Jim Jarmusch

“Ben kendimi hala uyduruk bir film yönetmeni diye değerlendiriyorum. Çünkü ben, aslında, film yapmaya arkadaşlarımla birlikte başladım ve yazma işini kafamda onlarla birlikte yürütüyorum.” 1994 yılında yapılan bir röportajda kendisini bu şekilde gördüğünü belirten Jim Jarmusch’u, geride bıraktığı filmlerinin yanı sıra kendisinden sonraki kuşaklara kattığı sinema anlayışını da göz önüne alarak, kendi açıklamasından aksi yönde çok farklı bir konumda değerlendirmemiz yanlış olmayacaktır.

Amerika’nın Ohio eyaletinde doğup büyüyen bağımsız sinemanın en önemli figürlerinden Jarmusch’un yönetmenlik öncesi geçmişine baktığımızda, Northwest Üniversitesi’nde gazetecilik bölümünde okurken kaydını, İngiliz ve Amerikan edebiyatı eğitimi almak için New York’taki Columbia Üniversitesine aldırdığını görüyoruz. Son sömestr tatilini geçirmek üzere Paris’e gittiğinde ise kendisini ciddi şekilde etkileyecek olan Cinemategue ile tanışıyor ve tatilini burada film izleyerek geçiriyor. Amerika’ da görme şansı bulamadığı yüzlerce Avrupa filmini izledikten sonra ülkesine döndüğünde, tekrar okul değiştirmeye karar veren Jarmusch, çektiği bazı fotoğrafları ve yazdığı senaryoları New York Graduate Film School’a gönderir. Hiç ümidi olmamasına rağmen okula kabul edilir ve böylece aktif sinema yaşamı başlamış olur.

Jim Jarmusch sinemasını incelediğimizde göze çarpan en önemli özellik sanatçının özgünlüğü ve farklılığı. Senaryo yazma biçiminden, oyuncu yönetimine, kamera kullanımından, filmlerin müziklerine kadar her alanda Jarmusch’un kendine has üslubu ve tarzı kendini hissettirmektedir. Henüz ilk filmi ‘Permanent Vacation’da (Sürekli Tatil) bile Jarmusch’un kimseden etkilenmediği, tamamen kendi kafasındakileri filmine koyduğu gözlenmektedir. Üstelik okul yıllarında uzun süre Nicholas Ray gibi büyük bir yönetmenin asistanlığını yaptıktan sonra Ray ‘in tarzının etkisi altında kalmadan bu denli özgün bir film ortaya koyabilmesi büyük bir başarı olarak değerlendirilmiştir. Filmin Almanya’da bir festivalden de ödül ile dönmesi Jarmusch’un ileride ne kadar iyi işler çıkaracağının bir sinyali olmuştur. Daha sonra Wim Wenders’ın ‘The State Of Things’ filminden geriye kalan malzemeleri kullanarak çektiği ‘Stranger Than Paradise’ (Cennetten de Garip) ise büyük ses getirir ve bolca ödül alır. Film eleştirmenlerce kült film statüsüne taşınmış ve Jarmusch’un telefonu artık Hollywood yapımcıları tarafından sürekli aranır olmuştur. Fakat Jarmusch kendisine yapılan tüm teklifleri reddetmiş ve kendi yolunda devam etmiştir.

Jim Jarmusch filmlerinde, kamera genelde hareketsizdir ve çok az kesme vardır. Jarmusch, hareket halindeki bir kameranın, izleyicinin gözünü tutsak ettiğini ve nereye bakması gerektiğini söylediğini düşünüyor. Kendi filmleri ise daha çok gözlemlemeyle ilgili olduğu için durağan kameralar kullanmayı tercih ettiğini söylüyor. Senaryolarını yazarken de oldukça farklı bir metod kullanıyor. Bir hikâye yazıp bu hikâyeye uygun oyuncular seçmek yerine, önce karakterleri oluşturup sonra onlar hakkında hikâyeler yazmayı tercih ediyor. Hatta çoğu zaman tanıdığı insanlar üzerinden hikâyeler düşünüyor. Çekim esnasında oyuncularını doğaçlamaya teşvik etmesi de ilginç sonuçlar doğurabiliyor. Bu sonuçlardan biri olarak ‘Down by Law’(İçeridekiler) filminden sonra İtalyan komedyen Roberto Benigni’nin tüm dünya tarafından tanınmasını sayabiliriz. Jarmsuch filmlerinde yer verdiği oyunculara bir göz atarsak, çoğu arkadaşı olmak üzere oldukça sağlam bir listeyle karşılaşıyoruz. Bu listede, Bill Murray, Tilda Swinton, Johnny Depp, Winona Ryder, Steve Bescumi, Sharon Stone gibi isimlerin yanı sıra, daha çok müzik dünyasından tanıdığımız Tom Waits, Iggy Pop, John Luire, Screamin Jay Hawkins gibi isimlere de rastlamak mümkün.

2005’te çektiği ‘Broken Flowers’tan (Kırık Çiçekler) bu yana sessizliğini koruyan Jarmusch yeni bir projenin hazırlıklarına başlamış. Önümüzdeki seneye çekimlerinin tamamlanması planlanan filmin ismi ‘The Limits Of Control’ olacakmış. Filmde yer alması muhtemel oyuncular arasında ise Bill Murray, Tilda Swinton, Gael Garcia Bernal ve John Hurt gibi isimler var. Bu yapım tamamlanana kadar ise bizlere düşen, bu büyük sözler söylemekten kaçınan, ayrıntılarla ilgilenen adamın filmlerini tekrar tekrar izlemek.

FİLMOGRAFİ:
Permanent Vacation (Sürekli Tatil) – 1980
Stranger Than Paradise (Centten de Garip) – 1984
Down By Law (İçeridekiler) – 1986
Mystery Train (Gizem Treni) – 1989
Night On Earth (Dünyada Bir Gece) – 1991
Dead Man (Ölü Adam) – 1995
Ghost Dog: The Way Of The Samurai (Hayalet Köpek: Samuray Tarzı) – 1999
Coffee And The Cigarettes (Kahve ve Sigara) 1986 – 1989 ve 1993’te çektiği kısa filmlerin 2003 yılında birleştirip uzun metraj haline getirir
Broken Flowers (Kırık Çiçekler) – 2005






Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010