Vali

Siyasî sözü olan bir filme sinematografik açıdan yaklaşmak oldukça zor. Nihayetinde siyaset, hepimizin hayatını belirleyen ve ister istemez sinemadan daha önemli bir hadise. Fakat ilk haftasında iki yüz bin kişi tarafından seyredilen Vali filmini, önermeleri ve iddialarından bağımsız olarak değerlendirmeye çalışacağım.


Hem senaryo, hem de çekim açısından teknik problemlerle dolu Vali filminde maalesef karakterlerin neredeyse hiçbiri tiplemenin ötesine geçememişler. Erdal Beşikçioğlu’nun canlandırdığı Vali Faruk Yazıcı karakterinin iyi yazılmış olması ve Erdal Beşikçioğlu’nun; her filmde olduğu gibi bunda da ortaya koyduğu takdire şayan performans haricinde karakterlerin hepsi karton; repliklerin hepsi ölü doğmuş.


Filmde yer alan yabancı figürlerin hâla “siz Türkler...” diye beylik laflarla cümlelere başlamasından sıkılmadık mı? Casusluk yapan karakterlerin triplerinden gına gelmedi mi? Sanırım bu soruların cevabı dizi mentalitesiyle film yapma düsturunda saklı. Diziler kısa sürede üretilip, kısa sürelerde tüketildiğinden, temel amaç hikayeyi geçirmek oluyor; en azından Türkiye’de böyle. İşler böyle olunca da detaylar teferruata dönüşüyor. Fakat sinemanın kendine has bir dili, bir duruşu olmalı. Hollywood’da otuz yıl önce, gereğinden fazla sayıda yapılmış soğuk savaş dönemi filmlerinden bir farkı yok Vali’nin. İçerik olarak bizi daha yakından ilgilendiren konuları masaya yatırmış olması tek fark olarak ele alınsa da yazının başında belirtmiş olduğum gibi ‘bize dair’ ele alınan problemlere getirdiği yanıtların hepsi de problemli.
Daha ilk yarı bitmeden, filmden seyirciyi tavlayacak önermeler fışkırıyor olduğunu hissetmek bir sinemasever için üzücü oluyor. Komplo teorileri ve ‘dış mihraklar’ üzerine kurulu dokunun samimi olmaktan ziyade popülist işlenmiş olmasının yanına, ikinci yarıda ajitasyonla seyircide duygulanım yaratma çabaları bazı seyircilerde işe yaramış olsa da; tasvip edilebilecek bir üslup değil.


Film her açısıyla aksaklıklarla dolu olsa da, sürükleyici bir dokusu olduğunu da teslim etmek gerekir. Her ne kadar yönetmenin imzası senaryoda da yer alsa da, film kurgu ve çekim yetkinliğini senaryoda kesinlikle gösteremiyor. Yine siyasî içeriğini bir tarafa koyduğumuz takdirde; daha iyi bir senaryo ve daha iyi repliklerle Vali, üç boy daha iyi bir film olabilirdi. Ayrıca teknik anlamda, övgüyle bahsedilen çarpışma sahnesi öncesinde, arabanın ‘zaten’ ciddi bir hasar görmüş olması gibi ayrıntılar yine seyirciyi filmden uzaklaştırıyor.


Vali filmi, dizi mentalitesiyle hayata geçirilmiş ve sanatsal kaygılar gütmeyen ticari bir film diyebiliriz. Politik kaygıların daha ön planda tutulduğu aşikar olan bu film, ‘Türkiye üzerinde oynanan oyunlar’ hikayesine sırtını dayayarak kendini var etmeye çalışıyor; gişe başarısı da bunu başardığının bir kanıtı. Bir filmden sinemasal bir keyif almaktan ziyade, paranoyalarını pekiştirmeyi bekleyen seyircinin çok beğenebileceği Vali’nin, sinefiller için üretilmiş bir yapıt olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010