiş değiller. Bir önceki paragrafta yarışmanın tarihini anmıştım; The Ark sayesinde günümüzdeki haline geçiyorum. Geçen sene mavi sarıları temsilen müsamere kıyafetlerini kuşanarak sahneye çıkan The Ark ekibi, tüm uğraşlarına rağmen dünyanın en cool (!) ödülünü alamamıştı; Shake It Up'an Şeker'lere inat eli boş dönmüş ancak grubu bilen bir avuç müzikseveri hayretlerinden yere yapıştırmıştı. Neticede muhtemelen izleyenler "Bu ne be, tüylü assolist kıyafeti giymiş herif ehehe" yaklaşımında bulunmuştur ama ben bu yorum sahiplerine ikinci bir şans vereyim. Bir kerecik Hey Modern Days veya It Takes A Fool To Remain Sane dinleyip yetmişlerin glam melodilerine selam edin. Zamanda yolculuk iyidir; geri dönebildiğiniz sürece...
Kilit Şarkı: Hey Modern Days
The Cardigans: Önce My Favourite Game ve dolayısıyla bu şarkının Gran Tourismo oyununu andıran süper mega videosuyla hayatımıza giren The Cardigans, sonraları Lovefool ile içimizi kanatmıştı. Gün geldi dağıldılar, toparlandılar, yeniden düştüler, Nina Persson gitti saçlarını siyaha boyadı, A-Camp diye garip bir grup kurdu. Kesmedi, Manic Street Preachers'ın Backstreet Boys şarkılarına benzeyen Your Love Alone Is Not Enough'ına sesiyle konuk oldu. Eh peki netice? derseniz The Cardigans'la ilgili son beş yılda aklımda kalan tek güzel şarkıyı sizinle paylaşayım: I Need Some Fine Wine And You You Need To Be Nicer. Bunun da bir tek ismi, yani kabuğu güzel zaten; içi boş...
Kilit şarkı: My Favourite Game
The Concretes / Victoria Bergsman: Beton gibi ağır isimlerine rağmen şirin şeker müzik yaparak verimli Stockholm toprağından çıkma grup ambiyansını yansıtan The Concretes ve grubun eski vokalisti Victoria Bergsman dinleyenlerin elini boş çevirmiyor. Müzikleri bazen folk'tan ziyade country'yi andırsa ve ritim oranı balık tutmanın salgılatacağı adrenalinle aynı oranda olsa da henüz dinlememiş olanları hemen sahneye davet edelim ve The Concretes dosyasını burada kapatıp Victoria Bergsman'a geçelim.
Bu çıtı pıtı hanım birçoğumuz için Peter, Bjorn and John'un el-meşhur şarkısı Young Folks'tan aşina. Fakat elbette tek single'la meşhur olup kenara atılmış değil; kendisinin geçtiğimiz temmuz ayında çıkardığı pek hoş bir albüm var: Taken By Trees. Kim kendini ağalara kaptırdı kim sağlam kaldı bilinmez ama sükûneti seviyorsanız Bergsman şarkılarına bir el atın delim.
Kilit şarkı: You Can’t Hurry Love
El Perro Del Mar: "Denizin Köpeği" isimli mahlasıyla ve gerçek soyadıyla güldüren, fakat hüzünlü, kırılgan ve çocuksu sesiyle iç burkan Sarah Assbring, İsveç'in ve dünyanın en gözde vokallerinden... Kendini 60'larda yaşayan dul ve yaşlı bir kadın olarak hissettiğini düşündüğüm güzel şarkıcının El Perro Del Mar ve Look! It's El Perro Del Mar isimli iki albümü bulunmakta ve kendisi bugünlerde üçüncü bebeği From The Valley To The Stars’ın doğumunu beklemekte. Bu arada belirtmeden geçmeyelim, El Perro Del Mar aynı zamanda çok da yardımsever bir şarkıcı; zira Jens Lekman'ın nihai albümünde konuk vokalist olarak şakımaktan da geri kalmıyor. On parmakta on marifet diyor, kendisini gözlerinden ve soyadından öpüyoruz.
Kilit şarkı: Party
Frida Hyvönen: Az önce bahsi geçen Lekman albümüne konukluk eden isimlerden bir diğeri olan Hyvönen, aynı zamanda yine yukarıda bahsi geçen The Concretes'le ve birazdan aşağıda adı geçecek olan José González ile de uzun turnelere çıkmış bir bayan. Gördüğünüz gibi İsveç bizim mahalle kadar bir yer; herkes birbirini tanıyor ve imece ruhu almış başını gidiyor. Bugüne kadar üç albüm yapmış Hyvönen'den kamuoyu fazlaca haberdar olmasa da bence gün bugündür. Ey okuyucu kitlesi, şimdi koşup bir adet Until Death Comes albümü edinme zamanı! Haydi, bir iki!
Kilit şarkı: Djuna!
Hello Saferide: Dünyada lezbiyenlik üzerine yapılmış en sevimli şarkının, yani My Best Friend'in yaratıcısı Hello Saferide'ın adı garip bir öyküden gelmekte. Grubun vokalisti Annika Norlin, detayları belirtmekten kaçınsa da şöyle diyor: İsmimiz, uyuşturucu bağımlısı küçük bir kasabada yaşayan zeki bir otobüs şoföründen esinlenerek koyuldu. Anlamadığınızı biliyorum, ama merak etmeyin çünkü şarkılar bu hikâye gibi karmaşık değil. Alabildiğine saf, temiz, eline yabancı eli değmemiş şarkılardan oluşan albümüyle Hello Saferide başarılı bir folk pop icracısı. Annesinin eline bir kilo baklava tutuşturup grubu istemeye gelecekler buyursun.
Kilit şarkı: My Best Friend
The Hives: 2004 yılında gaz şarkıları Walk Idiot Walk ve bu şarkının bulmaca karelerinden oluşan estetik klibiyle hayatımıza pogo yaparak dalan beyaz smokinli grubun Tyrannosaurus Hives albümü o yıl en çok dinlediğim kayıt olmuştu. Öyle ki sayesinde 2500'lük bir puzzle bitirdiğimi söylemem mümkün. Yavaş gaza gelebilen bir bünyeyim.
Neyse, sene 2007 olduğunda ise İsveçli beyaz kelebeklere bir haller oldu. Timbaland'e takılarak hiphop yapmaya başladılar, Throw It On Me isimli Justin Timberlake eserlerine benzeyen bir şarkıya imza attılar ama nedense bir türlü eski popülaritelerini yakalamayı başaramadılar. Yine de halen sahnede fırtına gibi estikleri söylenmekte. Gelseler de görsek...
Kilit şarkı: Walk Idiot Walk
I'm From Barcelona: Aman dikkat, isme aldanmıyoruz! 29 kişilik grup, Barcelona'nın iki milyon ışık yılı uzaklığında yer alan bir noktadan, Jönkoping'den sesleniyor bizlere. Pul koleksiyonu, ağaç ev, suçiçeği gibi konular üzerine ihtisas yapan şarkılara sahip ekip, çocuk korosuyla müsemma melodilere ve şarkı sözlerine sahip olsa da bu naif yönüyle içimizdeki ufaklığı salıverdiği için kendilerine minnettarım. Bir gün o koca kalabalıkla İstanbul sahnelerinden birini çökertirler mi bilmem; ama izleyenleri suratlarında bir gülümseme ile uğurlayacakları kesin.
Kilit şarkı: We’re From Barcelona
Jenny Wilson: 2007 yılında birçok internet sitesinde yılın klibi ödülünü alan Let My Shoes Lead Me Forward şarkısıyla kendini sevdiren tarz sahibi Wilson, 1997'den beri piyasanın içinde olmasına rağmen adını yakın zamanda duyurabilmiş bir şahsiyet. Aynı zamanda The Knife'in meşhur Deep Cuts albümüne katkıda bulunmuş olması da cabası... Öyleyse biz neden Wilson ismini pek duymuyoruz? Piyasa talebindeki dengesizlik mi diyeyim, kızcağızın şansızlığına mı bağlayım bilmiyorum; ama umarım bu güzel ses bir gün yeraltından kopup 2005'te çıkardığı Love and Youth albümünün yanına yeni bir albüm koyabilir.
Kilit şarkı: Let My Shoes Lead Me Forward
Jens Lekman: Listemde alfabetik sıra kurbanı olan Jens gördüğünüz gibi ortalarda yer alıyor, ama kendisi aslında İsveç müzik kralı olarak tahtlara layık bir insan. 2004 yılında profesyonel olarak kariyerine başlayan taçsız prens, geçen yıl çıkardığı Night Falls Over Kortedala isimli albümüyle kendisinden habersiz büyük bir kitleyi mıknatıs gibi çekmeyi başardı. Birçok yılsonu listesinde karnesine takdir getiren, evini ödüllerle dolduran Jens'in son vukuatı ise platin plak ödülünü kebapçıda unutması. Gördüğünüz gibi umursamaz olmasının yanı sıra mütevazı bir kişiliğe de sahip kendisi, başkaları gibi ödülünü şömineni başına asmıyor.
Lafımı balla keserek kalan enerjimi son partikülüne dek 14 Şubat'taki Lekman + Kim Ki O konserine saklamaya gidiyorum şimdi. Oh la la!
Kilit şarkı: Pocketful Of Money
José González: Geçen yıl İstanbul Caz Festivali kapsamında Antony and The Johnsons'la beraber kitleleri afyona boğan duygusal ses, Arjantin kökenli olması nedeniyle sıcak, damarlarında dolaşan kuzeyli kanı nedeniyle ise mesafeli bir müzik yapıyor. Akustik gitarını tındırgata tındırgata bize masallar anlatan Gonzales'in Veneer ve In Our Nature isimli iki albümü mevcut; özellikle Heartbeat (The Knife) ve Teardrops (Massive Attack) şarkılarına getirdiği akustik yorumlara dikkat çekmeğe isteğindeyim. Aferin Jose oğlum; başarılarının devamını dilerim.
Kilit şarkı: Heartbeats
Kent: Why Don't You Dance To The Music... şeklinde başlayan nakaratıyla bir dönem marşımız olan Musik Non-Stop'ın icracısı Kent, çoğu ülkede tek sıkımlık olarak anılmasına rağmen İskandinavya'da halen büyük saygı gören ve dinlenilen gruplardan. Evet, şarkı konsomatris edasıyla her gece başka bir barda geziniyor olabilir; ancak bu durum sevgimize engel değil. Grup üyeleri artık İngilizce sözlerden vazgeçip çoğunlukla anadillerinde takılsalar da ara sıra damarımıza dokunmayı ihmal etmiyorlar. Eski dostlaaar, eski dostlaaaar...
Kilit şarkı: Musik Non-Stop
The Knife: Elektronik müziğin yıkılmaz kalesi, bıçak gibi keskin melodilerin efendisi, Stockholm camiasının saygıdeğer ikilisi, maskelerini çıkarmaktan imtina eden ama her fotoğrafta başka bir maskeyle karşımıza çıkan iki deli, kâh reklâm müziği bestecisi kâh tekno sularında kulaç atan denizci, Röyksopp'un What Else Is There'inin sesi... O biiir Olof Dreijer, o biiir Karin Dreijer. O bir ki üç dört: The Knife!!
Kilit şarkı: Girls’ Night Out
Loney, Dear: Asıl adı Emil Svanängen olan Loney, Dear; 2003 yılında harlıklarını biriktirerek çıkardığı debü albümü The Year of River Fontana ile adını duyuran, bu albümden sonra hızını alamayarak her yıl yeni bir albüm daha çıkaran ve bugün dört adet albümüyle krallar gibi yaşayan bir sanatçı. Bu hareketiyle biraz Sufjan Stevens'ı andıran sanatçı, sakin melodileriyle uzayıp giden gecelerin vazgeçilmez isimlerinden...
Kilit şarkı: I Am John
Love Is All: 2005, belki 2006'da Talk Talk Talk Talk isimli arıza şarkıyla alternatif diskoların gediklilerinden olan Love Is All, MTV yayın akışında kendine yer bulabilmiş nadir indie gruplardan. Peaches enerjisiyle saksafonun ağır abi havasını harmanlayan, pop müzikten caza, oradan kopup elektroniğe yapışan bu tuhaf grubun çıkardığı gürültüler herkesi memnun edecek cinsten. Garip ama gerçek, küçük ama etkili!
Kilit şarkı: Talk Talk Talk Talk
Moonbabies: 11 yıllık bir geçmişe sahip Moonbabies, doğaçlama seslerle süslediği ninni tadındaki müziğiyle bazı bazı hafif Sigur Ros tadı veren bir grup. Ama onlar kadar deneysel olmamakla beraber, biraz daha The Beatles naifliğine yakınlar. June and Novas, The Orange Billboard ve Moonbabies at the Ballroom isimli üç albümü bulunan Moonbabies, bekâr ve hiç çocuklu.
Kilit şarkı: Take Me To The Ballroom
Robyn: 2007 yılının parlayan yıldızlarından biri olarak kabul edilen ve her dergide bilimum röportaj ve resmiyle karşımıza çıkan Robyn şahsen Pink kopyası olarak bulduğum ve hazzetmediğim bir isim. Müziğinden ziyade kıyafetleriyle ve yandan çarklı peroksit sarısı saçlarıyla ön plana çıkan Robyn kızımızın onlarca klonunu sokak modası dergilerinde ve bloglarında görmek mümkün. Hayır, çirkin mi, değil! E o zaman? Kıskandım.
Kilit şarkı: Who’s That Girl?
Peter Björn and John: Geçen yıl Radarlive kapsamında izleyip hayal kırıklığına uğradığım, ancak buna rağmen Writer's Block albümünü el üstünde tuttuğum üçlü, yaptıkları sakin yetmişler müziğiyle geçen yıl beni kulağım yakalamayı başardı. Dünyanın en güzel şarkılarından biri olduğuna inandığım The Chills başta olmak üzere albümün her noktası usta işi bir yoğunlukla kaplı. Bayanlar baylar, şimdi sil baştan ıslık çalma zamanı...
Kilit şarkı: The Chills, Young Folks
Suburban Kids With Biblical Names: Last fm'de isimlerini görüp "bu ne ola ki?" diye dinlemeye başladığım SKWBN, yurttaşları gibi tatlı tatlı müzik yapmakla beraber daha çok Kings Of Convenience çizgisinde seyrediyor. Zaten gitaristleri de Erlend Oye'nin tıpkısı. Ayrıca albüm isimleri de çok sevimli: #1, #2 ve #3. Bir göz atın derim, yorulmazsınız.
Kilit şarkı: Marry Me
Gördüğünüz gibi İsveç'in taşı toprağı altın; oraya yerleşen meşhur olmadan dönmüyor. Ayrıca gayri safi milli hâsılası da çok yüksek... Türk müzisyen kardeşlerime tavsiyem, buralarda helak olup on sene albüm çıkarmayı bekleyeceklerine gidip orada turneyi gözünden vurmalarıdır.
Sağlıcakla kalın. Jag älskar dig Swerige!

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|