!f İstanbul 2009 Dosyası

Her ne kadar !f İstanbul, derginin yayınlandığı tarih itibariyle yarılanmış olsa da geride kalan filmler için fikir vermesi açısından Burak üşenmedi, sizin için kapsamlı bir dosya hazırladı. Gelecek sayıya da yazarlarımızın izledikleri filmlerle ilgili fikirlerini paylaştıkları kapsamlı bir !f Dosyası hazırlamayı planlıyoruz. Kısmet artık…

Devam >>

 


Selim Evci - Röportajı

Sinema blogumuzun yazarlarından Volkan, 27 Şubat Tarihi’nde yerli seyirciyle buluşacak olan “İki Çizgi” filminin yönetmeni Selim Evci’yle hem filmi, hem gelecek projeleri hem de Türk Sineması üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdi. Biz de paylaşmakta bir sakınca görmedik. Buyrun;

Devam >>

 

 

 

Six Feet Under

ix Feet Under, ABD’nin sansürsüz, radikal ve de “iyi” dizi yapımlarının yuvası HBO’nun kamerasından ve American Beauty’nin senaristi denilince hemen zihinlere gelen Alan Ball’ın kaleminden 2001 yılında doğmuş; 5 sezonluk süresi boyunca 35 kez aday gösterildiği Emmy Ödüllerinden 7’sini, 8 kez de aday olduğu Golden Globe ödüllerinin 3’ünü evine götürmüş; bizlere 4 yıl önce muhteşem finaliyle veda etmiş; buna rağmen dvdleri ve dvd kopyalarıyla her geçen gün izleyici sayısını artırmayı başarmış tamamıyla sui generis yapımlardan bir tanesi.

Devam >>

 

 

The Curious Case of Benjamin Button


The Curious Case of Benjamin Button, her ne kadar görünürde Scott Fitzgerald'ın kısa hikayesinden uyarlanmış olsa da orijinal senaryo dalında yarışabilecek kadar serbest bir uyarlama olduğundan hikayeyi okumuş olmama rağmen filmi kitabından bağımsız değerlendirmem daha doğru olacaktır. David Fincher, Se7en, Fight Club, The Game gibi eserlerle 90'ların ikinci yarısına damgasını vurmuş bir isim olmasına rağmen aynı başarıyı 2000'lerde yaptığı filmlerle yakalayamamış bir isim.

Devam >>


 

Frost Nixon

Politik bir içeriği olan, hatta politik bir gerçeğe ışık tutma iddiasında olan bir filmden bahsederken sinemasal bir izlek çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Frost / Nixon filmini değerlendirirken tarihi gerçekleri ortaya koymaya kalkacak halimiz yok, fakat izleyicinin ve okuyucunun filmde anlatılan hikayenin gerçeği yansıtma iddiasında olduğunu asla unutmaması gerektiğini belirtmek gerekir. Zira Türkiye tarihi pek çok benzer politikacı gördüğünden, bu durum tehlikeli bile olabilir.

Devam >>



Changeling – Sahtekar

Güzide yerli dağıtımcılarımızın “Sahtekar” çevirisini kendilerince uygun gördükleri kelime anlamı “bebek değiştirme/bebekken değiştirilen çocuk” olan Changeling (neden böyle bir kavram var ve neden böyle bir kavrama bir tanım atfedilme gereği duyulmuş onu da çözemedim ama), polis kayıtlarına Wineville Chicken Coop Murders olarak geçen 1928-30 yılları arasında Los Angeles’ta yaşanan bir seri cinayet vakasını ele alıyor.


Devam >>


Waltz With Bashir – Beşir’le Vals

Waltz with Bashir, 80’li yıllarda Beyrut’taki savaşta İsrail ordusunda bulunan ve gördüklerinden sonra hafızasının bir kısmı silinen Ari Folman’ın gerçekleri hatırlamak amacıyla, savaştaki arkadaşları ve dönemin yetkili kişileriyle yaptığı konuşmaları konu alan yarı belgesel niteliğinde bir animasyon.


Devam >>


Doubt - Şüphe

Bir filmin dört oyuncusu birden Oscar adayı olunca elbette o filme oyunculukları izlemek için gidersiniz. Eğer ki bir de konu ilginçse tadından yenmeyecek bir seyir keyfi sizi bekliyor diye düşünürsünüz. Ne var ki hayal kırıklığına uğramanız da olası; eğer konu yeterince işlenememişse, senaryo eksik kalmışsa, yönetmen yetersizse ve oyuncular da o denli muhteşem değilse hayal kırıklığınız büyük de olabilir.


Devam >>


Pride and Glory – Gurur ve Zafer

Dört polisin bir uyuşturucu taciriyle çatışması sırasında öldürülmesinin soruşturmasını yürütmekte olan Ray, olayı araştırdıkça abisi Francis (Noah Emmerich) ve kayınbiraderi Jimmy’nin (Colin Farrell) olayla olan bağlantısını fark eder. Sadık bir teşkilat üyesi olan Ray, kayınbiraderinin konumunu kullanarak kirli işlere bulaşmış olduğunu fark etmiştir, hatta abisinin de bu kirli işlerden haberdar olduğunu.

Devam >>

 

 

The Mission - Misyon

Roland Joffee'nin 1986 yapımı bu filmi, onun en bilinen filmi olmasının ötesinde Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülü kazanmış bir avuç İngiliz filminden biridir. Jeremy Irons ve Robert De Niro'nun kendilerini silerek karakterlerin içinde kayboldukları filmde Aidan Queen ve Liam Neeson da küçük rollerle karşımıza çıkıyorlar. Latin Amerika'da Avrupa'nın kirlenmişliği (dini otorite kirli, siyaset kirli, ticaret kirli...) üzerine enfes bir siyasi/felsefi/tarihi film var elimizde.

Devam >>

 




Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010