Tiga - Ciao!
2006'da 'You Gonna Want Me' ile Sakarya barlarından, kır gazinolarına kadar her yerde bangır bangır çalınarak ülkemizde de über ünlü olan Tiga'yı bazılarımız sevmiyoruz, sevemiyoruz. Yazıma başlamadan önce iki adet fantastik soru soruldu bana:
1) Nerden buldun olm bu albümü, 2 ayı var daha çıkmasına?
2) Sen Tiga seviyor musun ki?
Cevaplarım da şöyle :
1) Almanya'dan halamın oğlu getirdi.
2) Sevme mi !!
Albüme gelecek olursak, 3 yıllık iğrenç bir bekleyişe kesinlikle değdiğini söyleyebilirim. Bir önceki albüm Sexor'un yarısında prodüksiyona yardim eden Soulwax Kardeşler bu sefer tam sorumluluk almışlar ve gerçekten on üstünden onluk bir dans albümü yapmışlar. Sexor'daki electro-pop-techno havaları tekrar etmekte, ama ikinci albüm bir MSTRKRFT faciası olmamış. Sexor kesinlikle bir şekilde yarım kalmıştı benim için ve Ciao! bu fantastik dans operasının tatmin edici final perdesi olmuş.
Açılış şarkısı Beep-Beep-Beep, uzun zamandır adam akıllı bir dans albümü dinlemediğimizden olsa gerek, direk kulakların pasını siliyor ve gerçekten albüm hakkında insanı heycanlandırıyor. Birkaç gün evden çıkmayayım da şu albümü taciz edeyim diyor insan. Beep-Beep-Beep'in güzelim cowbell'leri biter bitmez geçen senenin en çok çalınan şarkılarından Mind Dimension giriyor sağlı sollu. Ocak 2008'den beri her güzide deejay'in amma Sydney, amma Paris'te setlerinden eksik edemedeği şarkının zaten nasıl dillere dolandığını, distortion'ların ve vokal değişimlerinin ne kadar orgasmik olduğunu çoğumuz biliyoruz. Gözlerinin içine her baktığımda geleceği görüyorum diyor Tiga abimiz, çok kötü sözler aslında ama gece 3'te tavandan terler evapore olup damlarken hep bir ağızdan söyleyince yanında Interpol'un sözlerini Küçük İbo sözleri gibi küçük düşürüyor. O şekil bir şarkı yani.
Shoes kesinlikle bu albümün 'You Gonna Want Me'si olacak. 'Crystal Clear' olarak tabir edilen bir prodüksiyon harikası ve sözler iki dinlemeden sonra ezberlenip el hareketleriyle desteklenerek söylenesi cinsten, Pulp-Disco 2000 misali, bakınız:
'I love to comb your hair, your hair is such a mess, just take off that dress' - 'Ellerinle yanındaki kızın saçlarını 'Sarı-Lacivert Ankaragücü' tarağıyla tarıyo gibi yapmak, sonra suratınla pis-kirli somurtması yaptıktan sonra gözler dönmüş bir şekilde elbiseyi çıkartma efekti'.
'I love to do your nails, before someone gets hurt, don't be such a flirt' - 'Yanımıza bir ‘bağyan’ bulup tırnaklarını tutup boya boya, hızlı hızlı boya efektinden sonra, baş parmağı geri gösterip boğaz kesme işareti, sonra da elleri sağa sola sallayıp (çökerek) öpücük atmak'
İyi, Tiga okuyorsa bu uyduruk fikrimden video'yu da bedavaya getirdi.
4. şarkı 'What You Need' ise bariz bir şekilde albümün en ağır topu. Tiga kanımca oturup düşünmüş ve kendi albüm şirketinden olan Rus, Proxy ve kendisininde bir parçası olduğu ZZT karışımı bir şarkı yapayım demiş, harita metod defterin ortasından iki kağıt koparmış yazmış fikirlerini oraya. Kesinlikle bir floorfiller ve her çalındığında insanın duvar yumruklayası, havaya asker adayı atası geliyor. Cidden bu şarkının şimdiden bir rave klasiği olacağına eminim ve henüz bir club'da duymadım ama gerçekten duymak için deli gibi heyecanlanıyorum. Bu arada başka iyi bir haber de, Proxy'nin de bu şarkiya korkunç bir remix yaptığı, ve Tiga'dan daha iyi bir iş çıkardığı.
Saat kaç Tiga arkadaş?
Saat, seks kokuyor.
'Sex O'Clock' ise, Simian Mobile Disco severlerin ilk dinleyişte aşık olacağı cinsten bir şarkı. Sözlerle marsa kalkan, yavaş yavaş artan pitch'le coşturan cinsten.
Tiga, birkaç hafta önce Myspace'ine 7. şarkı olan Overtime'ın bir snippet'ini koydu ve yanılmıyorsam üç günde 25.000 civarı bir hit aldı. İnanılmaz 'hype' edilen şarkı kesinlikle bunu hak ediyor. Ve bence, ilk albümden 'Pleasure From the Bass' kafalarında. Çok net başlar ve analogue synthesizer'larla kulak kanamasına yol açan şarkı şu anda 'Justice yeni albüm ne zaman geliyor, 5 sene doldu Daft Punk albümü çıkacak mı' gibi soruları direk rafa atıyor. Tiga ciddi bir şekilde sahneyi çalıyor, çalsın da zaten böyle bir albüm yapabiliyorsa.
Son şarkı 'Love Don't Dance Here Anymore' ise, ballad şeklinde başlayan ve piyanoda vurulan her notanın kulağa inanılmaz doğru geldiği bir şarkı. 10 dakikalık şarkının ilk 2 dakikası 'N’oluyo ya, nerden bu depresif moda bağladık şimdi' dedirttikten sonra açıldıkça açılıyor. 11 şarkılık mükemmel albüm Ciao!'ya en yakışır son heralde, albümdeki şarkı sıralamasını yapması da heralde Tiga'nın birkaç ayını almıştır, çünkü gerçekten çok güzel bir sıra seçmiş ve çoğu dans albümündeki 'aç aç hareketli aç, değiştir şarkıyı' gibi gereksiz munasebetlere yer vermiyor. Başından koyup sonuna kadar dinliyorsun, sonra bir 102 defa daha dinliyorsun.
2008 gerçekten çok çok kötü bir sene olmuştu albüm bakımından dans müziğinde ama Ciao! gerçekten 2009'un ne kadar güzel geçeceğinin en büyük habercisi. Daha Daft Punk, SebastiAn, Soulwax albümü var bu sene. Zombie Nation, Prodigy, Shadow Dancer albümleri çıktı bile. 2009 sen çok yasa.
Tiga'yı her konserinde giydiği şu ünlü Amerikan beysbolcu şapkasıyla sokakta dileniyor görsem (şapka elinde ters çevrilmiş, içine ne atarsan modunda), elimde avucumda, yastık altımda ne bulsam veririm. 10 daha önce yazdığım albümlere hiç vermedim ama bu, 10'dur.
Yazıma Tiga'ya yazdığım bir şiirle son vereceğim:
Tiga, bütün kızların gözü onda
İnsanlıkta birinci, hırtlıkta sonda
Gözlerine kurban, şapkana kurban diyorum sana
Allahıma diyorum, baş harflere baksana

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|