Metro Station
Yine çok lüzummuş gibi vasat ötesi bir pop-punk grubu ve eşliğinde Tokio Hotel tarzı ziyan tipler. Keyboardcuları Blake dışında tüm grup elemanları binlerce türevleri olan Good Charlotte çakması. Sörflerken karşıma çıkan, bir gazla da ‘Seventeen Forever’ adlı parçalarını klibiyle birlikte izlememle tanıştım bu gereksiz grupla. Klibi de izledim de, aynen şarkının adında olduğu gibi ancak ‘daha 17, 17’ takımına hitap eder, bana da burdan Teoman’ı andırmaktan başka da bir işe yaramazlar.
Böylesine berbat müzik yaparlarken myspace’lerine girmeyenin dövülüyor olması da çok garip. Zira, milyonlara ulaşmışlar bile! Adamlar şu sıra Avustralya’yı turlarken, ilk EP’leri de piyasaya çıkmış bile. Arkalarında da acayip bir destek... Amerika’nın işleri işte.
Yüzlerce türevi içinden bu vasat grubun ileride bir hayli stadyum konserleri verecek kadar, FOB ile çalabilecek kadar popüler olabileceğini şimdiden tahmin edebiliyorum Umarım tek ele gelen şeyi keyboard çalan Blake olan bu vasat electronic-pop ağırlıklı, pop-punk etkileşimli grubun arkasında o kadar büyük bir destek olmaz yoksa, başımız yine çok şişer!
Çünkü şöyle birşey var ki, takipçisiyseniz zaten biliyorsunuzdur. Bunların yani şu Amerikan bu pop-punk sahnesinin sürekli tükettiği ve tükettiğinin yerine de yenisini getirme gibi bir huyu var. Şöyle de diyebilirim, en yakın geçmişten herkesin demek istediğimi kavrayabileceği bir örnekle; mesela Blink 182’nin dağılmasından sonra Good Charlotte’un patlaması. GC’nin hemen ardından bu piyasanın ‘geç keşfi’ My Chemical Romance’ın patlaması. Onun ardından da yine bir ‘geç keşif’ Fall Out Boy’un tepeye oturması... Kısacası, sıradaki umuyorum bunlar olmazlar! Bu arada bu verdiğim örnekler bence başarılı gruplardı, şu popülaritelerine sahip olmalarından önce yani. My Chemical Romance özellikle bir anda gelen şöhretle müziklerini de berbatlaştıran, birçoğumuza itici gelen gruplardan oldular. Ama MCR’ın öncesini de bilir, altına imzamı da atarım ki; popülariteleri geldi, mertlikleri bozuldu. Bunu daha fazla uzatmayayım, zaten bu Metro Station denen veletlerde tarz açısından pek de benzeşmeseler de olası bir popülerlik sayesinde, pek de uzak olmadıkları için içime bir korku düşüyor. Daha önceki Crazytown, Good Charlotte, Tokio Hotel gibi örnekleri de ekleyerek...
Açıkcası, bu çocukları dinlerken arada bir ‘eh, o kadar da fena değil’ dediğim de olmasına rağmen (Shake It gibi parçalarında mesela) , ne geçmiş ne gelecek, pek de birşey göremiyorum aslında. Şu taktığım kliplerindeki hareket ve tavırlarından itici hissiyatlara kapılmış olmasaydım ve de bir anda gelen popülerliklerine kıl olmuş olmasaydım, belki de şu an kendimi haklarında daha sevecen, daha olumlu bir yazı yazarken bulacaktım. Bu da bir ihtimal tabii hatta, büyük de bir ihtimal. Fotograflarına baktıkça bile Blake dışındakilere şöyle bir şamar atıp kendinize gelin lan demek istiyor gibiyim daha çok. Üzgünüm, belki de biraz ileri gidiyorum bu ‘şekilci’ laflarımla ama fotograflara bakınca sizlerin de bana hakvereceğini düşünmekteyim.
İşte hemen şuraya bir fotograflarını da ekliyorum ki, siz de görebilin.

Kendi dallarında çok daha başarılı rakipleri de var zaten. Ama dinlenmeyecek de değiller tabii, hatta ben tipleri, hal ve de tavırlarını filan bu kadar yapmacık, itici ve komik bulmasam büyük ihtimalle çok daha güzel cümleler kurardım. Şu Amerika’ya has bir tarzı da olduğunu düşündüğüm electro-pop, power-pop olaylarına pek de soğuk değilimdir itiraf etmek gerekirse. Neyse, o kadar da önem hakedecek değiller şimdilik.
Şu en tepede bahsettiğim klipte bile sürekli küçük de olsa ayağı yere değsin yeter mantalitesiyle, ulan bu bizim ilk videomuz her türlü götürürüz manitaları, yapışın lan , sen birini, ben ikisini tavırlarıyla çekildiği belli. Bu daha başlangıç, bize daha neler gelcek der gibi o çirkin ördek vokalle, bilmem kimin kardeşi Trace Cyrus the ucube ve de balık suratlı ‘capon’ davulcunun bile klipte bir o kıza, bir bu kıza salça olması acayip itici ve baştan aşağı açlık kokan bir video gibi geldi bana. Koca gruptan bir tek klavyecilerini tuttum, hakkaten hakkını vermem lazım bir tek o çocukta iş var! Hem iyi kalpli birine benziyor ve gruptaki en kral adam da o, belli. Diyeceğim şudur ki; Metro Station adı sayesinde götürdükleri hatunları saymaya başlamışlardır bile bu veletler. Skor konusundaki hedefleri de Snoop Dogg filandır herhalde. Nerede kaldı paşa paşa işini yapan AFI, Head Automatica vs. videoları!
http://www.myspace.com/metrostation

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|