Cat Power- Jukebox
Geçtiğimiz sayıda Cat Power, nam-ı diğer Chan Marshall’ı bir hayli anmıştık. My Blueberry Nights soundtrack albümüne sadece the Greatest ile katkıda bulunmakla kalmayıp, onu Jude Law’ın eski Rus sevgilisi Katya olarak da beyaz perdede izlemiştik. Ufak tefek albüm haberleri de aldıktan sonrada, çocuk gibi heyecanlanmıştık. Gün bugündür diyip nihayetinde Jukebox’a kavuştuk.
The Greatest’i yabanmersinli turta ile dinlediğimiz günden beri, odamızın kaotik ve donuk atmosferinden kurtulamıyoruz. Filmi izlemeyen bir bünye, dvdsi çıktığında alıp – izleyip, üstüne bu albümü edindiğinde ve dahası My Blueberry Nights OST’yi dinlediğinde insanın işinden istifa edesi, öğrencilerin okulu bırakası, saç uzatası, sandalet giyesi ve “anne, ben bohem oldum” diyesi geliyor.
Chan Marshall kendi şarkılarından sıkıldığı vakit cover yaparak hayat bulanlardan. Bu sıkılma durumunu gerçek anlamında kullanıyorum; ticari kaygıdan daha çok, sevdiği şarkıları kendi yorumuyla dinleyicilerle paylaşmayı tercih ettiği için şu an Jukebox var diyebiliriz. Şarkılar minimalist akıma paralel gider, piyano vardır, akustik gitar vardır, göğe yükselecekmişsiniz izlenimi veren buğulu bir atmosfer ve tüm boşlukları fazlasıyla dolduran duman rengi bir ses vardır. İşte şarkıların yeni yorumları da bu bağlamda değişmiş. Hatta çoğunun Marshall yorumuyla daha yalın bir halde büründüğünü söyleyebiliriz. Şarkıların orijinal hallerindeki çoğu gıcırtılı ve yanıp sönen gitara, en akustik ve solo haliyle sağ gösterip sol vurmuş ve şarkıları en soul ve country haliyle günahlarından ayırmış.
Albümün içeriği fazlasıyla sevindirici; Sinatra’dan Bob Dylan’a James Brown’dan Billy Holliday’e, Janis Joplin’den Joni Mitchell’e kadar uzanan tadı çıkara çıkara yenilesi bir playlist... Jukebox ile Marshall soul tınıları yeni keşfetmiş olmalı düşüncesine kapılıyoruz. Bunun yanı sıra Marshall, 1998 çıkışlı Moon Pix’den Metal Heart’ın yeni versiyonu ve albümdeki tek yeni şarkı olan Song to Bobby ile indie-folk’ta ne kadar iyi olduğunu kanıtlıyor. Country ile daha huzurlu, blues ve soul tınılarla biraz daha tedirgin bir Cat Power hissetmemek elde değil. Öyle ki, diğer albümlerde yan tür olarak kulağımıza gelen R&B ve blues altyapılarını, bu cover albümün ana temelleri olarak görüyoruz.
Albümün belki de en farklı cover’ı Theme from New York New York; Marshall, cover yapmanın tüm gerekliliklerini yerine getiriyor, şarkıyı tamamen soul sosu dolu bir kaseye batırıp çıkarıyor. Öyle ki Sinatra’ nın ağzı dolu dolu söylediği köpek öldüren New York New Yoooork! bağırışlarından eser yok. Kısaca Cat Power’ ın farklı yorumu hoşumuza gidiyor ve hemen bir Hank Williams cover’ı olan Ramblin’ Woman’ a geçiyoruz. Marshall sadece “man” i woman olarak değiştirmekle kalmayıp gitarları striptiz moduna sokup akustik kıvama getirmiş, Batı hikayesini, blues bir drama ile yoğurup Doğu hikayesine dönüştürmüş.
Cat Power’dan bir ay içinde bol miktarda “içimdeki Bob Dylan aşkı bambaşkadır” itirafları duyduk. Bunu, I’m not There OST’deki Stuck Inside Mobile with The Memphis Blues Again yorumunun üstüne, bu albümde Dylan için bestelediği Song to Bobby ve I Believe in You ile de yeteri kadar pekiştirmiş oluyoruz. Song to Bobby’de Marshall’ın ilk gençlik yıllarındaki buhranlı aşk itiraflarına -April, paris, can i see you? Can you please be my man? - hafif bir tebessüm ediyoruz.
Albümü dinledikten sonra anlıyoruz ki 2000 yılı çıkışlı The Cover Record’ un üzerinden çok sular geçmiş. Şarkılardaki farklılıkları fark etmekle kalmayıp, Marshall’ın soul şarkıcısı rolüne iyiden iyiye ısındığını farkediyoruz. Tüm bunların üzerine, Song to Bobby ile aldığımız yeni Cat Power haberlerini öz veya hakiki Cat Power albümünde almak dileğini de ekleyip, “arayı soğutmayalım” diyelim.
-Anne, ben bohem oldum!

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|