Goldfrapp – Seventh Tree
Yeni Goldfrapp albümüne kavuşmamıza az kaldı. Seventh Tree 25 Şubat’ta, ilk single A&E ise 11 Şubat’ta piyasaya sürülecek. Ancak son dönemde birçok sanatçının başına gelen Goldfrapp’in de başına geldi ve albüm ta Kasım ayında internete düştü. Biz de merakımıza karşı koyamayıp dinleyiverdik bir çırpıda. Albüm üzerine birkaç kelime etmeden önce Goldfrapp’in önceki albümlerine kısaca göz atıp ilk albümden bugüne kadar geçen sekiz yıllık süreçte nasıl bir yol haritası izlediklerine bakalım.
2000 yılında Felt Mountain adlı bir başyapıt ile sessiz sedasız girdi Goldfrapp hayatlarımıza. Kabare ve elektronika tınılarını sinematik bir atmosfer içerisinde harmanlayan ve Alison Goldfrapp’in o acayip sesiyle boyut kazanan bir müzik sundular bize bu albümde. Özellikle klip versiyonundaki semavi arya introsu ile zihnimizde yer eden Utopia ve John Barry’nin 007 James Bond tema müziklerinden esinlenen Pilots (On A Star) öne çıktı Felt Mountain’dan.
İkinci albüm Black Cherry 2003’te yayınlandı. Duvarı neon ışıklarla kaplı, karartılmış bir stüdyoda kaydettiler bu albümü. Öncekinin aksine bu sefer bir tokat gibi çarptı Goldfrapp’in müziği. Sağ gösterirken sol vurdular ve çok daha elektronik, çok daha sert, çok daha cazır cuzur, çok daha glam rock, bambaşka patikalarda gezinen bir sound çıkardılar ortaya. İlk şoku çabuk atlattık ve başta güç sevdaların sözcüsü Strict Machine olmak üzere kışkırtıcı cinsel fantezilerin marşı Twist ve Train gibi güçlü şarkılar sayesinde çok sevdik bu albümü de.
Derken 2005’te ticari açıdan en başarılı ve en çok ses getiren albümleri olan Supernature yayınlandı ve iş Grammy adaylıklarına kadar gitti. Görsel olarak bir önceki albümün glam çizgisi sürdürülmüş olsa da Alison’ın daha sofistike hale getirilmiş imajıyla bütünlenen bu albüm daha dans ağırlıklıydı ve Ooh La La, Number 1, Ride A White Horse ve Fly Me Away gibi hitler sundu müzik dünyasına.
Geldik 2008’e. Goldfrapp bir kez daha şaşırtma taktiğini başarıyla uygulamış. Önceki iki albümü şekillendiren sert elektronik ve dans eğilimlerinden büyük ölçüde uzaklaşarak ortaya çok daha düşük tempolu, ambient bir albüm çıkarmış Seventh Tree’de. Akustik gitar bolluğu ile dikkat çeken bu sound ilk dinleyişte, özellikle de açılış şarkısı Clowns’ın gayet yoğun folk tınılarıyla ‘beklentili’ dinleyiciyi şoke ederek “nasıl yani bu Goldfrapp mi şimdi?” dedirtse de albüme şans vermek, yine ve yeniden dinlemek gerekli bence.
İlk single A&E Goldfrapp’i tanıyanları şaşırtabilecek stilde bir şarkı. Aslında şarkının gitar sesiyle başlaması da Goldfrapp’in gezindiği bu yeni yolların bir habercisi niteliğinde, dinleyiciyi albüme hazırlıyor. Black Cherry ve Supernature albümlerinden yankılar taşıyan (ve büyük ihtimalle ikinci single olacak) Happiness ve ziyadesiyle Felt Mountain kokan Cologne Cerrone Houdini kulaklarımızı Goldfrapp kalıplarına tekrar oturtarak aslında kimi dinlemekte olduğumuzu hatırlatsa da albümdeki diğer şarkılar Alison’ın sesiyle yeni patikalarda dolaşmak isteyenlere oldukça hitap edecek nitelikte.
Kimi şarkılardaki hafif “amerikan vari” tarz aslında hoş bir sürpriz olmuş. Forumlardaki yazışmalarda slow şarkılara ağırlık vermesi sebebiyle Felt Mountain’a yakın konumlandırılan Seventh Tree aslında bu amerikanvari hafifliğin belirlediği ruh haliyle çıkış albümüne nazaran çok daha pozitif, olumlu, günlük güneşlik bir atmosfere sahip. Özellikle Caravan Girl insanda yemyeşil çayırlarda döne koşa şarkı söyleme hissi uyandıran bir şarkı. Zaten A&E’nin klibinde de önceki kliplerdeki yapay dünyalardan uzak, İngiltere’nin o tipik koruluklarından birinde, doğayla iç içe bir yaklaşım söz konusu. Alison’ın etrafında dans edip ona tapınan, onu bir diva taşır gibi taşıyan yaprak ve ağaç insanlarla dolu A&E klibi sonunda çadırı başında kahve pişirip gitar çalan Will Gregory’i görmemizle sonlanıyor ve aslında tüm olan bitenin bir hayalden ibaret olduğunu hatırlatıyor bize. Ama bizler hayalleri severiz. Hele Goldfrapp soslu oldular mı kim geri çevirebilir ki?
Arda
Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|